<?xml version="1.0"?><!-- generator="bbPress" -->

<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
>

<channel>
<title>ilkhaber forum: Son 35 Mesaj</title>
<link>http://forum.ilkhabergazetesi.com/</link>
<description>ilkhaber forum: Son 35 Mesaj</description>
<language>en</language>
<pubDate>Wed, 08 Sep 2010 18:50:23 +0000</pubDate>

<item>
<title>ercankarabulut konu: "İSTANBUL VE ANKARAYI KARIŞTIRAN AFİŞ !"</title>
<link>http://forum.ilkhabergazetesi.com/topic.php?id=107#post-131</link>
<pubDate>Çar, 08 Sep 2010 02:56:33 +0000</pubDate>
<dc:creator>ercankarabulut</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">131@http://forum.ilkhabergazetesi.com/</guid>
<description>&#60;p&#62;İSTANBUL VE ANKARAYI KARIŞTIRAN AFİŞ !&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;İstanbul ve Ankara’daki billboardlara yapıştırılan ve dağıtılan afişlerde &#34;HAYIR&#34; ve &#34;EVET&#34; cephelerini desteklediği iddia edilen kişileri gösterdiği görülüyor. Bu afişlerin referandum sürecini nasıl bir etki yapacağı merak konusu. Muhalefetin ve İktidarın bu afişlere karşı ne söyleyeceği kamuoyunda merak ediliyor.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;&#34;HAYIR&#34; cephesinde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, PKK Terör Örgütü Lideri Abdullah Öcalan, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, Türkiye Komünist Partisi Genel Başkanı Erkan Baş, Demokrat Parti Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk ve BDP İstanbul Milletvekili Ufuk Uras'ın resimlerinin ve isimlerinin olduğu afişlerde “LİSTEYE BAK OYUNU SEÇ” şeklinde bir yazı var. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;“EVET” cephesinde ise, Başbakan ve Ak Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, MHP Eski Genel Başkanı Alparslan Türkeş, Saadet Partisi Genel Başkanı Numan Kurtulmuş, BBP Genel Başkanı Yalçın Topçu, Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu, Sinema Yönetmeni Sinan Çetin, HAK-İŞ Genel Başkanı Salim Uslu ve Ülkü Ocakları Kurucu Genel Başkanı Ramiz Ongun isimleri yer alıyor.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;&#60;a href=&#34;http://img695.imageshack.us/i/35318189.jpg/&#34;&#62;&#38;lt;img src=&#34;http://img695.imageshack.us/img695/5909/35318189.th.jpg&#34; border=&#34;0&#34;/&#38;gt;&#60;/a&#62;&#38;lt;br&#38;gt;&#60;br /&#62;
&#60;a href=&#34;http://img651.imageshack.us/i/52413274.jpg/&#34;&#62;&#38;lt;img src=&#34;http://img651.imageshack.us/img651/1700/52413274.th.jpg&#34; border=&#34;0&#34;/&#38;gt;&#60;/a&#62;&#38;lt;br&#38;gt;&#60;br /&#62;
&#60;a href=&#34;http://img192.imageshack.us/i/17858625.jpg/&#34;&#62;&#38;lt;img src=&#34;http://img192.imageshack.us/img192/9346/17858625.th.jpg&#34; border=&#34;0&#34;/&#38;gt;&#60;/a&#62;&#38;lt;br&#38;gt;&#60;br /&#62;
&#60;a href=&#34;http://img196.imageshack.us/i/47603535.jpg/&#34;&#62;&#38;lt;img src=&#34;http://img196.imageshack.us/img196/1610/47603535.th.jpg&#34; border=&#34;0&#34;/&#38;gt;&#60;/a&#62;&#38;lt;br&#38;gt;&#60;br /&#62;
&#60;a href=&#34;http://img269.imageshack.us/i/52505860.jpg/&#34;&#62;&#38;lt;img src=&#34;http://img269.imageshack.us/img269/3053/52505860.th.jpg&#34; border=&#34;0&#34;/&#38;gt;&#60;/a&#62;&#38;lt;br&#38;gt;
&#60;/p&#62;</description>
</item>
<item>
<title>susurluk konu: "AKSAKAL ve CHP ZULMÜ..!"</title>
<link>http://forum.ilkhabergazetesi.com/topic.php?id=106#post-130</link>
<pubDate>Cts, 14 Aug 2010 12:34:24 +0000</pubDate>
<dc:creator>susurluk</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">130@http://forum.ilkhabergazetesi.com/</guid>
<description>&#60;p&#62;NOGAYTÜRK&#60;br /&#62;
Ramazan NARİN&#60;br /&#62;
&#60;a href=&#34;mailto:xsusurlukx@hotmail.com&#34;&#62;xsusurlukx@hotmail.com&#60;/a&#62;&#60;br /&#62;
                           AKSAKAL ve CHP ZULMÜ..!&#60;br /&#62;
Aksakal, Bandırma’nın beldesidir ve Aksakal Belediye Başkanı MHP’li Üstün Taşdemir, Türkiye Belediyeler Birliğinde Balıkesir’de seçilmiş ALTI Belediye başkanından biri olarak Meclis üyesidir. Bandırma Belediye Başkanı CHP’li Sedat Pekel’de, bu birliğin encümen üyesi… AKSAKAL Beldesi ise, pek çok aile bütçesinden küçük bir bütçe ile iller bankasından aldığı minik bir 16.000 TL ile, hizmet veren (vermeye çalışan) bir BELEDİYE.&#60;br /&#62;
“ Bu anlayış sürerse, Aksakal Beldesi olarak Bandırma’dan ayrılıp, Manyas, Susurluk gibi ilçelere bağlanma istemimizi gündeme getirebiliriz. &#38;lt;Aksakal Belediye Başkanı&#38;gt; ” dikkat çekicidir !&#60;br /&#62;
NÜKSEDEN, CHP’nin TEK PARTİ HASTALIĞIDIR…Geçtiğimiz hafta SON KURŞUN Gazetemizin manşeti, Başkan Üstün TAŞDEMİR’in Bandırma Belediyesine ilişkin yakınmalarına ayrılmıştı. Üstün Taşdemir tarafından ortaya atılan iddialarla ilgili, nedense konuşmaları gerekenler susuyor, bu da dikkat çekici bir durum ama, halen gündemde olan yakınmaların içeriği hakkında, okuyucularımızı bilgilendirmek için bu hafta da konuyu işleyeceğiz.&#60;br /&#62;
Ne diyor Üstün Başkan ; ‘ göreve geldiğimiz 29 Mart seçimlerinden bu yana Bandırma Belediyesinden hiçbir talebimize olumlu bir yanıt alamadık.’ Bu talepler nedir diye baktığımızda ; - Bandırma Belediyesi makine parkurunda bulunan 89 model kullanılmayan atıl bir TAŞ KESME MAKİNASI…Aksakal Belediyesi bu atıl makinayı Hibe, kira, satış ne usulde uygun görürseniz bize verin, kullanalım diyor. Bu konuda belediye meclisinden CHP li üyelerin de imzasıyla bu istem karar altına alınıyor. Bandırma Belediyesi ise, CHP li meclis üyelerinin imzasını da taşıyan bu meclis kararını görmeyerek, Aksakal CHP Belde örgütünü işaret ediyor ve gidip örgütten onay alın verelim, yoksa veremeyiz diyor ve vermiyor. Ve vermemiş.  CHP Örgütünün onayına sunulan bir Belediyeler arası dayanışma…!!!&#60;br /&#62;
Bandırma Belediyesinin uhdesinde 1000 taksi plakası varmış ve bunun 300’ü kullanılmış 700 tanesi şu an boştaymış. Aksakal Belediyesi bu plakalardan 10 tane, dikkat edin 10 tanesini istemiş yine verilmemiş ve ÖRGÜTTEN isteyin denilmiş. Belediye şirketinin yaptığı servis taşımacılığı için, servis güzergah belgesi istenmiş bu dahi Bandırma Belediyesince verilmemiş. PARTİZANLIK bu galiba…&#60;br /&#62;
GARAJLAR konusu da Bandırma da apayrı bir yara. Batı garajı diye bir yer, turnike icat edilmiş ama buraya AKSAKAL Beldesinin Belediye otobüsleri sokulmuyor.  Adeta Aksakallılar cezalandırılıyor. Manidar ve hasmane bir tutum. Bunun adı, partizanlıktan öte DÜŞMANLIKTIR bence.&#60;br /&#62;
CHP’li meclis üyesi İsmail KOÇYİĞİT ;  “ Sedat Pekel ve yönetimi Bandırma iilçesinin belediye başkan ve yöneticileridirler. Aksakal belediye yöneticisi Sayın Taşdemir'in elbetteki emir erleri değiller. Aksakalda bizim belde başkanlığımız var onlarla görüşmen daha uygun olur demiştir ve olması gerekende budur.”    Bu partizanlığı onayan, teyid eden bu beyanı sunmuş. Demek ki söylenenler doğru. KOÇYİĞİT’in beyanı ise, özrü kabahatından büyük bir saygısızlık.&#60;br /&#62;
Bandırma BELEDİYESİ aracılığı ile, CHP’li Maltepe Belediyesinin elindeki eski bir cöp aracı  Aksakal Belediyesine verilmiş. Ama kendi partisinin içinden sen nasıl MHP li Belediyeye yardımcı olursun denilmiş olmalı ki, bu araç geri istenilmiş. Geri gidecek diye de araç hizmetten çekilmiş. Aksakal, buyurun gelin alın demiş ama Maltepe henüz bir şoför gönderip aracı nedense geri almamış. ÖRGÜTÇÜLÜK oyununun, bir parçası da bu olsa gerek.&#60;br /&#62;
Oysa ki ;  29 Mart sürecinden sonra parti rozetini çıkaran ve Aksakala hizmeti önüne koyan bir Üstün Taşdemir Başkan’dan bahsediyoruz. Bandırma’ya Deniz Baykal, Atilla Sav, Onur Öymen’in geldiği gün Üstün TAŞDEMİR , ben MHP’li bir Belediye Başkanıyım diyerek kendini geri çekmemiş ve Aksakal adına, belde olarak bu kişileri karşılamaya Sedat Pekel ile birlikte gitmiştir. MHP den üst düzey Aksakala yapılan hiçbir ziyarette CHP’liler yoktur nedense ? DEMOKRATLIK, SOSYAL DEMOKRATLIK bu olsa gerek…&#60;br /&#62;
AKSAKAL BELEDİYESİNDE, 29 Mart seçimlerinden sonra izlediğimiz hizmetlere bakacak olursak ;  kurulan belediye şirketi ve bu şirket ile yaratılan istihdam örnek alınacak bir uygulamadır. Aksakal Belediyesinin öğrencilere burs verdiğini ve onları ücretsiz taşıdığını da görmezlikten gelemeyiz. Bandırma da bu uygulamalar yoktur nedense. Aksakal belediyesinin minik gibi ama 200 adet futbol yaptırıp iki genç çocuğa bir top şeklinde yaptığı sportif destek, aynı zamanda o gençlerin birbiri ile kaynaşmasını sağlamak adına çok önemli bir sosyal projedir. 200 adet topla sağlanan bir dayanışma sinerjisi…Taksi plakası konusunda Bandırma belediyesinden istediği desteği bulamayan Üstün Başkan, bu sorunu da İl ölçeğinde çözmüş olduğunu hatırlatalım bu arada. Bandırma Belediyesinden alamadığı destekler için, Balıkesir il belediyesinden destek almaya başladığını da görmemiz gerekir. Belediyecilik, alt ve üst yapı çalışmaları da hızla devam etmektedir. Bu çabalar, kanıksanamaz ve küçümsenemez.&#60;br /&#62;
Gazetemize yansıyan ve gerçek olduğu ortaya çıkan CHP Partizanlıkları karşısında şaşkın olduğumu itiraf etmeliyim. Yakışmamıştır Bandırmaya, Bandırma CHP’sine, Belediyesine…&#60;br /&#62;
Bandırma Belediyesinin veya CHP Parti örgütüyle ilgili Üstün Başkanın açıkladığı tavırlar ilgi çekicidir. CHP İlçe-Belde Başkanları ve Sedat Pekel bu iddialara cevap vermesi gereken kişiler iken, meclis üyesi İSMAİL KOÇYİĞİT’in parti adına cevap vermesi ve DOĞRU OLAN BUDUR, BELEDİYECİLİK BÖYLE YAPILIR, BANDIRMA BELEDİYESİ VE BAŞKANI AKSAKALIN ASKERİ DEĞİLDİR…gibi saçma sapan açıklamalar YAKIŞMAMIŞTIR.&#60;br /&#62;
CHP’nin, ‘Görmemişin bir çocuğu olmuş, tutmuş şeyini koparmış…’  gibi bir GÜÇ gösterisi içinde bulunmalarını, tek parti dönemini anımsatan partizanlık hastalığının nüksetmesini, ben anlamıyorum. Türkiye’nin her yerinde Büyükşehir Belediyeleri &#38;gt; bağlı belediyelere, İl Belediyeleri &#38;gt; ilçelerinin belediyelerine, İlçe belediyeleri de &#38;gt;, beldelerinin belediyelerine, imkanları ölçüsünde destek olurlar. Belediyeciliğin gereği de, tüzüğü de budur.&#60;br /&#62;
Bunu en iyi bilmesi gerekenlerin başında sayın Sedat Pekel gelmektedir, çünkü bu ikinci başkanlık dönemidir ve kendisinin TBMM tecrübesi vardır.&#60;br /&#62;
Bandırma’nın olup-olacağı iki beldesi vardır. Yani Bandırma Belediyesinin dayanışma içinde olması gereken iki yer… Birisi EDİNCİK, birisi de AKSAKAL’dır. Edincik Belediye Başkanı eski öğretmen arkadaşım Mehmet YAĞCI’da, Aksakala göre biraz fazla yardım almışsa da, Bandırma’dan gereği kadar yardım alamadığı noktasında, çok fazla sesini yükseltmese de, muzdariptir. Bandırma İL olmayı hedefliyorsa, AKSAKAL ve EDİNCİK’i ilçe konumuna hazırlaması gerekir. Oraları köyleştirerek, İL olamazsınız.&#60;br /&#62;
BANDIRMA MHP TEŞKİLATI ; Bandırma MHP Belediye Meclis Üyeleri ya sizlere ne demeli ? Allah aşkına sizin göreviniz nedir ? bilmiyorum. Aldığınız oyları saymayı bırakın da, Başkanınıza sahip çıkın. Bandırma Belediye Meclis üyeleri de, sizinde oturmaya hakkınız yoktur, Aksakala verilmeyenler, Aksakal Halkının haklı talepleri hakkında olağanüstü meclis toplantısı isteyip, bu konuları Bandırma Belediye Meclisinin gündemine getirmelisiniz. O köhne parke taşı kesme makinasını ne yaptığınızı ortaya çıkarmalısınız. Hatta, Başkan Sedat PEKEL’i Aksakal halkından özür dilettirmelisiniz veya yanlıştan döndürmelisiniz. Ama, bizim haberimiz yok, bize danışılmadı falan derseniz, o zaman da sizde YANLIŞIN içinde boğulursunuz ve sizinde özrünüz kabahatınızdan büyük olur.&#60;br /&#62;
BANDIRMA CHP ÖRGÜTÜ ;  Sizde Başkanınızı yakın takip ettiğinizi söylüyorsunuz. Ama, halkın içindeki olumsuz sesler gün be gün yükselmektedir. Bandırmalılara verilen sözlerin tutulmasında gereken gayret, Belediyede görülmemektedir. ENKAZ DEVİR aldık edebiyatı, iyi bilirsiniz ki, sökmeyecektir. Eğer ENKAZ idiyse Belediye, talip olunmayacaktı demektedir halk.&#60;br /&#62;
Belediye Başkanınıza, CHP örgütüne danışmadan Belediye imkanlarını beldelere v.s vermeyeceksin diye bir talimatınız olmamışsa veya böylesi bir karar almamış iseniz, CHP Örgütünden de sosyal demokrat olmanın gereklerini bekliyoruz. Yok, bu talimatı biz verdik, özellikle MHP li bir belediyeye yardım ederken bizden onay alacaksın sayın Sedat PEKEL demişseniz, o zaman çıkıp yaptığınız bu partizanlığı halka izah ta edeceksiniz. NİYE… ?&#60;br /&#62;
REFERANDUM DA &#38;lt;HAYIR&#38;gt;  DİYECEĞİM.  Bir aydan az bir sürenin kaldığı referandum öncesinde KEL gözükmeye başlamış ve AKEPE nin Türk Halkını nasıl aldattığı belgeleri ile ortaya çıkmaya başlamıştır. AKP, muhtemelen PKK ve BDP ile anlaşmış olmalı ki, artık Kürtçülük gemi azıya almış ve federasyon, bölünme, ayrı bayrak söylemleri açık açık seslendirilmeye başlanmıştır.  Tek bayrak, tek vatan söylemleri yapan AKEPE burada da takkiye yapmaktadır. Çünkü Kürtler de tek bayrağı kabul ediyoruz, tek vatanı şimdilik kabul ediyoruz, ama biz de kendi bayrağımızı asacağız demektedirler. Yani, ikisinin de söylemleri aynıdır. 13 EYLÜL beklenmektedir bu bölücü projelerin hayata geçirilmesi için. Bunu/ları görmemek kör olmayı hain olmayı gerektirir. &#38;lt; NOGAYTÜRK &#38;gt;
&#60;/p&#62;</description>
</item>
<item>
<title>susurluk konu: "ÜSTÜN TAŞDEMİR BAŞKAN ve CHP"</title>
<link>http://forum.ilkhabergazetesi.com/topic.php?id=105#post-129</link>
<pubDate>Sal, 10 Aug 2010 09:21:31 +0000</pubDate>
<dc:creator>susurluk</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">129@http://forum.ilkhabergazetesi.com/</guid>
<description>&#60;p&#62;NOGAYTÜRK&#60;br /&#62;
Ramazan NARİN&#60;br /&#62;
&#60;a href=&#34;mailto:xsusurlukx@hotmail.com&#34;&#62;xsusurlukx@hotmail.com&#60;/a&#62;&#60;br /&#62;
                      ÜSTÜN TAŞDEMİR BAŞKAN ve CHP ÖRGÜTÜ..!&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;“ Bu anlayış sürerse, Aksakal Beldesi olarak Bandırma’dan ayrılıp, Susurluk, M.Kemalpaşa gibi ilçelere bağlanma istemimizi gündeme getirebiliriz. &#38;lt;Aksakal Belediye Başkanı&#38;gt; ” &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;29.Mart.1999 Seçimlerinde MHP’den Aksakal Belediye Başkanı olan sayın Üstün TAŞDEMİR’in ‘bıçak kemiğe dayandı’ sözüne uyan basın açıklamalarını veya basına yansıyan mesajlarını,  üzüntüyle izledim. Demek ki, cidden yaralanmış AKSAKAL Beldemiz. Bazen, diyene değil de DEDİRTENE BAK ! dediğimiz türden bakmamız gereken bir Belediye Başkanı FERYADI’dır bu duyduklarımız. Ama AKSAKAL Halkının da feryadıdır. Çünkü sözcüleri, yetki verdikleri ülkücü Üstün TAŞDEMİR Başkandır.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Üzüntüm ; bunları söylediği için değil tabii ki. Dedirtenler sebebiyle üzüldüm.&#60;br /&#62;
Birinci üzüntüm ;  Bandırma’ daki son yerel seçimlerde AKP’nin gitmesi için, CHP ne, emanette olsa oy vermiş/verdirtmiş olmamdır. Oy vermenin ötesinde, 29.Martta kendimin BBP İGM Adayı olmam dolayısıyle, hiç çalışmadığım halde seven ve sayanlarımdan, telefonla kurduğum irtibatlarla İGM için aldığım 706 oy sebebiyle, MHP nin BİR İGM Üyeliğini 125 oyla kaçırması ve CHP’nin yine benim yüzümden BİR FAZLA İl Genel Meclisi üyesi, yanlış hatırlamıyorsam 5. sıradaki Ahmet GÖÇMEZ’i çıkarmasıdır. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;CHP, bulunduğu iktidar koltuğunda ben ve benim gibi vatandaşları pişman ettirme moduna girmiş gözükmektedir. Bu moda iseler, gerçekten üzülürüm.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Ben, 29 Mart Seçimlerinde MHP den istifa etmiş veya akabinde MHP yönetiminin demesine göre ihraç edilmiş olsam da, Bandırma da CHP Adayını destekledim ve bunu kimseden çekinmeden deklare ettim. Sayın Sedat Pekel’in, sayın Ahmet GÖÇMEZ’in kazanmasında, çorbada tuzumun olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden bu yazımı okuyan CHP’lilerden ricam, bu yazıyı yazanın oy verdiğini bilmelidir. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Ama henüz BİR YIL geçmişken, Bandırma CHP’sinin, Belediye Başkanının tavrı ve ÜSTÜN TAŞDEMİR’in açıklamaları, beni ziyadesiyle üzmüştür.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Sayın Üstün TAŞDEMİR, Bandırma ölçeğindeki siyasi yaşamda, benim 1994 yılında  Bandırma MHP Belediye Başkan Adayı olduğum dönemde birlikte ilk defa AKSAKAL MHP Belediye Başkan adayı olarak seçimlere girmiş ve bu amacını, çalışmasını 2009 yılına kadar da 15 yıl usanmadan sürdürmüş, vatanseverliğinden zerre şüphe edilmeyecek samimi bir dava adamıdır. Tam bir AKSAKAL sevdalısıdır. 2009 yılında da AKSAKAL Halkı, Üstün TAŞDEMİR’in Belediye Başkanı olmasına hükmetmiştir.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Göreve geldiği günden beridir kendisini izlerim. Şimdiye kadar asla partili kimliğini öne çıkarmamış, mesai saati gözetmeden her yaptığı fiil ve işte AKSAKAL’ı ve Aksakallıları öne çıkarmıştır. Belediyenin kasasına giren 16 bin, personeline ödediği 32 bin TL olan bir belediyeden bahsediyoruz. Bu miktarlar, pek çok aile reisinin bütçesinden küçük miktarlardır. Trilyonlarca liranın yolsuzlukta heba olduğu bir Bandırma belediyesi için, çok gülünç ve minik rakamlardır. Aylık 16 bin lira ile, 100 bin liralık bir enerji yaratılmaya çalışılmaktadır. Aksakal’da bir ilk olan Belediye şirketi ve bu şirketle başlatılan istihdam ve gelir yaratıcı çalışmaları, otobüs almalarını, asker ailelerine yardım etmelerini, makine parkındaki araç sayılarını arttırmalarını takdirle izliyorum, izliyoruz.  İzlediğim Üstün Taşdemir Başkan olmaktan öte gerekirse bir formen, gerekirse bir ustabaşı, gerekirse bir şoför, bir mühendis gibi 24 saat işinin başında ve takibinde olan bir kişidir. O’nu MESAİ SAATLERİNDE KOLTUĞUNDA OTURAN, GELEN-GİDENLE ÇAY KAHVE İÇEN BİR BAŞKAN gibi kimse görmemiştir ve göremez de…Randevusuz ve habersiz onu ziyarete gidenin, başkanı koltuğunda otururken görmesi, çok küçük bir ihtimaldir. Bandırma da bir kamuoyu yoklaması yapılsın görülecektir ki, Aksakal Beldesi MHP li tek Belediye olmasına rağmen, MHP adı değil, Üstün TAŞDEMİR adı veya Belediye Başkanlığı öne çıkacaktır. Çünkü, Üstün Başkan ve ekibi, PARTİZAN değildir.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Üstün Başkan, Belediyesinin dar ve kısıtlı imkanlarına rağmen arkasında bir eser bırakmak için değil, MHP nin parti reklamını yapmak için değil, başkanlığı süresince Aksakal Halkının sorunlarına çare olmak için… çırpınıp durmaktadır. Son bir yılda Aksakalda yapılanları irdelerken ve etüd ederken, Üstün Başkanı iyi anlamak, iyi okumak gerekir. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;İkinci üzüntüm, Bandırma Belediyesinin veya CHP Parti örgütüyle ilgili Başkanın açıkladığı tavırlarıdır. CHP’nin, ‘Görmemişin bir çocuğu olmuş, tutmuş şeyini koparmış…’  gibi bir GÜÇ gösterisi içinde bulunmalarını, ben anlamıyorum. Türkiye’nin her yerinde Büyükşehir Belediyeleri &#38;gt; bağlı belediyelere, İl Belediyeleri &#38;gt; ilçelerinin belediyelerine, İlçe belediyeleri de &#38;gt;, beldelerinin belediyelerine imkanları ölçüsünde destek olurlar. Belediyeciliğin gereği de, tüzüğü de budur.&#60;br /&#62;
Bunu en iyi bilmesi gerekenlerin başında sayın Sedat Pekel gelmektedir, çünkü bu ikinci başkanlık dönemidir ve kendisinin TBMM tecrübesi vardır.&#60;br /&#62;
Bandırma’nın olup-olacağı iki beldesi vardır. Yani Bandırma Belediyesinin dayanışma içinde olması gereken iki yer… Birisi EDİNCİK, birisi de AKSAKAL’dır. Edincik Belediye Başkanı eski öğretmen arkadaşım Mehmet YAĞCI’da Bandırma’dan gereği kadar yardım alamadığı noktasında, çok fazla sesini yükseltmese de, muzdariptir.&#60;br /&#62;
Başkan TAŞDEMİR’in açıklamalarına göre ;&#60;br /&#62;
- “ Bandırma Belediyesi’nden parke taş kesme makinesi istenmiş, VERİLMEMİŞ ..! ”&#60;br /&#62;
- “ Bandırma Belediyesinin onaylaması gereken Taksi durağı istenmiş, KABUL EDİLMEMİŞ..! ”&#60;br /&#62;
- “ Edincik Beldesi’nin otobüsleri, Batı Garajı’na girip-çıkarken, çifte standart uygulanarak, giriş-çıkış için Batı Garajında Aksakal Belediye otobüslerine izin YOKMUŞ..! ”&#60;br /&#62;
Bandırma Belediye Başkanı Sedat Pekel’in, Aksakal Beldesi adına istedikleri her yardım talebi ile ilgili olarak kendilerine ; (Benim için, dehşetli ve sorgulanması gereken bir ifadedir)&#60;br /&#62;
-  “ Önce CHP Aksakal belde yönetimine gidip, onlarla anlaşın.DİYORMUŞ..! ”&#60;br /&#62;
Ve Başkan, bugüne kadar Sedat PEKEL’den bekledikleri İYİ NİYETİ göremediklerini, Aksakallılara reva görülen bu tavrı anlayamadıklarını, üzüldüklerini de İFADE ETMİŞ.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;EN DİKKAT ÇEKİCİ İSE ; “ Aksakal Beldesi olarak Bandırma’dan ayrılıp, Susurluk, M. Kemalpaşa gibi ilçelere bağlanma istemimizi gündeme getirebiliriz…!!! ”  demiş.&#60;br /&#62;
Burada belirtilenlerin hepsine kamuoyunun dikkatini çekmek ve Bandırma Belediyesinin veya Belediye Başkanı sayın Sedat PEKEL’in yaptığı yanlıştan dönmesini sağlamak gereklidir. Birinci yılda ortaya çıkan bu olumsuzlukların sürmesi halinde, istemediğimiz gündemleri yaşayabiliriz çünkü.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;PARKE KESME MAKİNASI, Bandırma Belediyesi veya Sedat PEKEL’in bizzat, bir iş makinesini bir veya birkaç günlüğüne bir beldesine vermemesini mazur gösterecek bir tek sebep olabilir, o da o iş makinasının istenildiği günlerde Bandırmadaki parke taşlarının kesilmesinde çok yoğun olmasıdır. Sayın Pekel’den bu türlü bir mazaret ve tekzip almadık. Bu yüzden, yanlışsın Sedat BAŞKAN…&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;TAKSİ DURAĞI, Bu konuda ruhsat Sedat PEKEL’in elindeyse ve verilmemişse, gine YANLIŞSIN Sedat Başkan.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;BATI GARAJI, KİPA gelecek diye terminalin Bandırmanın çok dışına çıkarılması herkeste şikayet konusu iken, Edincik’e, Erdek’e, Tatlısu’ya tanınan Batı Garajı giriş-çıkışlarının Aksakal’a verilmemesi manidardır ve kocaman YANLIŞTIR. Ne yani AKSAKAL üvey evlat mıdır ? Aksakal halkına ceza vermek hakkını kendinizde nasıl buluyorsunuz ?&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;EN KÖTÜSÜ ; CHP’yi tek parti iktidarı alışkanlığına götüren istenilen belde yardımlarının oradaki CHP Örgütünün onayına götürülmesidir. Bu fecaattir. Siyaseten intihardır. Aksakal Belediyesinde bildiğimiz kadarı ile CHP li meclis üyeleri de vardır. Muhtemel Üstün Başkanın Bandırmadan istedikleri için, onlarda mecliste onay vermişlerdir. CHP, kendi meclis üyelerini yok sayarak ;  Üstün Başkanın işbu taleplerini kendi kafasından, kendi bahçesindeki işler için istenen özel yardımlar nitelemesi olamaz. İstenenler bizzat Aksakal Halkının hizmeti için istenenlerdir. Haklı isteklerdir. Bunlar için torpil mi yapmak gereklidir ? CHP li meclis üyelerinin bulunduğu bir meclisin kararı olan talepleri hangi siyasi mülahaza ile parti örgütünün onayına gönderiyorsunuz ?  Bu, derhal geri dönülmesi ve Aksakal Halkından özür dilenmesi gereken bir vehamettir. İki başkanın kendi aralarında görüşerek halledebilecekleri bir hizmetin, görüşmeden kaçarak, parti örgütünün üstüne atarak halli mümkün değildir. CHP, Umarım bu erdemi gösterir.&#60;br /&#62;
Çünkü, Bandırma Belediyesinin imkanları Bandırma Halkınındır. CHP Örgütünün şahsi malı yoktur. Bandırma Belediyesi Makine Parkurunun maliyetini, Bandırma Halkı karşılamıştır. CHP Örgütünün babasının malı veya örgütün malı diye bir şey yoktur. Kimin malını kime veriyorsunuz veya nasıl vermezsiniz ? Belediyeler arası dayanışmada örgütlerin onayı olacak diye bir teamül de yoktur, yasa da yoktur. PARTİZANLIK yapılacaksa da bu şekilde ayan beyan yapılmaz. Yakışmamıştır. CHP ve Sedat PEKEL bu hasmane tutumdan dolayı Yanlışın içindedirler.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;BANDIRMA BELEDİYESİ, bir an önce içine girdiği gereksiz güçlülük gösterisinden çıkmalı ve Bandırma Halkına, beldelerine köylerine verdiği sözleri, yerine getirmelidir.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;BANDIRMA MHP TEŞKİLATI ; Bandırma MHP Belediye Meclis Üyeleri ya sizlere ne demeli ? Allah aşkına sizin göreviniz nedir ? Aldığınız oyları saymayı bırakın da, Başkanınıza sahip çıkın. Bandırma Belediye Meclis üyeleri de, sizinde oturmaya hakkınız yoktur, Aksakala verilmeyenler hakkında olağanüstü meclis toplantısı isteyip, bu konuları meclisin gündemine getirmelisiniz. O parke taşı kesme makinasının Aksakala lazım olduğu tarihlerdeki görev belgelerini bulup ortaya çıkarmalısınız. Hatta, Başkan Sedat PEKEL’i Aksakal halkından özür dilettirmelisiniz veya yanlıştan döndürmelisiniz. Ama, bizim haberimiz yok, bize danışılmadı falan derseniz, o zaman da sizde YANLIŞIN içinde boğulursunuz.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;BANDIRMA CHP ÖRGÜTÜ ;  Sizde Başkanınızı yakın takip ettiğinizi söylüyorsunuz. Ama, halkın içindeki olumsuz sesler gün be gün yükselmektedir. Bandırmalılara verilen sözlerin tutulmasında gereken gayret, Belediyede görülmemektedir. ENKAZ DEVİR aldık edebiyatı, iyi bilirsiniz ki sökmeyecektir. Eğer ENKAZ idiyse Belediye, talip olunmayacaktı demektedir halk. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Belediye Başkanınıza, örgüte danışmadan Belediye imkanlarını beldelere v.s vermeyeceksin diye bir talimatınız olmamışsa veya böylesi bir karar almamış iseniz, CHP Örgütünden de sosyal demokrat olmanın gereklerini bekliyoruz. Yok, bu talimatı biz verdik, özellikle MHP li bir belediyeye yardım ederken bizdin onay alacaksın sayın Sedat PEKEL demişseniz, o zaman çıkıp bunu halka izah ta edeceksiniz. NİYE ?        &#38;lt; NOGAYTÜRK &#38;gt;
&#60;/p&#62;</description>
</item>
<item>
<title>susurluk konu: "AK FAŞİZME HAYIR..!"</title>
<link>http://forum.ilkhabergazetesi.com/topic.php?id=104#post-128</link>
<pubDate>Cts, 07 Aug 2010 19:03:48 +0000</pubDate>
<dc:creator>susurluk</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">128@http://forum.ilkhabergazetesi.com/</guid>
<description>&#60;p&#62;NOGAYTÜRK&#60;br /&#62;
Ramazan NARİN&#60;br /&#62;
&#60;a href=&#34;mailto:xsusurlukx@hotmail.com&#34;&#62;xsusurlukx@hotmail.com&#60;/a&#62;&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;                                  AK FAŞİZME HAYIR..!&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Örnekleri az da olsa, aynı yerde köşe yazarlığı yapıp farklı görüşler sergileyenler olmaz mı ?  Olur. Olmalı mı ? olmalı…&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;SEVİLAY DİLEK, arkadaşımız kendisinin önceki haftaki EVET-Çİ yazısına gönderdiğim minik eleştiriye karşın, geçen hafta köşesinde Türk ev sahibesi nezaketiyle beni misafir etmişti. Demokrasi kelimesini pek sevdiğim söylenemez ama böylesi demokratik davranışları jest saydığım için, öncelikle Sevilay Hanıma, nezaketinden dolayı teşekkür ediyorum. Ben de bu hafta, bilmukabele Sevilay Hanımı ve Gazetemizin başyazarı Engin ARICAN’ı köşeme misafir ediyorum.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;İki Arkadaşım da, 12-EYLÜL-1980 İhtilalinin ve öncesinin ve sonrasının acılarını çekmiş arkadaşlarımızdır. Garip ama, ben de onlar kadar olmasa da, o kervanda onların kaderdaşıyım. Yani salt ilgili ve meraklı olduğum için, 12 EYLÜL’le ilgili bir şeyler yazmıyorum. Ben, 12 Eylül 1980 öncesinde Ülkü Ocakları Başkanıydım, 12 Eylül 1980’de de MHP İlçe Başkanı. İhtilal günü de Kütahya’daydım. C-5 –MAMAK İşkencelerine maruz kalmadıysam da, ben de naçizane tutanaklara girmeyen adsız işkencelerden geçmiş biriyim. Buna rağmen Ben, bu 12 Eylül Referandumunun HAYIR diyeniyim. Bu arkadaşlarımız EVET diyeni (en azından şimdilik). Gerçi Engin arkadaşımı, henüz kararsız görüyorum ama Sevilay Arkadaşımız, kararlı bir EVET-Çİ gibi. 12.EYLÜL.1980 ile hesaplaşmak istiyorlar.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Öncelikle okuyuculara şunu belirtmek isterim. Ben, MHPartisinde kayıtlı bir partili değilim. Hiçbir siyasi oluşumda da kayıtlı değilim. İstifa ettiğim, arkamdan ihraç edildiği söylenen biriyim ve  MHP adına konuşmuyorum. Fikirlerim, beni bağlar.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Sevilay Hanım, 12.EYLÜL.1980 Tarihinde Tayyip ERDOĞAN’ın nerede ve hangi düşüncede olduğunu sormamı tek taraflı olarak düşünmüş. Bugünkü siyasilerin çoğunun 12 eylülden etkilenmediğini ima etmiş. Peki, bakalım. O tarihte, Devlet BAHÇELİ nerdeydi ? Devlet BAHÇELİ, C-5 te değildi, Mamak ta da yoktu. Filistin askısına çekilmedi. Ama, bu demek değildir ki, Devlet Bey ülkücü değildi. Devlet Beyin biyografisini incelerseniz, o’nun hangi tarihlerde hangi görevleri yaptığını görürsünüz. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Haaaa, Devlet Bey’de Muhsin Yazıcıoğlu ve sayısız ülkücüler gibi Mamaktaki C-5 teki iğrenç ve korkunç işkencelere maruz kalmış biri olsaydı ne olurdu ? O zaman, MHP-DSP-ANAP Hükümeti kurulamazdı mesela. Sayın Rahşan ECEVİT, ben katillerle diyeceğine KATİLLE birlikte hükümet etmeyi içime sindiremiyorum u, daha yüksek sesle söylerdi. Ve bugünkü MHP muhalifleri ve yandaş işbirlikçi basın da, en başta AKP, işte görüyorsunuz bunların hepsi ya katil ya da mahkum diyerek düşmanlık yaparlardı. Ki, R.T.E’nin bu konuda geçmişte sarfettiği ifadelerin mürekkepleri, bizde henüz kurumamıştır. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Devlet Bey, Filistin askısına asılsaydı ; 1984 MSP Gençlik Kolu Başkanı R.T.E, “ asılanlar az, biz iktidara gelince FATİH SULTAN MEHMET Kanunlarını uygulayacağız….” demişken, bugünkü takkiyyeyi yapıp timsah misali 12 eylül mağduriyetine sahip çıkamazdı. Eğer MHP nin başında İSA ARMAĞAN, Mehmet Ali AĞCA gibi isimler olsaydı, zevkten dört köşe olurlardı.  1980-1984 te neden az ülkücü asıldı politikalarını devam ettirir ve ülkücülere önceden söylediği FAŞİST-IRKI-KAFATASÇI-KATİL  söylemlerini sürdürürlerdi. Yazık oldu, bu silahını kaybetti sayın Tayyip Bey, şimdi timsah misali de olsa 12 eylül mağdurlarına sahip çıkmak durumunda kaldı. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Yani SEVİLAY Hanım, 12 Eylül Referandumdaki değişiklik paketi, mağdurların projesi değildir. Ama şunu diyebiliriz…Neden, bu geçici 15. maddenin kaldırılması teklifini MUHALEFET vermedi, neden Kenan Evrenden hesap sormadılar diyebilirsiniz. Ben diyorum çünkü. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Sevilay Hanımın şu tespiti çok doğru. “ 12 eylül üzerinden üzerinde tepişilen bizler değil miyiz ? ”  Evet, bizleriz. Öyleyse neden, akfaşizmin altında tepişirken tepişenlerden birinin ayağını ULU, diğerini SUÇLU görüyoruz. Birisi çok mu sert veya çok mu yumuşaktı yoksa ?&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Kenan Evren şimdi, kendimi asarım değil de beynime sıkarım diyor, hangi şartta diyor ? beni yargılamaya kalkarsanız. Ama EVET çıkınca sıkarım demiyor, dikkat edin. Çünkü o da biliyor ki EVET te çıksa, bu hükümet bu meclis 12 eylülü yargılayamaz.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Tayyip Erdoğan da aynı oyunu oynuyor. Genel seçimlerde 2. parti çıkarsa istifa edeceğini söylüyor ama referandumda HAYIR çıkarsa ne yapacağını tam söylemiyor.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Sevilay Hanım, siz de 12 Eylül işkencelerinde ölenlere sorulsa, tıpkı manken Fetullah Hoca gibi ehl-i kubura yani toprak altında yatanlara başvurulsa, EVET diyeceklerini düşünüyorsunuz. Ben, ölüler adına bir yorumda bulunmadım ve bulunmaya da hakkım yok ve benim için çok farazi olur. Ben diyorum ki, bu paket 12 eylül rövanşı değil, 12 eylül hesaplaşması hiç değil. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Ben çocukken köyümüze, ilkokuluma arada bir sihirbazlar gelirdi, toplanırdık ve sihirlerini şaşkınlıkla izlerdik. Aslında yaptıklarının el çabukluğu marifet bir gözbaycılık (göz boyamacılık) olduğunu, mesela yanan bir sigaranın yok edilişinin kerametini büyüyünce öğrendik. Bugünde siyaseten yapılan GÖZBAYCILIKTIR. Hükümetin, Amerikan - BOP Projesi olarak sahneye çıkıp yaptığı,  bir GÖZ BOYAMACILIKTIR.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Bugün, kapitalizmin ağır çarkları içinde un-ufak edilen bir İNSANİYET yaşıyoruz. 12 eylülde asılanların aileleri içinde yapılmış bir kamuoyu yoklaması yok. Ve yapılmamalı. Çünkü onların acılarını bir daha tazeleyip, onların intikamına sığınıp, yapmayacağınız bir hesaplaşmaya onları alet etmemeliyiz. Bu yüzden sevgili arkadaşımız Sevilay Hanımın, 12 eylülde asılan-kesilen, mağremiyetlerine elektrik verilip cop sokulan insanlarımızın asıl intikamının, bugünkü Amerikan projesinin patlatılması ve HAYIR denilerek alınacağına inanmasını, tıpkı 70 li yıllardaki ‘ HOŞT AMERİKA ! PUŞT AMERİKA ! ÜLKEMİZDEN DEFOL GİT  AMERİKA ! ‘ diye bağıran Deniz Gezmişlerin vasiyetinin, yerine getirilmesini beklerim. Bugün at iziyle it izi birbirine öyle karıştırıldı ki, ortam öyle bulandırıldı ki, Türk Milliyetçisi Ramazan NARİN, Hoşt demenin KIZILELMANIN peşinde, 70’li yıllarda Hoşt diyenler ise, Buyur demenin…!&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;ENGİN ARICAN, Arkadaşımız da 12 Eylülün mağdurlarından biri olarak elbette ki HESAPLAŞMANIN olması ve sorumlu ihtilalcilerin yargılanmasını savunmaktadır. Bende, hesaplaşma olsun ve ihtilalciler yargılansın diyorum ama, bunu Anayasa değişiklik tasarısına EVET diyerek değil, HAYIR diyerek söylüyorum. Çünkü, gözbaycıların hilelerini biliyorum artık.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Engin Arkadaşımız da, bu mağduriyetin  mağdur ailelerine olan olumsuz yansımalarını hatırlatarak, bu hesaplaşmayı savunmaktadır. Ama gözbaycıyı görmeden ve gözünün boyandığını unutarak. Oysa, Engin’de basiretli bir vatansever olarak iyi bilir ki, kukla oynatıcısını veya sihirbazın kendisini ve 13 eylülü pekala görmek ve öngörü yapmamız gereklidir. Bana göre;  13 eylül asla 12 eylülün hesaplaması olmayacaktır. Ama bu kararsızlığını ben, acaba bu fırsatta giderse bir daha bu hesaplaşma ortamı doğar mı ? Kaygısına bağlıyorum.  Doğar ENGİN, doğar kardeşim. Doğmazsa bu hesaplaşmanın ebesi sen olursun, biz oluruz. Ama doğar.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Bu arada aklıma geldi. 12 Eylülden sonra pek çok devlet memuru ve akademisyen 1402’lik olmuş, ya sürgün ya da işten atılmışlardı. Dikkat ediyor musunuz, çoğu ölmüş bile olsalar, sağ olanların, yani onların bile sesi çıkmıyor ? Veya eski solcu diye, eski ülkücü diye EVET-çilerin peşinden koşan yandaş basın, bu adamlara neden gitmiyor acaba ? &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Bugün karartılmış bir ortamdayız ve bu GÖZBAYCININ başarısıdır. Görüldüğü gibi 12 eylül mağduru bir kısım ülkücüler ile, bir kısım solcu-devrimciler sayıları çok az da olsalar, devşirilmiş ve EVETÇİ yapılmışlardır. Amerikanın sermayesidirler. Kullanıldıklarının veya acılarının sermaye yapıldığının umarım farkına varırlar ve sandık başında AKPKK tasarısına vicdanları rahat EVET diyemezler. Ve demeyeceklerdir.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Ya kimler evet diyecektir ? Öncelikle Amerikan işbirlikçileri ve hainler, sonra Kürtçülük üzerine hesap yapanların tümü, yargıdan yüce divandan kurtulmanın hesabını yapanların tümü, EVET diyecektir. Ama bu defa hesapları tutmayacak ve 13 eylülde davul-zurna çalamayacaklardır. HAYIR çıkınca, hemen apar topar, bu halka bol promosyon ve spekülatif kararlarla bol bol rüşvet dağıtıp, işçiye, memura, emekliyenlere biraz zam verip hemen seçime gideceklerdir. Engin Arkadaşımızın, önümüzdeki 12 eylülü ; hesaplaşma için gün sayanların beklediği kırılma noktası gibi görmemesi umudunu taşıyorum. Engin ARICAN’ın ; “ BIRAKIN, KONUŞALIM KARDEŞİM...BİZ KONUŞACAĞIZ ve 12 EYLÜL DİKTATÖRLÜĞÜ İLE HESAPLAŞILACAKSA ÖNCE BİZ HESAPLAŞACAĞIZ.. BİR DÖNEMİN KARANLIK ve KANLI DEFTERİ KAPATILACAK İSE BİZLER KAPATACAĞIZ…” Cümlesine sonuna kadar katılıyorum. Engin’in bulunduğu siyasi organizasyonda mı buluşuruz bunun için, yoksa benim bulunduğum siyasi organizasyonda mı buluşuruz ? bilemem.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;ESKİ ÜLKÜCÜLER ;  MHP’de sadece eski ülkücüler sıfatını taşıyan bir kısım medyatik isimler ile, AKP nin gücüne, ak faşizme eller yukarı demiş ve bu düzene biat etmiş bazıları, EKSEN KAYMASI yaratıyor mu ? yaratıyor tabii ki. Onlarında tek savunusu, aman bizi 12 eylülcülerle hesaplaşmaktan alıkoymayın, koyarsanız hain siz olursunuz… Bu sesler ülkücülüğün istismarıdır, ülkücülükten son bir nema almanın hesaplarıdır. Hiçbir ülkücü çektiği çileye karşın bu vatanın, bu milletin zerresine bir zarar gelmesini asla kabul edemez, ediyorsa ÜLKÜCÜ değildir.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Sol kesimde de, kapitalizmle tanışan kesimde de  EVET’çilik uyanmıştır. Buna tepki gösteren ULUSAL PARTİ ve Gökçe FIRAT’ın marjinal solu ve ülkücüleri içine alan UYAN ARTIK BOZKURT.. çağrısını okudum.  Benden daha karamsar ve daha hassas ifadelerini gördüm. Her gün T.C. Devleti Kurumlarına yapılan saldırılar ve verilen şehitlerden dolayı karamsar ve hatta infial içindeler. Bu infiallerine, ben de sonuna kadar katılıyorum.    Lakin…&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Çağrıda ; ‘ İtler sokakta terör estirirken bozkurt kuzu olmuş seyrediyor mu dedirteceksin. Kuzu mu olacaksın kurt mu ülkücü...&#60;br /&#62;
Osman Gazi’yi hatırlasana  ülkücü. Selçuklu’nun uç beyiydi, töre padişaha bağlılıktı, onlar da bağlıydı. Ama ne zaman ki Selçuklu başka bir devletin hakimiyetine girdi, o zaman Osman Gazi kendi beyliğini ilan etti.  Çünkü kağan vatanın bağımsızlığını savunamıyorsa, ona bağlı olunmaz.  Türk töresi Türk’ün bağımsız yaşamasıdır.&#60;br /&#62;
Kağan bağımlıysa soy da bağımlı olur. Soyu bağımsız yapmak, kimi zaman kağandan kurtulmayı gerektirir.  Osman Gazi, ya yıkılan Selçuklu kağanına bağlı kalıp Türklüğün yok oluşunu seyredecekti, ya da Türk’ü yeniden şahlandıracaktı. Töre kan değişimini ve kağan değişimini gerektirdi.  Osman Gazi liderine bağlı kalsaydı törem budur diye, şimdi sen de ben de bu topraklarda olmayacaktık ülkücü.&#60;br /&#62;
Ama varız çünkü Osman Gazi aslolan Türk’ ün bağımsızlığıdır dedi. Sen o cesareti gösteremeyecek misin ülkücü ?&#60;br /&#62;
Tanrı Türk’ü korusun deme bozkurt.&#60;br /&#62;
Sen Türk’ü korumazsan, Tanrı neden Türk’ü korusun.&#60;br /&#62;
Türk’ün tanrısı, vatanının bölünmesini seyreden sefilleri korumaz ülkücü. “ diyorlar, lakin ;&#60;br /&#62;
ÜLKÜCÜLERİ adeta liderden koparıp, sokağa dökmeye açık çağrı bahabındaki bu davetin günü, bence henüz gelmedi. Bu davetin günü, 13 eylülden sonra oluşacak konjoktürde  Kızılelma ülküsünde buluşan Türk Milliyetçilerinin kurultayında, Osman Gazi mi olunacak ? Başbuğ M.Kemal mi ? şeklinde yapılmalıdır. Gerçek ülkücüler ve Türk milliyetçileri milletimizin etrafında döndürülen emperyalist oyunların, AKFAŞİZMİN farkındadırlar ve HAYIR demektedirler. İşbu HAYIR kampanyası sonlandırılmadan, AKP ve Emperyalist saldırılara karşı uygulanacak strateji sağlıklı tespit edilemez. Referandumda çıkacak evet, emperyalistlerin bu defa devletin tam tepesine geçirdikleri bir ÇUVAL olacaktır. Bu yüzden, 2. ÇUVAL’a hayır, HAYIR-lı günler, HAYIR-lı 12 eylül diliyorum.  NOGAYTÜRK.
&#60;/p&#62;</description>
</item>
<item>
<title>susurluk konu: "HAYIR da HAYIR VARDIR..."</title>
<link>http://forum.ilkhabergazetesi.com/topic.php?id=103#post-127</link>
<pubDate>Paz, 01 Aug 2010 10:22:42 +0000</pubDate>
<dc:creator>susurluk</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">127@http://forum.ilkhabergazetesi.com/</guid>
<description>&#60;p&#62;&#60;a href=&#34;http://www.facebook.com/note.php?note_id=139548096076584&#34; rel=&#34;nofollow&#34;&#62;http://www.facebook.com/note.php?note_id=139548096076584&#60;/a&#62;&#60;br /&#62;
NOGAYTÜRK&#60;br /&#62;
Ramazan NARİN&#60;br /&#62;
&#60;a href=&#34;mailto:xsusurlukx@hotmail.com&#34;&#62;xsusurlukx@hotmail.com&#60;/a&#62;&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;                                    HAYIR..!&#60;br /&#62;
Bugün duyduğum EVET seslerinden sonra, midem bulandı ve mideme kramplar girdi. Neden bu haldeyim in cevaplarını ararken,  Demokratik AÇILIMI bol bol düşünme şansım oldu. HAYIR ‘da hayır vardır dedim.  ÖNCE şunlara bir göz atalım. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Diyarbakır Belediye Başkanı Osman BAYDEMİR, hani şu Devlete S…..r  çeken adam, DÜN  Tunceli’ de konuşmuş ve kusmuş. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Baydemir burada yaptığı konuşmada, &#34; Demokratik Türkiye bütün etnik kimliklerin, emekçilerin inançların hiçbir tanesinin kendisini dışarıda görmediği, baskılanmadığı, kendini özgürce ifade ettiği ve aynı zamanda gelir dağılımında da adaletin sağlandığı demokratik, müreffeh bir Türkiye yaratma projesidir. Peki demokratik müreffeh bir Türkiye nasıl olacak ? Özerk Doğu Karadeniz olacak Özerk Orta Karadeniz olacak, aynı zamanda Demokratik Türkiye, Özerk Kürdistan olacak.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Türk bayrağı Türkiye’de dalgalanmaya devam edecektir. Buna da hiçbir itirazımız yok ama bununla birlikte her bölgede bölgesel parlemento olacaktır. Bu bölgesel parlamentolardan bir tanesi de Kürdistan Bölgesel Parlamentosu olacaktır. Türk bayrağının yanında Türkiye bayrağının yanında benim dedelerimin, hepinizin dedelerinin de katkısı  (bu katkıları neyse?) ile ödemiş olduğu bedelle (bu bedelleri neyse ?) elde edilen ve şu an asılan bayrağın yanında elbette ki Kürt halkının da yerel renkleri, bayrağı da gökyüzünde olacaktır. Belediye binamızın önünde ay yıldızlı Türk bayrağımızla sarı kırmızı yeşil bayrağımız dalgalansa ne olur &#34;    dedi/miş…&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Yavvvvvv, dediklerinin hangisine söveyim vallahi ağzım açık okudum bu beyanatı. Bu kürt beyi, Karadenizi bile 3’ e bölmüş. Özerk doğu Karadeniz, Özerk Orta Karadeniz, sanırım batısını da, Demokratik Türkiye Karadenizi adıyla bize bırakmış…Lütfetmiş ! Çünkü, Başbakanın ‘ bu ülkede 36 etnik gurup var.’ Demesine göre, az bile yapmış..!&#60;br /&#62;
Diyarbakır Belediye binasının önünde hazırlanan direkler boş şu anda. Birinde neden PKK KÜRT Bayrağı dalgalanmasın ? diyor hazret. Nedenini de kendisi açıklıyor. Diyor ki benim dedem BEDEL ödedi. Nasıl ödemiş ? Eğer onun soyunu sopunu, dedesini nenesini bulmazsa bu devlet ve açıklamazsa sorulan bedeli, yazıktır, çok yazıktır… Çanakkale Çanakkale dedikleri savaşta, onbinlerce Türk Gencinin yanında sadece 600 kürt şehit olmuştur.  Şimdi bu onbinlerce şehidin torunları dedelerinin bedelini almıyor bu devletten, bu 600 kürdün torunlarından olduğunu söyleyen BAYDEMİR, bedel istiyor. Veririz, veririz ! Ama, bedel istenilmez alınır. Türk, nasıl kanını vererek ve düşmanın kanını alarak haritada KIRMIZI ÇİZGİ çizmişse, Baydemir’e tavsiyemdir… gerillalarınız yetmiyor hazret !  hepiniz, topunuz kuşanın ve çıkın, ve sıkıyorsa o kırmızı çizgileri çizin.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;S….rci  BAYDEMİR’in bu midemi bulandıran sözlerinden sonra, onbinlerce gencimizin katili, teröristbaşı, İmralı efesi konuşmuş. Bakın neler demiş….neler savurmuş… (meydan boş yaa)&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;“ Yüksekova gibi bir yerde kent çatışması olursa ne olur? 100 bin kişi bir anda sokağa dökülür. İnsanlar silahlıdır, oradaki aşiretler biliyorsunuz her zaman silahlıdır. Halk arasına gerilla da karışırsa, uçaklar kalkar, bombalar, panzerler tarar, bir an da 10 bin kişi ölebilir. Bunun İstanbul, Mersin, Adana, Diyarbakır gibi kentlerde olması halinde, Diyarbakır gençlerini böyle bir durumda kim durdurabilir? Böyle şeyler gelişirse, kent çatışmalarına sıçrarsa, bir günlük bilanço 30 yıllık süreçteki bilanço kadar olur. Bunlar sosyolojik tespitlerdir. Ben tehlikelere işaret ediyorum. ” &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;“ Sorunlar siyasal yollarla çözülmezse, çatışmalar kentlere sıçrayabilir. Diyarbakırlı gençler sokağa çıkınca, aralarına bir de gerilla karıştığında 30 yılın bilançosu bir günde yaşanır.”&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Devam ediyor ; “ Devlet de PKK de bildiğini okuyor. İşte görüyorsunuz iki taraf da beni dinlemiyor, aldıkları kararları uyguluyorlar. Çözüm gelişmezse, bıçak her iki tarafa da şiddetli batar. Bu nedenle tüm kesimlere ’Öcalan’ın sesini duyun’ diyorum. (ben duyamadım bi daha bağır şerefsiz !) Devlet başarısızlığını, PKKda yetersizliğini bana yüklüyor. Ne devletin bu sorunu çözmeye ne de PKK’nın devrim yapmaya niyeti var. Halk da bezmiş durumda. Devlete sesleniyorum, bu sorunu çözeceksen çöz, imha edeceksen et ! PKK’ya da sesleniyorum, devrim yapacaksan yap, teslim olacaksan da ol ! ”  &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Canı sıkılmış sarayında belli ki, avukatlarına bunları söylemişmiş-miş. İhtiyaçtan, bayan avukatları da var bilin haaaa. Neden canı sıkılıyorsa orda…? Nedir peki, 30 yılın bilançosu, 40.000 insan. Peki ne diyor bu şerefsiz, KÜRDİSTANI kurdurmazsanız (bunun adı siyasal çözüm) bir gün gerillalar Diyarbakırlı gençlerle birlikte, KATLİAM/LAR YAPAR, EN AZ 40.000 KİŞİ, BİR GÜNDE ÖLÜR.!&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Tehdit bu kadarcık. Yapar mı ? Yapamaz. Ama fırsat bulursa dener tabii ki. Yurt, denilen şeyin KANLA kurulduğunu, o’ da biliyor.  Ama bilmediği bir şey var, o da MATEMATİK. Biz Sakarya Savaşında, Dumlupınar da, Çanakkale de, içerdeki tüm hainlerle yaptığımız muharebelerde, bir günde 40.000 şehit hiç vermedik. Sarıkamış’a özeniyorsa, orda dahi vermedik. Verdirmedik. Bugün öyle bir şey olur mu ? Allah korusun olur belki… Türkiye’deki Kürtler nasılsa biz 25 milyonuz TÜRKİYE bizim deme cüretini buluyorlar, olabilir tabii. İçlerinde belki vardır, bir günde 40.000 kendini patlatacak canlı bomba. Yapsınlar bunu da tarihe geçsinler, ne diyelim. Kolay gelsin PUŞT, kolay gelsin ŞEREFSİZ HAİN apo.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Bana göre ; işbu Anayasa değişikleri, esas olarak, Türkiye’yi ve bölgeyi, yukarıda bir iki örnekle saydığım malum kürt istekleri ve tehditleri doğrultusunda yeni baştan dizayn etmenin son bir temel atma aparatı olarak veya çıkarılacak demokratik yasaların altyapısı olarak gerçekleştirilmek isteniyor. Bu kanıya nasıl ulaştığım konusuna gelince, bu bilgiler TÜRK-AMERİKAN Bürokratları arasında geçen konuşmalarda, pekişmiş bilgilerdir. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Beyin cimnastiği yapalım. Başbakanın bir EVET Mitinginde, bir öğretmen memur sendikası, AKP Yandaşı bir sendika (EĞİTİM BİR-SEN)  imzasıyla açılan bir pankart. (Başbakanın da çok hoşuna gitti, tebrikledi onları) NİKAH MASASINDA BİLE BU KADAR İŞTAHLA EVET DEMEMİŞTİK !  vayyyyy beeee öğretmenlerime bak ! Okullarımız bunlara emanet…&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Ardından, DİYANET-SEN Sendikasının Başkanı Mehmet BAYRAKTAR’da aynı minvalde ; ‘ İMAMLAR OLARAK 12 EYLÜLDEKİ REFERANDUMDA EVET OYU KULLANACAKLARINI….’ açıklamış. Vayyyy, vayyy, vayyy ! Bu hocamız, Allahın emirlerini uygulamak adına maaş alırken, anlaşılan Amerika’nın ve Tayyibin emirlerine kendini amade etmiş. Camilerimiz bunlara emanet…&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Yavvvv, ben uzayda yaşamıyorum. Ben de Türkiye Kamu-Sen’in ilk kurucularından öğretmen biriyim. Benim bildiğim şu andaki mer’i yasalar MEMURUN değil siyasi parti mitinglerine gitmesine, gidip orda imzalı pankart açmasına, hiç mi hiç izin vermiyor. Yasak yani. Peki bu yasağı uygulayacak kimler ? En başta Türkiye Cumhuriyeti ünvanlı sayın Savcılarımız, daha sonra da İdare. İdare, iktidarın elinde diye düşünürsek, iş savcılarımıza kalıyor tabii ki. Suç duyurusu yapmaya bilmem gerek var mı ? Bekleyip, göreceğiz. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Bir AKP’li kardeşim, ne var yavv bunda, referandumdan sonra memura siyaset serbestisi verilecek nasılsa, memur sendikalarının bunu şimdi yapmaları normal demişti. Hukuk devleti kavramında o zaman, nasılsa yasalar değişecek diyerek, yürürlükteki yasaları ihlal etmek serbest ise yandık vallahi. Ola ki, asker-polis öldürmek suç olmaktan çıkarılacak diye bir beklentiye girmiş olsun PKK lılar, o zaman çatır çatır yaparlar bu eylemi ve beklerler, yasal değişiklik yapılsın da, asker ve polis öldürmek suç olmaktan çıksın diye…Bu anlayışlar karşısında mide kramplarım gine başlıyor ve akıl tutulmasına uğruyorum.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;AKP’liler propagandalarında mütemadiyen HAYIR diyecek kişileri, ŞEYTANLA İŞBİRLİĞİ içine koyuveriyorlar. Ben de diyorum ki ; ŞEYTAN HAYIR’ın içinde değil, EVET’in tam göbeğindedir. Şeytanın çırakları, EVETÇİLERDİR.  SİZLER AÇILDIKÇA, MİLLETİN ANASI AĞLIYOR pankartlarının, valiler tarafından indirtilmediği bir Türkiye istiyorum. Vuvuzelalar gibi uğuldayan, bölücü sesleri ise duymak istemiyorum.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;ULUSAL PARTİ adına, TÜRK SOLU Dergisinde yayınlanan Gökçe FIRAT’ın, &#38;lt;UYANMANIN VAKTİDİR BOZKURT&#38;gt; diyerek ÜLKÜCÜLERE yaptığı çağrıyı okudum. Müthiş ilgimi çeken bir çağrıydı. “ Tanrı Türk’ü Korusun deme Bozkurt, Sen Türk’ü korumazsan, Tanrı neden Türk’ü Korusun ?, Türk’ün Tanrısı, vatanının bölünmesini seyreden sefilleri korumaz ÜLKÜCÜ…” diye biten bir çağrı. Bu yazıma, daha önceden başladığım için, bu çağrıyı irdelemek için, sizden bir hafta izin istiyorum. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Haftaya ayrıca, SON KURŞUN Gazetesinin Başyazarı Engin ARICAN’ın ; “ BIRAKIN, KONUŞALIM KARDEŞİM...BİZ KONUŞACAĞIZ ve 12 EYLÜL DİKTATÖRLÜĞÜ İLE HESAPLAŞILACAKSA ÖNCE BİZ HESAPLAŞACAĞIZ.. BİR DÖNEMİN KARANLIK ve KANLI DEFTERİ KAPATILACAK İSE BİZLER KAPATACAĞIZ..” sözlerini de irdeleyip  açacağım. Yani, 12 Eylül’e kadar konumuz, VATAN olacak vesselam. NOGAYTÜRK.
&#60;/p&#62;</description>
</item>
<item>
<title>susurluk konu: "HAYIR..!"</title>
<link>http://forum.ilkhabergazetesi.com/topic.php?id=102#post-126</link>
<pubDate>Cts, 24 Jul 2010 20:52:38 +0000</pubDate>
<dc:creator>susurluk</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">126@http://forum.ilkhabergazetesi.com/</guid>
<description>&#60;p&#62;NOGAYTÜRK&#60;br /&#62;
Ramazan NARİN&#60;br /&#62;
&#60;a href=&#34;mailto:xsusurlukx@hotmail.com&#34;&#62;xsusurlukx@hotmail.com&#60;/a&#62;&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;   HAYIR..!&#60;br /&#62;
12 Eylülde &#38;lt;HAYIR&#38;gt; diyeceğiz ya, bazı sorular alıyorum, neden HAYIR dediğimizi açmamız gerekiyormuş, AÇALIM.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;AKP iktidarı  02.01.2004 ve 31.12.2004  tarihinde vergi usul kanununda, SESSİZ SEDASIZ bir değişiklik yapmış. Doğrusu ben de, o tarihteki Maliye Bakanımız Abdullah UNAKITAN’a gülerken, kaçırmışım bunu... Yeni vakıf oldum bu değişikliğe. Bu hafta vergi nasıl kaçırılır ? vergi nereye verilir veya verilmezi anlatmaya çalışacam. Umarım anlattıklarım, ileride (vergi kaçırma metotlarını basında yaydın diye) başımı ağrıtmaz.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Değişikliğin konusu, bünyesinde GIDA BANKACILIĞI bulunan vakıf ve dernekler. Bu derneklerin desteklenmesi için, ÖZEL yasal bir düzenleme yapılmış gözüküyor. Bu dernekler sayesinde de, devletin doyuramadığı aç ve muhtaç insanlara GIDA V.S yardımlar yapılacak. Bankacılığı tefeci sistemi sayarak faizi, ‘ faizin en küçük şekli kişinin kendi annesiyle kabede ilişkiye girmesinden daha büyük günahtır...’ diyerek red eden anlayış nedense bu değişiklikte BANKA adını kullanmış.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;KİMDİR BU DERNEKLER ? &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;DENİZ FENERİ DERNEGİ, KİMSE YOKMU YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEGİ, KEPEZ DENİZ YILDIZI SOSYAL YARDIMLAŞMA DERNEGİ &#38;gt; (Bu dernek Emine Erdoğan tarafından 17.Nisan 2005 de, yani yasa düzenlenince açıldı...! )&#60;br /&#62;
AKP’li bunca ZENGİN neden vergi sıralamalarında YOK ?&#60;br /&#62;
AKP'ye yakın işadamları neden listede yok ? Balıkesir-Bandırma AKP li zenginleri de YOK.&#60;br /&#62;
AKP kodamanlarının &#34;Vergi kaçırıyor&#34; diye gaddarca üzerine gittikleri kişilerden biri Aydın Doğan mesela, nedense hala vergi şampiyonu. Yani Türkiye'nin en çok vergi veren adamı. Ama, AKP ve Tayyip ERDOĞAN ailesiyle ünlenen Ahmet Çalık, Fettah Tamince, Akın İpek, Remzi Gür, Cihan Kamer, Ethem Sancak, Vahit Kiler, Ahmet Albayrak, AB Gıda ve Unakıtan Ailesi, Topbaş Ailesi  listede yok. En azından, Tayyip Bey'i otellerde ağırlayan milyar dolarlık işadamı Fettah Tamince ile, EKİNLİK Adasında tatil yarenliği yapan işadamları, Tayyibin çocuklarına burs verenler, özelleştirmeyi kendilerine aktaran işadamları ve milyar dolarlık Ahmet Çalık'ın, ilk 100’ler içinde olması gerekmez miydi ?&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;GEREKMİYORMUŞ YASAL DEĞİŞİKLİĞİ AÇALIM ÖNCE ;&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Başta ABD olmak üzere bir çok ülkede ekonomik imkansızlıklar ve çevre şartları nedeniyle yeterli derecede beslenemeyen insanların ihtiyaçlarının karşılanması noktasında,  önemli bir işlevi bulunan Gıda Bankacılığı (Food Banking) denilen bir sistem vardır. AKP, bu sistemi kafasından bulmamış demek ki. AMERİKALI ağabeylerinden ve başta Fetullah Hocanın önerilerinden, bu sistem yaratılmıştır. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Gelir Vergisi Kanunu’nun (GVK) Ticari Kazancın Tespitinde İndirilecek Giderler başlıklı 40. maddesine, 5035 sayılı Kanun ile, AKP Hükümetinin vekillerinin önerisi ve oylarıyla eklenen 10. bendinde; “ Fakirlere yardım amacıyla gıda bankacılığı faaliyetinde bulunan dernek ve vakıflara Maliye Bakanlığınca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde bağışlanan gıda maddelerinin maliyet bedelinin” matrahın tespitinde gider olarak dikkate alınabileceği ifade edilmiştir. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Bu ifadeye göre, hem ticari kazanç elde eden gelir vergisi mükellefleri hem de kurumlar vergisi mükellefleri, Gıda Bankacılığı kapsamında yapmış oldukları bağışlara konu malların maliyet bedellerini, vergiye tabi kazancın tespitinde gider olarak göz önünde bulundurabileceklerdir. Yani, direkt GİDER yazacaklardır.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Yine GVK’nın Sigorta Primi, Teberru ve Diğer İndirimler başlıklı 89. maddesine 5035 Sayılı Kanun ile eklenen bent ile, fakirlere yardım amacıyla gıda bankacılığı faaliyetinde bulunan dernek ve vakıflara Maliye Bakanlığınca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde bağışlanan gıda maddelerinin maliyet bedelinin tamamının, yıllık beyanname ile bildirilen gelirden indirilebilmesi imkanı getirilmiştir. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Nasıl ama ? Yasal değişikliğe bakın…Ne kadar güzel ve ŞAHANE demi. Sıkıysa gelin, bu değişikliğe karşı çıkın…Vayyy sen misin fakire-fukaraya yardımı engelleyen !!!! Peki vergi kimden alınacak ? Bu konuya da ilerde değineceğim. Kümesteki tavuklardan demem şimdilik aklınızda kalsın.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 5035 sayılı Kanun ile değişik 17/2. maddesine göre, fakirlere yardım amacıyla gıda bankacılığı faaliyetinde bulunan dernek ve vakıflara Maliye Bakanlığınca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde bağışlanan gıda maddelerinin teslimi vergiden müstesnadır. Katma değer vergisi mükellefleri, bu kapsamda bir vergilendirme döneminde yaptıkları bağışların toplam tutarını ilgili dönem beyannamesinin 6 ve 7. satırlarına dahil etmek suretiyle beyanda bulunacaklardır. Gelir Vergisi Kanunu’nun 40. maddesine eklenen hüküm çerçevesinde indirim konusu yapılacak bağışlar, bağışa konu mal bedeli Vergi Usul Kanunu’nun 232. maddesinde belirtilen fatura düzenleme sınırının altında kalsa dahi(2004 yılı için 440 Milyon TL) mutlaka fatura ile belgelendirilecek ve ayrıca taşıma için sevk irsaliyesi düzenlenecektir. Gelir Vergisi Kanunu’nun 89. maddesinde yapılan düzenleme çerçevesinde, yıllık beyannamede yer alacak gelir vergisi matrahının tespitinde indirim konusu yapılabilinecektir. Ticari işletmeye dahil gıda maddelerinin bağışlanması durumunda bu malların maliyet bedeli Gelir Vergisi Kanunu’nun 40. maddesi çerçevesinde gider kaydedilecektir. Bu işlem, faturanın bir yandan gelir bir yandan da gider kaydedilmesi suretiyle gerçekleştirilecektir. Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 30/a ve 32. maddelerine göre, kısmi istisna niteliğindeki gıda maddesi bağışlarının bünyesine giren katma değer vergisi tutarının indirim konusu yapılması mümkün bulunmamakta olup, bunlar gider olarak dikkate alınacaktır. Faturada “İhtiyaç sahiplerine yardım şartıyla bağışlandığından KDV hesaplanmamıştır.” Denilecektir.  Bizim her gün ödediğimiz KDV’de bu olayda, ne güzel yok edilmiş demi ?  )))&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;VUK’nun bu maddesi ve yapılan değişikliklere göre, siz ister gelir vergisi mükellefi olun veya kurumlar vergisi mükellefi… isterseniz ; T.C. Devletine asla vergi-mergi vermezsiniz.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Ya ne veya nereye verirsiniz ? Devlete vereceğiniz verginin yarısını cebinize atıp, diğer yarısını (bünyesinde gıda bankacılığı bulunan 3 adet tarikat derneğine) GIDA BANKASINA yatırırsınız. SADAKANIZ olur. Yani vergi değil, SADAKA verirsiniz. Bu sadaka yatırımınız da merak etmeyin, size YOL-SU-ELEKTRİK olarak, cennete huri olarak size geri dönecektir.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;İçişleri Bakanlığınca bünyelerinde  GIDA BANKACILIĞI kurma izni verilen tarikat bağlantılı dernekler	ise (İLGİNÇ)	şunlar : (Deniz Feneri Derneği,&#60;br /&#62;
Kimse Yok Mu Derneği, Kepez Deniz Yıldızı Sosyal yardımlaşma Derneği, Bu dernekler, örneğin 100 milyon lira vergi borcu olan şirkete, bir vergi mükellefi tüccara gidip diyorlar ki; “ Arkadaş, bizim derneğe 50 milyon bağış yap, Biz de sana 100 milyon liralık kömür, erzak, temizlik maddesi gibi fatura verelim. Bu faturayı götür maliyeye ver, vergi borcunu kapatmış olursun.” Yanına (cebine) kalan 50 milyon senin karın olacak. Bana verdiğin 50  milyon lira ile de ben, malzeme alıp valiliklere, kaymakamlıklara vereceğim. Onlar da, ihtiyaç sahiplerine dağıtacaklar. Bu da senin zekatın olacak. Böylece bu kafir devlete vergi vermeyeceksin, hem de sevap işleyip Cennete gideceksin. Hem de AKP için hayır dua (pardon, OY) alınmasına vesile	olacaksın. Bu hayır sever derneklerimiz ? de, Valiliklere de bu erzak ve fatura giriş çıkış hareketlerini çok profosyonelce yaparak, gerektiğinde naylon faturalarla, gerçeğin bir kısmının ancak yoksullara ulaştığı sistemi yürüteceklerdir. Yeni zenginler türeyecektir. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Dikkat ederseniz burada Gıda Bankacılığı kurma izni verilen kurumlar arasında KIZILAY yok, ŞEHİT AİLELERİNE DÖNÜK DERNEKLER YOK, ÇAĞDAŞ adında birçok öğrencimize burs veren dernekler falan yok. ÜÇ tane DERNEK var. Deniz Feneri derneğinin uluslar arası bağlantıları nedeniyle pek çok ülkede sıkı takip edildiği ve izlendiği malum. Ama Türkiye’de bu ÜÇ derneğin bugüne kadar tek bir mali incelemeden geçtiği, teftiş edildiğini de duymadık. Sanırım Maliye denetmenlerimizin, Emniyet Müdürlüklerimizin, İçişleri Bakanlığının işleri çok yoğun ve sıra bunlara gelmiyor. Gerçi bu derneklerin faaliyetlerin bu hükümetçe incelenmesi de garip olur elbette, siz hem bu devlete nasıl vergi verilmeyeceğinin ve bu paraların sizin depolarınıza PİRİNÇ-SALÇA olarak dağıtılmasını organize etmişken, bir de bunları suçlu gibi inceleyecek misiniz ? Elbette ki hayır… bu eşyanın tabiatına aykırı bir durum olur.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;ŞİMDİ SUNDUĞUM  BU DURUMA GÖRE ;&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Hükümet, sadakaya mahkum ettiği vatandaşlarına yönelik, Amerika’dan aldığı vergide bağış sistemini kurarak ve bu bağışı fitre-zekat-sadaka diye nitelendirerek, önceliği oy aldığı yörelerdeki vatandaşlarına, ramazan çadırlarında yemek dağıtılarak, evlere kömür-gıda yardım paketleri verilerek, gerekirse beyaz eşya, koltuk takımı şeklinde dağıttırarak, seçmen ve EVETÇİLER yaratılacaktır. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Türkiye’nin vergi gelirleri 650 milyar dolarmış. AKP ve yandaşlarının kaçırdığı veya kaçırdığı demeyelim yasalara uygun iş yapıyorlar çünkü, dolandırdıkları bu sistemde, iyimser bir tahminle %15 vergiyi ceplerine indirdiklerini düşünürsek, diğer %15 ide seçmen avlamaya kullandıklarını düşünürsek, DEHŞET ortaya çıkar.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Dikkat ederseniz, vergi mükellefi olup ta, okul-hastane yaptırırsanız şimdi bu yasayla harcadıklarınızın ancak %15’ini vergiden düşebiliyorsunuz. Şimdi siz olsanız ne yaparsınız ? GIDA BANKASINA verip yarısını cebe atmak, çaldığınız parayı aklamak mı iyi, yoksa okul-hastane yaptırmak mı ?&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Yine de siz HAYIR seversiniz, Kızılay’a, Mehmetçik Vakfına, Eğitim kurumlarına, Çocuk Esirgeme Kurumuna yardım etmeyi düşünüyorsunuz diyelim. Burada da maalesef, sadece bir miktarını verginizden düşebiliyorsunuz, yırtamıyorsunuz yani. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Bu yasa ile yapılmaya çalışılan, devlete ödenmeyen vergilerle yeni devleti kurmak ve rejimi kökten değiştirmektir. Haaaa ben iyi niyetliyim öylesi bir ard niyetim yok diyorsanız, o zaman vergi kaçırmanın kapital sahibi olmanın veya sermaye birikimi yapmanın bir yolu da budur. Buradaki rolünüz, öncelikle Müslüman hayırsever vatandaş olmak olmalıdır. Daha sonra ister AKP li olun, ister tüccar olun, ister dernekte gönüllü çalışan olun…bu sizin tercihinize ve paşa gönlünüze kalmıştır.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Ben vatandaş olarak, bu BANKALARA yatırım yapanların açıklanmasını istiyorum mesela veya Valiliklerin bu Bankalardan aldıklarını tek tek açıklamalarını veya bu arada gıda toptancılarında dönen fatura hareketlerinin açıklanmasını istiyorum. Veya bunları açıklayacak, açıklattıracak şeffaf düzeni kuracak bir yönetim istiyorum.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;12 EYLÜLDE gerçekleştirilecek halkoylamasında değiştirilecek anayasa maddelerinin devamında bu sistem, tam rayına oturtulacaktır. Hepimiz biliyoruz ki bazı yasal düzenlemeler ANAYASAYA bakılarak yapılır/yapılmalıdır. Yasaların anayasaya uygunluğu yerine, şimdi anayasanın çıkarılacak yasalara uygunluğu hedeflenmektedir. Anayasa değişiklik tekliflerinin altında yatan bir başka acı gerçek te maalesef  budur ve bu yüzden HAYIR-HAYIR…&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;BENİM VEKİLİM-ZENGİNİM , İŞİNİ BİLİR..!   NOGAYTÜRK
&#60;/p&#62;</description>
</item>
<item>
<title>susurluk konu: "anayasa değişikliğine..HAYIR !"</title>
<link>http://forum.ilkhabergazetesi.com/topic.php?id=101#post-125</link>
<pubDate>Sal, 20 Jul 2010 10:45:56 +0000</pubDate>
<dc:creator>susurluk</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">125@http://forum.ilkhabergazetesi.com/</guid>
<description>&#60;p&#62;AJİTASYON...&#60;br /&#62;
ve ÜLKÜCÜLERİ KAFESLEME SİYASETİNİN MÜHENDİSLİĞİ...&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Bugün gurup toplantısında Tayyip çoştu. ÜLKÜCÜ Mustafa Pehlivanoğlundan, Nejdet Adalıdan, solcu Erdal EREN'den, Muhsin Yazıcıoğlundan hatta kendini tutamayıp Başbuğ Alparslan TÜRKEŞ'ten, 12 eylül sonrası yaşadıklarına dair, SON MEKTUPLARI OKUYARAK, ağlayarak... müthiş bir ajitasyon yaptı. Futbolcu olma dışında Tiyatrocu olduğunu da ispatladı.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;12 eylülde RTE nin nerde olduğunu yazdım, yukarıda. Bir de merak ediyorum 1982 anayasa oylamasında acaba ne oyu vermiş. Yemin ederek açıklasa da duysak. Ben EVET vermiştir diyorum.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Ama İKRAR da etti. Bu anayasa değişikliğinde KÜRTLERi sevindirecek çok şey varmış, Recep kadar kürtleri de memnun edecekmiş ve tek satır yokmuş kürtlerin aleyhine...Ne güzel demi...Anlayana tabii..
&#60;/p&#62;</description>
</item>
<item>
<title>susurluk konu: "anayasa değişikliğine..HAYIR !"</title>
<link>http://forum.ilkhabergazetesi.com/topic.php?id=101#post-124</link>
<pubDate>Sal, 20 Jul 2010 10:42:07 +0000</pubDate>
<dc:creator>susurluk</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">124@http://forum.ilkhabergazetesi.com/</guid>
<description>&#60;p&#62;NOGAYTÜRK&#60;br /&#62;
Ramazan NARİN&#60;br /&#62;
&#60;a href=&#34;mailto:xsusurlukx@hotmail.com&#34;&#62;xsusurlukx@hotmail.com&#60;/a&#62;&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNE &#38;lt;HAYIR&#38;gt;…&#60;br /&#62;
12 /EYLÜL/ 1980  Türkiye’nin tarihinde demokrasiye atılan bombanın patlatıldığı ve halkı sessizliğe gömen bir güdümlü ve gürültülü bir faşizmdi. Şimdiki, 30 yıl sonraki 12 /EYLÜL/ 2010 ise, bombanın ses etkisinin duyulmayacağı, ama halkımızı karanlığa gömecek bir parti faşizmi, AKfaşizm olabilir. 12 eylül tarihi neden seçildi ?&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;BENİM GARİBİME GİDİYOR ?&#60;br /&#62;
Sayın Başbakan ve 9 yıllık AKEPE partisinin 12-EYLÜL-1980 kara eylül darbesinden haberleri bile yokken, o tarihlerde siyasetleri yargılanmamış ve hiçbiri  idam sehpalarına çıkarılmamışken, nasıl oluyor da bugün, 12 EYLÜLÜN RÖVANŞINI ALACAĞIZ V.S diyebilmektedirler. Bu arada Necmettin ERBAKAN’da 12 eylülde yargılanmıştır falan derseniz, ben de Necmettin ERBAKAN’ı konuşmuyoruz, o şimdi Saadet Partisinde derim. Şimdi birisinin çıkıp sorması gerekmez mi…Yahu sizin ne kaybınız oldu 12 eylül 1980’de de, bugün çıkıp mağduru oynuyorsunuz ? Ve referandum gibi bir müesese için 12 eylül tarihini seçiyorsunuz ! …. AKP’nin argümanı yanlıştır, geri tepecektir.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;R. TAYYİP ERDOĞAN 12 EYLÜLDE NEREDEYDİ ?&#60;br /&#62;
Benim yaptığım araştırmalara göre ; Recep Tayyip Erdoğan 12 EYLÜL 1980 tarihinden önceki ve sonraki döneme denk gelen hayatında,  Camialtı, İETT ve Erokspor’da 16 yıl boyunca futbol oynamaktaydı. Ekmeğini adeta TOP’tan çıkaran bir gençti. İhtilalde, 25 yaşındadır ve İstanbul Belediyesi İETT’de çalışıyor gözüken maaş alan bir FUTBOLCUYDU. 12 Eylül zulmünden nasibini alan bir FUTBOLCU hiç duymadım. Hatta bu yüzden, postaldan, askeri darbelerden korkmuş ve sinmiş kişiler hep ; NE SAĞCIYIM NE SOLCU, FUTBOLCUYUM, FUTBOLCU…diyerek, keyf-i hayat sürmekteydiler.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;R.Tayyip Erdoğan, Futbolu, 12 Eylül 1980 sonrasında bırakmıştır. Bazı kişiler asılırken o maçlara çıkıp görevini yapıyordu. 12 Eylül 1980’de, İstanbul Belediye Yönetimine askerler gelince İ.E.T.T’den ayrılmış, özel sektörde çalışmaya başlamıştır.  Bir müddet özel sektörde çalıştıktan sonra da, 1982 yılında askere gitmiş, 1982 anayasası oylamasında muhtemelen oy bile kullanmamıştır.&#60;br /&#62;
Askerlik dönüşünde ise ; İhtilal ürünü diyerek suçladıkları ANAVATAN PARTİSİNİ tercih etmeyip, 12 Eylül 1980 ihtilalinden sonra 1983 yılında kurulan, gine İHTİLALİN ÜRÜNÜ Refah Partisi ile siyasi hayatına başlamış ve 1984 yılında Beyoğlu İlçe Başkanı, 1985 yılında da İl Başkanı ve Refah Partisi M.K.Y.K üyesi seçilmiştir. İşbu ANAP partisinin devamı şimdi AKP’dir. Görüldüğü gibi ; R.Tayyip Erdoğan sıkıyönetim ve ihtilal mahkemelerinde İDAMLA yargılanan bir siyasi değildir ve beraber yürüdüğü tek bir arkadaşı, işkencelerle, hücrelerle ve SEHPAYLA tanışmamıştır.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Şimdi, 12 eylül 1980 yılındaki futbolcu delikanlı, Başbakanımızdır ve esip-gürleyerek 12 Eylül Darbecilerinden hesap soracağını haykırmaktadır. Yol arkadaşlarından bazıları, 12 eylül idamlarını onaylayan meclisin üyeleri, oy verenleri ve 1984 ANAP’ında görev yapanlardır…! Sizce de garip bir durum değil mi ?&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;DAHA GARİBİ…&#60;br /&#62;
Sayın Başbakanın 12 eylül 1980 nin intikamı ve rövanşı olarak, KURNAZCA sunduğu anayasa değişiklik tasarılarına 1980 mağdurları olup ta, şimdi destek verenlerdir. 30 yıllık değişimin ürünü de, bu ÜLKÜCÜ VEYA KOMÜNİST dönmelerdir. Sahaya neden sürüldüklerini bilmeyen bu samimiyetsizler, kendi arkadaşlarına ihanet edenlerdir. Biraz hatırlatma yapacak olursam ;&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;  12 eylülün SEHPAYA ÇIKARDIĞI ÜLKÜCÜLER… (TEMSİLİ RESİMDİR)&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;     12 EYLÜL DÖNEMİNİN İDAMLARI&#60;br /&#62;
12 Eylül akabinde kurulan sıkıyönetim mahkemeleri, üst üste idam kararları vermeye başlarken, 1972’den beri fiilen uygulanmayan idam cezaları da, hızla infaz edilmeye başlanmıştır. Politik eylemleri nedeniyle idam hükmü alanların yanı sıra, adi hükümlülerin İDAM infazları da	gerçekleştirilmiştir.  Cezaevlerinin adi hükümlüleri, genelde siyasilerden destek alarak, siyasi mahkumları destekleyerek hep AF ümit etmişken, siyasiler yüzünden, onların da idamları gerçekleşivermiştir.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;1980-84 yılları arasında, faili meçhuller ve işkencede öldürülenler hariç, ihtilalciler tarafından (50) kişi, törenlerle İBRET-İ ALEM için idam edilmiştir. Bunların 17’i sol, 9’u sağ görüşlü ve 23’ü de adli suçtan hükümlüdür. Ölüm cezası infaz edilenlerden birisi de, bugünkü PKK’nın kurucusu olan ASALA adlı Ermeni terör örgütü mensubu, Levon Ekmekçiyan’dır. (Esenboğa Olayı - 1982) Yakında, onun da heykeli dikilirse şaşırmayın.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;12 Eylül Yönetim ve cuntası, yıllarca idam cezalarının infazında ısrar etmiştir. Hepimizin hatırladığı gibi, Kenan Evren 3 Ekim 1984’te Muş’ta yaptığı konuşmada “ Hainleri asmayıp da besleyecek miyiz? ” demiş ve bu söz uzun yıllar belleklerimizde yer etmiştir. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;12 Eylül döneminde sıkıyönetim askeri mahkemelerince, 517 sanığa idam cezası verilmiştir. Askeri Yargıtay’ın onayladığı idam kararlarının sayısı ise 124’tür. Bunlardan, MGK’nın onayladığı ve onay sonrası hemen infazı yapılan 50’si dışındakiler için cezalar, fiilen müebbet hapse	dönüştürülmüştür. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Ölüm cezalarının infazlarına ilişkin onama kararları, 12 Eylül 1980 - 25 Ekim1981 arası Milli Güvenlik Konseyi (Konsey üyeleri kimlerdi ?)  döneminde, 25 Ekim 1981 - 14 Ekim 1983 arası Danışma Meclisi  (Bu meclisin üyeleri kimlerdi ?)  döneminde, 6 Kasım 1983 sonrası ve 1984 yılında TBMM  (Bu dönem milletvekilleri ve iktidar ANAP’ tı.) döneminde verilmiştir.  (İleride, bu kişileri de ifşa edeceğim)&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Şimdi bu yazıyı okuyan ANAP’ın devamı olan AKP lilerden ve herkesten ricam şudur. Bu dönemlerde, bu idam kararlarını onayan meclislerde görev yapanlar kimlermiş ? Onama oyu atanlar kimlermiş ? Ve bugün bu kişiler neredeler ? Sakın ola ki,  beraber olmayasınız… Takdir edersiniz ki bu meclislerde, bu mahkemelerde görev yapanların bugün çıkıp 12 EYLÜL den hesap sormaları, soruyormuş gibi görünmeleri, TİMSAH GÖZYAŞLARI MİSALİ… çok garip olur ! EVET, diyenleri önce bu yönüyle inceleyiniz. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62; Bilindiği gibi, Türkiye'de 1984 tarihinden bu yana,  ölüm cezaları uygulanmamaktadır. APO yu asmamak için de, bu ceza şimdi tamamen kaldırılmıştır. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;12 Eylül döneminde ölüm cezası infaz edilenlerin LİSTESİ : &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Adı Soyadı Tarih Yer : Necdet Adalı (sol görüşlü) 7 Ekim 1980 Ankara // Mustafa Pehlivanoğlu (ÜLKÜCÜ) 7 Ekim 1980 Ankara // Serdar Soyergin (sol görüşlü) 25 Ekim 1980 Adana // Erdal Eren (sol görüşlü) 13 Aralık 1980 Ankara // Cevdet Karakaş (sağ görüşlü) 4 Haziran 1981 Elazığ // Veysel Güney (sol görüşlü) 10 Haziran 1981 Gaziantep // Ahmet Saner (sol görüşlü) 25 Haziran 1981 İstanbul // Kadir Tandoğan (sol görüşlü) 25 Haziran 1981 İstanbul // Mustafa Özenç (sol görüşlü) 20 Ağustos 1981Adana // İsmet Şahin (ÜLKÜCÜ) 20 Ağustos 1981 İstanbul // Seyit Konuk (sol görüşlü) 13 Mart 1982 İzmir // İbrahim Ethem Coşkun (sol görüşlü)13 Mart 1982 İzmir // Necati Vardar (sol görüşlü)13 Mart 1982 İzmir // Fikri Arıkan (ÜLKÜCÜ) 27 Mart 1982 Ankara // Sabri Altay (adli suçlu) 23 Nisan 1982 Adapazarı // Cengiz Baktemur (ÜLKÜCÜ) 30 Nisan 1982 Elazığ // Şahabettin Ovalı (adli suçlu) 12 Haziran 1982 Sinop // Ednan Kavaklı (adli suçlu)18 Haziran 1982 Ankara // Ali Bülent Orkan (ÜLKÜCÜ) 13 Ağustos 1982 Ankara // Veli Acar (adli suçlu) 13 Ağustos 1982 Isparta // Eşref Özcan (adli suçlu)19 Ağustos 1982 Kayseri // Halil Fevzi Uyguntürk (adi suçlu) 29 Aralık 1982 Afyon // Kazım Ergun (adli suçlu) 29 Aralık 1982 Akşehir // Muzaffer Öner (adli suçlu) 29 Aralık 1982 Amasya // Adem Özkan (adli suçlu) 13 Ocak 1983 Balıkesir // Hüseyin Çaylı (adli suçlu)13 Ocak 1983 Afyon // Osman Demiroğlu (adli suçlu)13 Ocak 1983 Isparta // Ahmet Mehmet Uluğbay (adli suçlu) 22 Ocak 1983 Akşehir // Ali Aktaş (siyasi) 23 Ocak 1983 Adana // Duran Bircan (adli suçlu) 23 Ocak 1983 Denizli // Levon Ekmekçiyan (Asala) 28 Ocak 1983 Ankara // Ramazan Yukarıgöz (sol görüşlü) 29 Ocak 1983 İzmit // Ömer Yazgan (sol görüşlü) 29 Ocak 1983 İzmit // Erdoğan Yazgan (sol görüşlü) 29 Ocak 1983 İzmit // Mehmet Kambur (sol görüşlü) 29 Ocak 1983 İzmit // Ahmet Kerse (ÜLKÜCÜ) 30 Ocak 1983 Gaziantep // Rıdvan Karaköse (adli suçlu) 5 Şubat 1983 Akşehir // Cavit Karaköse (adli suçlu) 5 Şubat 1983 Akşehir // Süleyman Karaköse (adli suçlu) 5 Şubat 1983 Akşehir // Fatih Laçinligil (adli suçlu) 24 Şubat 1983 Keşan // Faik Görünmez (adli suçlu) 24 Şubat 1983 Kilis // Mustafa Başaran (adli suçlu) 30 Mart 1983 Edirne //  Hüseyin Üye (adli suçlu) 30 Mart 1983 Na!!!!! // Şener Yiğit (adli suçlu) 20 Nisan 1983 Isparta // Cafer Aksu Altıntaş (adli suçlu) 20 Nisan 1983 Ordu // Abdülaziz Kılıç (adli suçlu) 26 Mayıs 1983 Edirne // Halil Esendağ (ÜLKÜCÜ) 5 Haziran 1983 İzmir // Selçuk Duracık (ÜLKÜCÜ) 5 Haziran 1983 İzmir // İlyas Has (sol görüşlü) 6 Ekim 1984 İzmir // Hıdır Aslan (sol görüşlü) 24 Ekim 1984 İzmir...&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Bugün 40.000 kişinin katilinin beslendiği bir dönemde, hepsini rahmetle anıyorum.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;12 EYLÜLDE ÜLKÜCÜLER…&#60;br /&#62;
İhtilalin Ankara, Çankırı, Kastamonu illeri Sıkıyönetim Komutanlığı Askeri Savcılığı tarafından, 29 Nisan 1981 tarihinde 945 sayfalık bir iddianame ile tarihe MHP ve ÜLKÜCÜ KURULUŞLAR DAVASI olarak geçen davada,  MHP Genel Başkanı Başbuğ Alparslan TÜRKEŞ dahil, 220 Ülkücünün idamı istenmiştir...&#60;br /&#62;
&#34;MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası&#34; 5 yıl, 11 ay, 8 gün sürmüş, 7 Nisan 1987 tarihinde sonuçlanmıştır. 333 duruşmaya sahne olan &#34;MHP ve MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası&#34;nda 587 kişi sanık olarak yargılanmış, 220 ülkücünün idamı istenmiştir...&#60;br /&#62;
Başbuğ Alparslan Türkeş mahkeme neticesi sonucunda 11 yıl, 1 ay, 10 gün hapis cezasına çarptırılmıştır. 4 yıl, 5 ay, 28 gün tutuklu kalan Başbuğ Türkeş, akabinde tutuklu kaldığı süre göz önünde bulundurularak, 7 Nisan 1985 tarihinde tahliye edilmiştir.&#60;br /&#62;
&#34; MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası &#34; sonuçlandıktan sonra, ÜLKÜCÜ MUSTAFA PEHLİVANOĞLU, SELÇUK DURACIK, HALİL ESENDAĞ, AHMET KERSE, ALİ BÜLENT ORKAN, CENGİZ BAKTEMUR, CEVDET KARAKAŞ, FİKRİ ARIKAN, İSMET ŞAHİN, … 9 IŞIK gibi 9 ÜLKÜCÜ, idam edilmişlerdir... 12 Eylül 1980’le elbette bir gün hesaplaşacağız, çekilen çileleri unutmayacağız ve haklarımızı asla helal etmeyeceğiz…&#60;br /&#62;
TABLOYA BAKALIM…&#60;br /&#62;
Bu acı ve karanlık tabloda adı geçenlere göre, 12 EYLÜL 1980 tarihi hesap sorulacak bir tarih ve intikamı alınacak bir tarih ise, bunu kim/kimler yapmalıdır ? Bugünkü dışarıda hazırlanan ve emperyalistlerin güdümlü kalemlerince hazırlanan bu anayasa değişikliği tasarısında bu kişilerin bir tanesi, bir tanesinin yakını var mıdır ? Yoksa….Neden Başbakan üstüne basa basa darbecilerden hesap soracağını söyleme gereği hissetmektedir ? Bunlar soru işaretidir.&#60;br /&#62;
En önemli soru işareti ise, nedenlerini kendilerinin şahsen bildiği sebeplerle, neden bazı sol veya ülkücü dönmeler bu 12 eylülle hesaplaşacağız safsatasını yutturmaya çalışmaktadırlar ?  Bu süreçte bu maskeler düşürülecek ve gerçek niyetler halkımızca da görülecektir.&#60;br /&#62;
12 EYLÜL ANAYASASINA, 12 EYLÜLDE HAYIR DİYECEĞİM… (HAYIR’da, hayır vardır.)&#60;br /&#62;
Çünkü ;&#60;br /&#62;
- 12-eylül-1980 hesaplaşması sunumu, bir yutturmaca ve kandırmacadır.&#60;br /&#62;
- Değişiklik milletin önceliklerine (işsizliğine-yoksulluğuna v.d)  cevap vermiyor ve AB-&#60;br /&#62;
  ABD siparişi bir değişiklik paketi projesidir. Yeni bir TANZİMATTIR.&#60;br /&#62;
- Projenin MİLLETE ait olduğunu sananlar, millet adına bu değişikliklere kimlerin&#60;br /&#62;
  katkı sunduğunu iyi görmelidirler, projede MİLLET yoktur.&#60;br /&#62;
- Benim gibi toplumda huzursuz ve tedirgindir. DEVLET gerilmiş yay gibidir. Anayasal&#60;br /&#62;
  kurum ve kuruluşlar KAVGA içerisindedir. Bu kavga ve tedirginlik ortamından&#60;br /&#62;
  sağlıklı bir KARARIN çıkmayacağı da kesin gibidir.&#60;br /&#62;
- EVET çıkarsa ; toplumda yeni kutuplaşmalar ve keskin çizgiler oluşacaktır.&#60;br /&#62;
- 8 yıla yaklaşan icraatlarıyla işbu iktidar partisinin istismar ve şaibeli ilişkileri&#60;br /&#62;
  sorgulanmadıkça, iktidarın TÜRKİYE’nin ve TÜRK MİLLETİ’nin menfaatine bu&#60;br /&#62;
  değişiklik tasarılarının önümüze getirdiğini düşünmek, safdilliktir.&#60;br /&#62;
- Bu projede ; demokrasi kahramanlarının söylediği gibi demokratik yöntemler ve&#60;br /&#62;
  uzlaşmalar yoktur, farklı seslere yer verilmemiştir.&#60;br /&#62;
- Bu değişiklik projesi, vuvuzelalar gibi bütün gün medyada vızıldayan bölücülerin&#60;br /&#62;
   söylemlerine göre toplumsal kırılganlığı ve farklılaşmayı önümüze getirdiği,&#60;br /&#62;
   bölünmeyi mazur gösterdiği bir hazmettirme olduğu gerçektir. Teröristle&#60;br /&#62;
   kucaklaşmayı getirecektir.&#60;br /&#62;
- Milletimizi bölmek, coğrafyamızı parçalamak uzak hedefine hizmet eden bir anlayışın&#60;br /&#62;
  ÖZGÜRLÜK olduğunu kabul edemeyiz.&#60;br /&#62;
- Hukuku ve Yüksek Yargıyı da emrine alarak, dokunulmazlıklarını yandaş oluşturarak sağlamlaştıracak      bir anlayışa, EVET diyemeyiz. EVET, yeni çatışmaların müjdesi olacaktır.	EVET	Şerdir.&#60;br /&#62;
1 OYUM  VARDIR, O DA &#38;lt;HAYIR&#38;gt; OLACAKTIR.
&#60;/p&#62;</description>
</item>
<item>
<title>susurluk konu: "VUVUZELALAR, İÇ SAVAŞ MI İSTİYOR ?"</title>
<link>http://forum.ilkhabergazetesi.com/topic.php?id=100#post-123</link>
<pubDate>Cts, 03 Jul 2010 11:35:02 +0000</pubDate>
<dc:creator>susurluk</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">123@http://forum.ilkhabergazetesi.com/</guid>
<description>&#60;p&#62;NOGAYTÜRK&#60;br /&#62;
Ramazan NARİN&#60;br /&#62;
&#60;a href=&#34;mailto:xsusurlukx@hotmail.com&#34;&#62;xsusurlukx@hotmail.com&#60;/a&#62;&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;                        VUVUZELALAR İÇ SAVAŞ MI İSTiYOR ? &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;“ Bu politikayı ve bu savaşı sürdürürseniz, iddia ediyoruz, yemin ediyoruz Kürt halkı yaşamı cehenneme çevirecek.” &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;“Artık kürt halkının verdiği mücadele kahramanca yıllardır bedelini veren gerilla ile sınırlı olmayacaktır. Kürt halkı eylemleri ile kentleri, yolları, caddeleri yaşamı kuşatacak buna söz veriyorum.”  PKK Milletvekili mi, BDP Milletvekili mi !  N. KARABAŞ.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Günümüz olaylarının faili, bu DEMEÇLERDİR. Bu demeçleri verenler hakkında Cumhuriyeti korumak ve kollamakla görevli savcılarımızın halen neden işlem yapmadığı, bizim için bir soru işaretidir. Bu demec için, illa birinin çıkıp SUÇ DUYURUSUNDA MI bulunması gerekiyor ?&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;İLAN EDİLMEMİŞ BİR İÇ SAVAŞ&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Herkesin dilinde o soru var : “ Türkiye nereye gidiyor ? ”&#60;br /&#62;
Türkiye’yi gideceği yere götürecek insanlarımız ; “ İşsiz ve yoksul bırakılmış, faturalara boğulmuş, adalet kavramına inancını yitirmiş,  dini ve etnik olarak parçalanmış, şehit düşmüş, gazi olmuş, kan kusan, göz pınarları akan, terör uzmanlarımıza göre psikolojik savaşın her türlüsüyle karşılaşmış, çok hırpalanmış, sabrı örselenmiş, sabrı defalarca denenmiş” Çanakkale’yi, Sakarya’yı unutmamış olan insanlarımızdır. Ve o insanlar şimdi, sabırla gafletin, dirençle intikamın, acıyla nefretin, sahip çıkmayla tahammülsüzlüğün, kaybedecekleriyle kazanacaklarına inandıklarının arasında, içimizdeki hainlerin çizdiği pamuk ipliğine dönüşen bir sınırda, vuvuzelaların uğultuları arasında, KARABAŞ gibilerin verdikleri demeçlere küfür ederek yaşıyorlar... &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;“yeter” dediklerinde  ne olacağını hesap edebiliyor musunuz ? &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Hepimizin bildiği gibi, kuzey Akdeniz şeridinde “iç savaş” felaketinin yaşanmadığı tek ülke Türkiye’dir. Türkiye’nin iç savaş deprem kuşağı üzerinde olduğunu hepimiz biliyoruz.  “Ülkeyi yönetenler sivil toplum ve aydınlarımız, özellikle TÜRK HALKI uyanık olmalıdır ” HALKLAR ÇATIŞMASI ÇIKABİLİR…!&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Diğer ülkelerin ve komşularımızın yaşadığı iç savaş dramları, gözümüzün önünde bir tarih dersi gibi durmaktadır. Bu iç savaşlarda milyonlarca insan, ya canını vermiş, ya sakat kalmış, ya da ailelerini yitirmişlerdir. Bu İÇ SAVAŞ yangınının küllerinden alınan ayrılıkçı kıvılcımların, Türkiye üzerinde de uçuşması veya uçuşturulması, hepimiz için kaygı vermektedir.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Son 25 yılda 40 binden fazla insanımızın yaşamını yitirdiği “düşük yoğunluklu savaş” yetmiyormuş gibi, alanı genişleten, meclise kadar taşıyan ve bütün yurda yayan, toplum içine ayrışımın zehirli tohumlarını atan bir savaşın tırmanışı başlatılmıştır. Bunu ŞİDDET diyerek küçümseyenlere dikkat edin, hepsinin arkasında ona o sözü ŞİDDET diye söyleten bir HAİN, bir güç vardır. Her gün tırmanan bu terör ve verdiğimiz canlar yüzünden yaşadıklarımızın ötesinde yaşayacaklarımız da, akıllı olup düşünürsek bir kâbus gibidir. Şimdi bu KABUS benzetmemize birileri çıkıp, PARANOYA diyecektir. Dikkat edilsin ! bu kanlı oyunun senaryosundaki resimler,  “iç savaş” sahneleridir.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Bu yurdun Türklerini ve Türklükten uzaklaştırılan Kürtlerini karşı karşıya getirecek ve halklar çatışmasını üretecek “karşıtlık”, “ötekileştirmek” psikolojisi hedeflenmektedir.&#60;br /&#62;
Oyunun kuralı, etiği yoktur. Genç kızlarımız, çocuklarımız, lojman balkonunda oturan subay eşlerimiz, belediye otobüsündeki günahsız sivil vatandaşlarımız öldürülmektedir.&#60;br /&#62;
Sadece sınır karakollarında, askeri üslerde değil, kentlerin caddelerinde, meydanlarında da pekala ölüm kuşkusu yaşanmaktadır. İnsanlar, neredeyse etnik kökenleri nedeniyle “öteki” haline dönüşecekleri kaygısındadırlar. Kıyımın “kırıma” uzanması soykırım benzeri katliamlar yaşanması için, MİLLET’in yerini “halklar” kavramına bırakması için, yıldırıcı provokatif eylemler seçilmektedir. 90 yıllık cumhuriyet sürecinde Türkler ve Kürtler “farklı aidiyet” fikrini birbirlerine yaşatmadan kaynaşmıştır. Son 25 yıla kadar, ilişkilerimizde böyle bir ayrışma yoktur. “Ötekileşme” zihniyeti de yoktur. Bugün birileri, &#38;lt;biz illaki ÖTEKİYİZ&#38;gt;i bize dayatmaya çalışmaktadır.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Bilindiği gibi, ülkenin en önemli ve en yüksek noktalarına Kürt kökenli yurttaşlarımız getirilmiştir. Devletin yönetiminde vardırlar. Cumhurbaşkanı, Başbakan Yardımcısı, Dışişleri Bakanı, Üniversitelerde öğretim üyesi, dekan, rektör, en büyük partilerde genel başkan olmuşlardır. Milletvekili ve senatör seçilmişlerdir. Sendika yönetmişler, Hâkim, savcı olmuşlardır. Hatta yabancı ülkelerde büyükelçi titriyle Türkiye’nin yararlarını savunan, görevler ifa etmişlerdir. Kimsenin de aklından yahu siz nesiniz-kimsiniz ? Etnik kökeniniz ne diye sormak geçmemiştir.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Türkiye’de milyonlarca Kürt ve Türk ana babadan doğan kuşaklar var. Onlar ne Kürt ve ne de Türk “ayrışım aidiyeti” hissederler. Sadece bu ülkenin TÜRK yurttaşlarıdır. İki etnisitenin de güzellikleriyle, töreleriyle, müzikleriyle, damak lezzetleriyle harman olmuşlardır. Bu bir güvencedir. Komşularımız İran,  Irak ve Suriye’de böyle büyük bir zengin damar ve anlayış yoktur. Türkiye’nin bu şansı, son zamanlarda aleyhe kullanılmak istenmektedir.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Dikkat edilirse öncelikle doğu ve güneydoğuda yaşayan vatandaşlarımız için onları “farklı aidiyet” çizgisine çekmek, “tehdit altında olduklarına” inandırmak,&#60;br /&#62;
PKK’yı “simge” göstererek Kürtlere asimile edildikleri düşüncesi, hissettirilmek istenmektedir. Elbette bu tezgâh, Kürt yurttaşların çoğunluğuna işlemiyor ama büsbütün başarısız kaldığı da söylenemez. Benim için tehlikeli olan, Bandırma gibi yerlerde yaşayan Kürtlerin dahi asimile edildiklerine inanmaya başlamış olmalarıdır. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Terörün tezgâhına kimler gönüllü olarak düşüyor ? Cami avlularında, şehit cenazelerinde toplanan kalabalığı kimler doğal seçmeni olarak görüyor ? diye soran bence sorozdan maaşlı vuvuzela  Mümtaz’er Türköne’ye karşılık Rıza Zelyut ;  “Yobazlarla Kürtçüler aynı ağızdan; şehitlere sahip çıkan kesimlere saldırıyorlar. Ellerinden gelse, şehitleri sanık sandalyesine oturtacaklar ; kendi teröristlerini ise kutsayacaklar. Şehitlikleri, acılı ana-babalara kapatan; cenazelerde acısını dile getirenlere kızan siyasetçinin durumuna Allah kimseyi düşürmesin. Biliyorum ki o şehitler; kabirlerinden ellerini uzatıp bir gün onların yakasına yapışacaklardır” diyor ki, ben de Rıza ZELYUT’UN düşüncelerine katılıyorum.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Mevcut Anayasamızda ya da yakın dönemde muhtemelen gündeme gelecek olan yeni bir anayasada, dikkat edilirse Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kurucusu iki halktır, Türkler ve Kürtlerdir…diye yazılması için baskılar yapılıyor. Yurttaşlık sıfatı yeniden tanımlanmaya çalışılıyor. Bunun altında yatan özerk KÜRDİSTAN’ın ötesinde TÜRKİYE’nin tamamına ortak bir HALK yaratılmak istenmektedir. Bu görevi kimden aldıkları belli olmayan bu ihanet odakları harıl harıl çalışmaktadırlar.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Ölümün ve İÇ SAVAŞIN finansörü,  PKK’nın stratejisi ; bir hayalle kandırdıkları ya da tehditle dağlara çıkardıkları çocuklar ölmeli ki, onlar bulundukları konumları koruyabilsinlerdir. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Kürtler adına siyaset yaptıklarını söyleyenler KARABAŞ gibiler, bu ölümlerden maalesef rahatsız değillerdir. Dillerinden “kirli savaş” sözünü düşürmedikleri, TSK Operasyonlarını eleştirdikleri halde, bu ölümleri finanse eden şeyin uyuşturucu kaçakçılığı, haraç ve belediye yolsuzlukları olduğundan haberdar değil gibi davranmaktadırlar. Oylarını aldıkları insanlara karşı bir sorumlulukları yoktur. Oylarını aldıkları insanların çocuklarının dağ başlarında ölüp gitmesine, veya askerlerimizi öldürüp cezaevlerinde çürümelerine karşı seslerini  yükseltmemişlerdir. Bu sadece korkudan mı kaynaklanıyor, yoksa PKK’nın siyasi ve silahlı yöneticileri de varlıklarını bu ölümlere mi borçlu olduklarını düşünüyorlar ?  Bu strateji, bizi İÇ SAVAŞA sürükleyen bir stratejidir.   &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Türkiye zor günlerin eşiğindedir. Tarafsız, objektif, gerçeği saptırmadan anlatacak bir ciddi vatansevere, vatansever bir sosyoloğa  “Türkiye nereye gidiyor?” diye sorun, size şöyle söyleyecektir: “Terör değişim geçirdi. Türkiye 1 değil, 2 bölünme yaşıyor”&#60;br /&#62;
“Bu söyledikleriniz ne anlama geliyor?” diye sormaya devam edersek; “Başbakan ve kadrosu halkı aldatıyor. Çünkü bir yandan dini bölücülüğü canlandırdılar, kürt açılımı yaparak öbür yandan Kürt etnik bölücülüğünün azgınlaşmasına zemin hazırladılar. Kürt bölücüleri demokratik muhtariyet istiyor” diyecektir. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Tabloya baktığımızda bu tespitlere hak ta verirsiniz. AKP Hükümeti ve kadrosundakiler (...) Türkiye lider ülke olacak diye yola çıktılar; “Türk Arapsız yaşayamaz” ilanı yaptılar. 500 yıldır yönünü çağdaşlaşmaya dönmüş Türkiye,  “Arapsız yaşayamaz”  laflarının yükseldiği haftanın üstünden 7 gün bile geçmeden; Başbakan’ın yanına Genelkurmay Başkanını da alarak, sınırda, sıfır noktasında siperin arkasına çömelip, pısma pozisyonu almak zorunda kalmış veya bırakılmıştır. Bu olayla Türkiye Devletinin adeta ÇUVAL geçirilmiş ve PKK ya cesaret verilmiştir. Başbuğ Atatürk’ün cephelerde çekilmiş resimlerini hatırlamadan verilen bu görüntü, bütün ülkeyi üzmüştür. Dini bölücülük pusudadır ve Kürtçü bölücülük azmıştır. Halk ağır vergiler altında ve adil olmayan yasalar ve adalet uygulamalarıyla ZOR günler yaşamaktadır.  &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;BÖLÜCÜ VUVUZELASI gibi, her gün medyada kusanlar&#60;br /&#62;
çıktıkları ekranlarda ’Kürtler ya ayrılacak ya da Kuzey Irak’a bağlanacak. Başka çözüm yok’ diyebilmektedirler. Bu kusmukçuların AB fonlarından nemalandığını, Soros’a da sipariş raporlar hazırladıklarını biz biliyoruz. En büyük amaçları Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni ’Türkiyeli’ hale getirmek. İlk adım olarak önerdiği ’Kürdistan özerk bölgesi’ni de Ermenilere, kürtlere ’Tehcir, baskı uyguladık’ dedirttikten sonra kurdurmaya çalışmaktadırlar.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;VUVUZELA CENGİZ ÇANDAR’ın, Neşteri vurduğu yere bakarsak ; Hazret,&#60;br /&#62;
“Tedavi” için “konjonktürel şiddet”e değil  “stratejik, Irak Kürdistanı ile entegrasyon”a kilitlenmek gerektiğini ileri sürmekte veya buyurmaktadır.  “Hükümetin ‘en doğru’larının başında bölge ülkeleriyle ve bu arada Erbil ile ‘yakınlaşma’ politikasını başlatması ve ‘ekonomik entegrasyon’a yönelmesi olarak göstermektedir. Vizelerin kaldırılmasının, Irak’a da teşmil edilmesini kaçınılmaz bir gelişme olarak istemektedir. Sayın Başbakanın Terörün tuzağına düşmeyen bu VUVUZELALARLA gurur duyduğunu da düşünüyorum !&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Şimdi ortak aklı uygulamak gerekir ve aklın yolu birdir. Öncelikle VUVUZELALAR susturulmalıdır, ben rahatsız oluyorum hergün onların ihanet kokan vızıltılarının kulağımda uğuldamasından. Ve madem ki bir savaştan söz ediliyor, savaş şartlarına geçilmelidir. Savaş şartlarının gereği neyse onlar uygulanmalı, İMRALIDAN başlanıp, İDAMLAR ibret için gerçekleştirilmelidir. Bunların yapılmaması durumunda, anayasa değişiklik paketinin geçmesi durumunda bu vuvuzelalar Anayasamıza bu devletin kurucusu iki halktır diye yazacaklardır.Ve bunların sonucunda da Allah korusun ki, İÇ SAVAŞ çıkabilecektir.  NOGAYTÜRK.
&#60;/p&#62;</description>
</item>
<item>
<title>susurluk konu: "BANDIRMA LİMANI, LİMANIMIZ MI ?"</title>
<link>http://forum.ilkhabergazetesi.com/topic.php?id=99#post-122</link>
<pubDate>Cts, 03 Jul 2010 11:32:28 +0000</pubDate>
<dc:creator>susurluk</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">122@http://forum.ilkhabergazetesi.com/</guid>
<description>&#60;p&#62;NOGAYTÜRK&#60;br /&#62;
Ramazan NARİN&#60;br /&#62;
&#60;a href=&#34;mailto:xsusurlukx@hotmail.com&#34;&#62;xsusurlukx@hotmail.com&#60;/a&#62;&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;                          BANDIRMA LİMANI, LİMANIMIZ MI ?&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Limanımız elden gitti...mi ;&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Hepimizin yakından izlediği gibi ; özelleşme ve özelleştirilme kapsamında LİMANIMIZ yani, BANDIRMA LİMANI 39 yıllığına, merkezi İstanbul’da bulunan ÇELEBİ HOLDİNG’e, 175 milyon 500 bin dolar karşılığında ve 50 milyon dolarlık yatırım yapması koşuluyla, devredildi. Şimdi limanın girişlerine asılan tabelalarda, ÇELEBİ LİMANI yazıyor.&#60;br /&#62;
Önceki yazılarımın birinde aynen şunu demiştim ;&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;“ LİMANIMIZIN satışı inşallah yerli sermayeye olur ve gelen gurup ta Bandırmalı olmayı kabul eder ve gençlerimiz ve müteşebbis iş adamlarımız da liman işkollarına kendilerini adapte ve dizayn ederlerse, limanın Bandırma ekonomisine katkısı, umarım gine artacak ve devam edecektir. Ya da, dalgakıranda gezinip, gemileri limanı seyretmemiz, devam edecektir.”&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Yerli Sermaye olarak gördüğümüz ÇELEBİ HOLDİNG, Liman işletmeciliği konusunda çok ta tecrübeli ve altyapısı olan bir firma olmadığından, Yönetim Kurulu Can Çelebioğlu imzasıyla, Çelebi Holdinge bağlı kurulan Bandırma Uluslararası Limanı İşletmeciliği A.Ş. olarak devir teslimi müteakiben TAHMİL-TAHLİYE ve NAKLİYE-NAVLUN üst işletmesini Hüseyin TURNA Bey’in  Turna Madencilik Petrol Ürünleri İnş Gıda Tur. Paz. Ltd. Şti isimli firmasına ve Yönetim Kurulu Başkanı Levent Erdoğan Bey’in, borsaya kote olmuş LATEK Lojistik A.Ş’i Firmasına (konsorsiyumuna) 5 yıllığına verdi ve yatırımın 10 milyon dolarını, bu taşeronlarına aktardı.  &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;İmzalanan sözleşme, anladığımız kadarı ile Bandırma Uluslararası Limanı'nın tüm gemi tahmil, tahliye (yükleme-boşaltma) ve nakliye operasyonlarının, konsorsiyum tarafından yürütülmesini öngörüyor. Çelebi Holding’in taşeronlarına koyduğu ön şart ise, işçilik hizmetlerini taşeronlaştırmak yerine, maaşlı kadrolu işçilerle hizmetin görülmesi. Bu durum eski devlet limanındaki hantallığı getirecek ve rantabl olmayan bir husus ise de, şimdilik vaziyet bu. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Ortaya çıkan yapıyı şöyle de düşünebiliriz ; İşveren TCDD, Müteahhit Firma ÇELEBİ, Taşeron Firma TURNA Nakliyat, Alt veya müşterek taşeron LATEK Lojistik ve ; Bandırma Limanı’nın gemi yükleme, boşaltma ve nakliye hizmetlerini 5 yıl boyunca, Latek Lojistik yürütecek. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;ÇELEBİ, LATEK Firmaları ;  İstanbul vergi dairesine kayıtlı firmalar. TURNA Firması ise Kocaeli Vergi Dairesine kayıtlı. Yani hiçbirisi, Bandırma Vergi Dairesine kayıtlı mükellef değiller. Sadece işçi ve kira stopajları bakımından Bandırma Vergi Dairesiyle, şube ilişkileri olacaktır. Bunu niçin yazıyorum. Özelleşmenin, Bandırma’ya vergi bakımından bir getirisi olmamıştır ve Bandırma Limanındaki ekonomik hareketlilik, Bandırma’nın sayılmayacaktır.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Gerçi Bandırma Gübre Fabrikaları BAGFAŞ A.Ş.’i   gibi, isminin başında BANDIRMA olan, sahipleri güya buralı sayılan GENCER  ailesi gibi kişilerin Fabrikaları dahi İstanbul Beyoğlu Vergi Dairesine kayıtlı iken, dışarıdan gelip burada iş alan bir firmanın, BANDIRMALI olmasını beklemek, fazla iyimserliktir.  &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Bandırmaya kayıtlı olmayan ticari firmaların ise, Bandırmaya katma değer ve ciddi katkı sağladıklarını düşünmek te, safdillik olur. Sıradan vatandaşları ilgilendirmeyen bu bilgilerin aslında, bir şehrin ekonomik yaşamında ve sosyal gelişmesinde müthiş önemi vardır. Bandırmada faaliyet gösteren firmaların vergilerini buraya vermemelerinde, itibarın ötesinde devlet yatırımından alacağımız pay bakımından da büyük kaybımız vardır. Limanımızın özelleşmesinde izlenen politikaya göre, bu kaybımız artık bir gerçektir. Bandırmanın ekabiri ve siyasilerinin ve bürokratlarının özen göstermedikleri bu husus, bence Bandırma ve Bandırmalıyı yok saymaktan başka bir şey değildir.. Bandırmalının hakkı/ları, göz ardı edilmiştir.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Bu yapılaşma sürecinde, Bandırmada yaşayan, Limanın ekonomisinden nemalanan veya nemalanması gereken Bandırmaya ait tek bir YERLİ firma, LİMANA maalesef girememiştir.&#60;br /&#62;
Ama ÇELEBİ HOLDİNG, Bandırma’lılardan görebileceği tepkileri kırmak için, büyük bir şark kurnazlığı ile Bandırma Ticaret Odasını, Liman İşletmesine % 2 ortak yapmıştır. Yani rüşvet olarak, Ticaret odasına bir pay verilmiştir. Verilmesin mi ? Verilsin elbet ve verilmelidir. Ama, Bandırma Ticaret Odasından da beklerdik ki, küçük ortak ta olsanız Bandırma ekonomisine yarar getirecek bir alt yapılanmada, kendi odanıza kayıtlı firmaların, Bandırmalıların limana girmesini sağlayın veya bunu talep edin. Çelebi’nin ortağı Ticaret Odası ve Başkanı sayın Osman KOCAMAN’dan, buna benzer bir girişim veya söz, ben duymadım.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Bandırma’da limanın elleçleme ve nakliyat ve navlun hizmetlerinde tecrübeli eleman ve alt yapısı (ekip-ekipman) Bandırma’da varken, Limanın üst işletmesini fiilen yapacak TURNA ve LATEK Firmaları, kendi iş makinelerini ve operatörlerini ve hatta hizmet sektöründeki tüm adamlarını dışarıdan veya bünyelerinden getirip, işbaşı yaptırıvermişlerdir.  Bu konuda özel sektör anlayışını fazla eleştirmemek lazım elbette. İşin aksamaması ve kazanç için, ellerindeki tüm imkanlarını kullanacaklardır. Lakin ; bu yapının işin başından başlayarak yavaş yavaş ta olsa, BANDIRMA’da yaşayan insanlara kaydırılması gerekir diye düşünüyorum. Bandırmalı düşünüyor.&#60;br /&#62;
Bu yapılmazsa ne mi olur ? İyi olmaz. Veya Çelebinin kendi bünyesinde oluşturduğu güvenlik şirketine 40-50 gencimizin güvenlikçi diye maaşlı işe almış olması, yeterli midir ? DEĞİLDİR… &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Son günlerde basına yansıyan haberler (KAMYONCULARIN TEPKİSİ) bazı olumsuzlukların işareti gibidir. Geçtiğimiz günlerde Bandırma Liman Damperli Taşıyıcılar Kooperatifi ve LATEK-TURNA Şirketlerinin getirdiği Boğaziçi Nakliyata ait araç şoförleri arasında sertliğe varan tartışmalar çıkmıştır.. Tartışma olay yerine gelen çok sayıda güvenlik gücünün müdahale etmesiyle önlenmiştir. Bandırma’da kurulu yüzlerce kamyon ve kamyoncu esnafının oluşturduğu ve ekmeklerini tamamen Bandırma Limanındaki nakliye hareketinden kazanan DAMPERLİ ve MOTORLU TAŞIYICILAR Kooperatifleri vardır. Bu kooperatiflerin ve üyelerinin bu yapılaşmada, mağdur kalacakları veya sadece maaşlı şoförlüğe talim edecekleri, kesin gibidir. Çünkü, kapitalizmin egemenliği söz konusudur. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;ÇELEBİ Holding aldığımız duyumlara göre, KENDİ ŞİRKETİNE pek çok kamyon alarak İÇ ve DIŞ nakliye hizmetine de koyacaktır. TURNA Nakliyatın zaten kamyon altyapısı vardır. Görülen o ki ; Bandırma Limanındaki nakliye hareketinden Bandırmalı kamyoncu esnafı ekmeğini kazanamayacaktır artık.  Bunu anlayan kamyoncuların, taşeron firmaların kamyonlarına karşı, Limanın kapılarında tepki koymaya başlamaları ve olay yerine polisin-jandarmanın gelmesi veya güvenliği sağlaması, bunun işaretidir. Bu olayların sonucunda hiç te arzu etmediğimiz bir anarşi, artık kapımızdadır.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Ve, Yarın, başka konular da da aynı tepkiler görülebilinir. Görülebilinir çünkü, dünyanın neresine giderseniz gidin, bizim KABOTAJ Kanunumuz gibi yerel kurallar-gelenekler vardır. Her şehir, kendi limanındaki işlerin içinde olmayı, doğal olarak istemektedir. Liman Kentlerinin özelliği budur. Ben buna, YEREL MİLLİYETÇİLİK diyorum.&#60;br /&#62;
Kapitalizmin ağır koşulları altında, ertesi günü ödeyeceği faturanın parasını bulmaya mahkum edilmiş insanlarımız, yaşadıkları şehirdeki iş imkanından yararlanmaları olmazsa-olmaz bir sosyal şarttır. Her şehrin insanın, kendi şehrindeki böylesi ekonomik hareketliliklerden yararlanmak istemesi, kanıksanamaz.&#60;br /&#62;
Sosyal Adaletin gereği iş yaşamında da bir kuraldır.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Lafın yeri geldiğinde, Bandırmada denizcilik sektöründe yeterli yetişmiş kalifiye eleman olmamasından, yokluğundan yakınırız. Ama, Bandırmalıların denizle, deniz ticaretiyle tanışmasını engellemek için de, elimizden geleni yaparız. Burada Bandırma’nın sayın işadamları, bürokrasisi, siyasisi gereken çalışmaları yapmalıdır.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;ÇELEBİ HOLDİNG’ten beklentimiz de ; özelleşen Bandırma Limanında Bandırma Firmalarından hizmet alınması ve Bandırmanın insanlarının çalıştırılmasıdır. BANDIRMA LİMANI, LİMANIMIZDIR’ı görmek ve hissetmek istiyoruz.  NOGAYTÜRK.
&#60;/p&#62;</description>
</item>
<item>
<title>susurluk konu: "akp HÜKÜMET İSTİFA..!"</title>
<link>http://forum.ilkhabergazetesi.com/topic.php?id=98#post-121</link>
<pubDate>Çar, 09 Jun 2010 00:13:26 +0000</pubDate>
<dc:creator>susurluk</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">121@http://forum.ilkhabergazetesi.com/</guid>
<description>&#60;p&#62;NOGAYTÜRK&#60;br /&#62;
Ramazan NARİN&#60;br /&#62;
&#60;a href=&#34;mailto:xsusurlukx@hotmail.com&#34;&#62;xsusurlukx@hotmail.com&#60;/a&#62;&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;   2. ÇUVAL İÇİNDE KAYBOLAN TÜRKİYE…&#60;br /&#62;
                 HÜKÜMET İSTİFA…&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;İHH &#38;lt; İnsani Yardım vakfı diye bir Türkiye Sivil Toplum Kuruluşu. Başkanı Bülent YILDIRIM. ?&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Bu kuruluşun ferdi ve fevri bir yardım hareketinden dolayı, TÜRKİYE Savaş ortamına çekildi. Müsebbibi İSRAİL-İHH Taraflarının daha önceden yaptıkları anlaşmalar ve görüşmelerdir. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Sebeb-i bahanesi ise ;  GAZZE’ye insani yardım…&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Türk Halkı gelişmeleri endişeyle ve canlı yayınlarla izliyor veya izlettiriliyor. Hükümetin ve ordunun haberi ve muvafakatı olmadan geliştirilmiş bir operasyon. Ama, İsrail gemilere çıkıp insanlarımızı öldürünce ve tutuklayınca gerek gemidekiler, gerekse önceden planlanmış şekilde sokaklara dökülen insanlar sayesinde, Nerde TÜRK Ordusu diye bağıran SAVAŞ ÇIĞIRTKANLIĞINI canlı yayınlarla izledik, izliyoruz.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;İHH Yöneticileri giderken dediler ki ; İsrail hele bir gemilerimize çıksın Türkiye’de milyonlar sokağa dökülecek… (plan tıkır tıkır işledi)&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Birincisi ; öncelikle işbu İHH Hareketinin Deniz FENERİ’nin yeni ve son versiyonu olarak tezgahlandığını, hepimiz bilecez. Peki, nedir bu IHH ? Almanlar şöyle açıklıyor : “Yahudi düşmanı, antisemitik kinle dolu bir Milli Görüş organizasyonu... “ IHH Internationale Humanitaere Hilfsorganisation)” ...TÜRKİYE’de nedense bir hengamedir kopuyor veya kopartılıyor. Bir yardım kuruluşu  İkincisi, bu kuruluşun geçmişi ve yönetimini mercek altında inceleyeceğiz ki, gerçekçi bulgulara ulaşalım. Bülent YILDIRIM, kim mesela ?&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Dikkat ederseniz, sokaklara dökülen hassasiyet yüzünden Türk Askeri uçakları ile, bütün vatandaşlarımızı geriye getirdik. Kıbrıs gazilerinde, güneydoğu şehit ve gazilerimizde görmediğimiz bir ilgi alaka ile, YANDAŞ BASIN bu gelişmeleri günlerce ve saatlerce canlı izlettirdi bize. Sanki EVLAD-I FATİHANLAR geldi ! Kahramanlarımızı ? bize tanıttı. Bu gemi personelinin KAHRAMAN addedilmeleri ve böylesi reklama tabi tutulmaları da senaryonun bir parçasıydı elbette. Başbakan da bu reklamdan payını alarak seçime hazırlanıyor bu da gayet belli bu arada.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Irak’ta Türk askerinin başına çuval geçiren zihniyet, bu defa çok daha profesyonel bir senaryo ile, yapılması mümkün olmayan/olamayacak bir yardımı, İHH adına Gazze’ye götürmeye kalktı. Düşünmek lazım. Bu adamlar madem bu kadar hayırseverler ve mazlumun yanındalar. Şimdiye keder neden KERKÜK’e gitmediler ? Neden DOĞU TÜRKİSTAN’a gitmediler ? Oradakilerde müslümandı ve mazlumdular üstelik. Ayrıca soydaşlarımızdı.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Bir de dikkat edin. Bu yardımlar neden KIZILAY’a verilip, onun adıyla gönderilmesi sağlanmadı da, çoluk çocukla sakallılarla özel harekete kalkışıldı. KIZILAY bu yardımı götürseydi, değil İsrail… Dünya engelleyemezdi çünkü.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;İsrail, Yahudi emperyalizminin (kendi faşist yönetiminin) gereğini yapmıştır. Daha önceden de tanıyoruz bu zihniyeti. Irak’ta benim hakkımda bomba üretiliyor diye Irak’ı bombaladığı zaman da, kimsenin gıkı çıkmamıştı. Şimdi de kendisinin yakıp-yıktığı bir yere gelen özel yardımı, elbette ki engelleyecekti ve engelledi. Bu sahte kahramanlık onlara sunuldu. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Amaç ajitasyondu ve Türkiye’nin küçük düşürülmesiydi ve başarıldı. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;BAŞBAKAN TAYYİP ERDOĞAN ; &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Başbakanın dün Konya’dan yaptığı açıklamalar da DEHŞET vericiydi. Kimsenin dikkatini çekmedi nedense. Filistin’deki HAMAS İktidarı için, onlar TERÖRİST, PKK ile aynı diyenler vardı, sayın Başbakan bunun olmadığını nasıl açıkladı ?&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Dedi ki ; “ Bizim ülkemizdeki PKK Teröristlerinin üzerinden Türkiye Cumhuriyeti nüfus kağıdı çıkıyor, onlar bizim vatandaşımız. Ama Filistindeki HAMAS,  ülkesini koruyan direniş örgütü ve seçimle işbaşına geldiler. “  Hafızalarımızı yoklayalım. Filistinde önceden kim vardı iktidar ?  Yaser ARAFAT ve EL-FETİH.  HAMAS, el-fetihi yıkarak iktidar olmuştur. Peki el-fetih Filistinli değil mi ? Onlar da o ülkenin insanı değil mi ? HAMAS, ülkesini el-fetihten mi koruyor, onların işgaline karşı mı direniş hareketi gösteriyor ? HAMAS’ın İsrail karşıtı olması, elbette ki normal. HAMAS ta belki bizim PKK gibi İsrail’in taşeronu da olabilir mesela. Filistinde yaşayan BİR TEK KİŞİ İsrail’in varlığını ve işgalini zaten kabul edemez. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Başbakan bu sözleriyle bana göre PKK Hareketinin de, yarınki meşruiyetine kılıf hazırlamıştır.  Yarın PKK da seçimle işbaşına gelirse, onlarda kendi topraklarının direniş örgütüyüz BURASI KÜRDİSTAN dediklerine göre şimdiden MEŞRULAŞTILAR bence. Terörle gelenin, demokrasiyi kullanıp iktidara geldiklerinde TERÖR’ü bırakmaları kadar normal bir şey olamaz. Yarın, PKK’nın da zaten meclis hareketini ve seçimle iktidar olabilme hareketini başlatmış olarak, MEŞRUİYETLERİNİ dayandıracakları yer belli olmuştur. Başbakanın, HAMAS-PKK benzerliğini, hayır benzemiyorlar açıklaması adeta bir İTİRAF…adeta PKK’ya bir meşruiyet verme olmuştur.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Bu arada, götürülen yardım gemilerinin ve içindeki yardım malzemelerinin ne olduğu hakkında da dikkat ederseniz tek kelime edilmiyor. Sahi nerde gemiler ve malzemeler ? Veya Gazze’deki yardıma muhtaçların sesine hiç yer verilmiyor. Çünkü, bunlar önemli değil. Önemli olan, 7 milyonluk yahudinin 70 milyonluk Türkiye’ ye bir ders vermesinin sağlanmasıydı ve o da sağlandı.  Bu bir 2. çuval hareketidir. Çuval bu defa askerimizin başına değil, devletin başına geçirilmiştir.  &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Gemi hareketi ve oradaki olaylardan daha çok beni ilgilendiren, aynı saatlerde İskenderun’da askerimize yapılan roketatarlı saldırıdır ve bu saldırıda şehit düşen 6 askerimizdir ve yaralılarımızdır. Nedense, aralarında birkaç saat vardır bu iki hareketin. Bu saldırıların ardından da, bölgede Türk Askerine saldırı yoğunlaştırılmıştır. Peki, bu saldırıların aynı saatte başlatılması acaba sakın İSRAİL’in işi veya İsrailin taşeronu PKK lı Kürtlerin eylemleri olmasın ? Ki bence öyledir. Dikkat ediniz henüz tek fail yakalanmamıştır bu olayda….&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Şimdi nevruzda Diyarbakır’da asılan “ İŞGALCİ T.C KÜRDİSTANDAN DEFOL ! “ Pankartından başlayıp, taşları yerine koyalım.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;1 - Yer DİYARBAKIR asılı pankart: İŞGALCİ T.C KÜRDİSTANDAN DEFOL !  !&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;2 - BDP BİTLİS Mv Nezir KARABAŞ (Bu devletten maaş alan bir VEKİL) &#38;gt; Diyor ki;&#60;br /&#62;
...&#34; Bu politikalar sürdüğü takdirde yemin ediyorum, Kürt Halkı sadece gerilla mücadelesiyle kalmayacak, yaşamı cehenneme çevirecektir. &#34;&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;3- BDP Diyarbakır İl Başkanı, Nijad YARUK'ta diyor ki ;&#60;br /&#62;
&#34; Kürtler, eski kürtler değil. Diz çöktürmeye çalıştığınız bu halkın önünde diz çökeceğiniz günler yakındır.&#34; &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Bu hain ifadelerin, hesabının sorulmasını da bekliyoruz ayrıca…&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Dün de, Diyarbakırda güya askeri operasyonlara dur diyen bir yürüyüş yapılıyor ve slogan ne biliyor musunuz ? MECLİSİ BASARIZ, ERDOĞANI ASARIZ !  (aslında erdoğanı çok sevdiklerini biliyoruz ama takkiyecilik onların da meziyeti olmuş… ) &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Amerika’ daki din temsilcimiz ? Fetullah GÜLEN’in demeci de, kendi tarikatından olmayan İHH için ve İsrail için söyledikleri de, tuz-biber olmuştur.  &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;AKP’nin 472 Türk Kuruluşunu ve topraklarını İsraillilere satmasından sonra, NE DENEBİLİR Kİ ? bu sözleri ve taşları düşünelim derim,&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Bir de ,  FİLİSTİN bayrağını boynuna dolayıp kendi bayrağı yapanları düşünmemiz lazım; &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Bilindiği gibi Filistin Bayrağı ilk olarak Şerif Hüseyin tarafından 1916'daki Osmanlı Devleti'ne karşı yapılan Arap ayaklanmasının, simgesi olarak tasarlanmıştır. Türkler'i arkadan vuran, İngiliz işbirlikçisi ve hain Şerif Hüseyin'in bayrağını boynuna dolayıp gösteriş yapanlar, internetlerde profil resmi yapanlar ! Hani siz Osmanlıyı savunurdunuz ? Osmanlıyı arkadan vurup asit kuyularına atan o Araplar değil miydi ? Müslümanlığı Arap hayranlığı ve milliyetçiliği sananları Allah’a havale ediyorum.  &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;HÜKÜMET çok acele İSTİFA etmelidir ve erken seçime gidilmelidir. Yoksa telafisi mümkün olamayacak İHANETLERİ YAŞAYACAĞIZ…
&#60;/p&#62;</description>
</item>
<item>
<title>susurluk konu: "NE OLACAK BU MEMLEKETİN HALİ ?"</title>
<link>http://forum.ilkhabergazetesi.com/topic.php?id=29#post-120</link>
<pubDate>Çar, 09 Jun 2010 00:09:54 +0000</pubDate>
<dc:creator>susurluk</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">120@http://forum.ilkhabergazetesi.com/</guid>
<description>&#60;p&#62;o,&#60;br /&#62;
al ananı git dedi...&#60;br /&#62;
Anamı bırakıp döndüğümde, ben satacağımı bilirim..:)))))
&#60;/p&#62;</description>
</item>
<item>
<title>susurluk konu: "ÜLKÜCÜ TERMİNOLOJİ..."</title>
<link>http://forum.ilkhabergazetesi.com/topic.php?id=54#post-119</link>
<pubDate>Çar, 09 Jun 2010 00:07:55 +0000</pubDate>
<dc:creator>susurluk</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">119@http://forum.ilkhabergazetesi.com/</guid>
<description>&#60;p&#62;Ben, ne bu iktidara ne de kızıllara destek vermedim. Bu yüzden vicdanım rahat. Siz bir evde konaklarken ev sahibinin size karşı davranışlarını etüd eder ona göre evdenh çıkış tarihinizi ve saatinizi belirlersiniz, değil mi ?
&#60;/p&#62;</description>
</item>
<item>
<title>ozan3606 konu: "YAHUDİ KÜRTLER"</title>
<link>http://forum.ilkhabergazetesi.com/topic.php?id=76#post-118</link>
<pubDate>Paz, 04 Apr 2010 11:20:15 +0000</pubDate>
<dc:creator>ozan3606</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">118@http://forum.ilkhabergazetesi.com/</guid>
<description>&#60;p&#62;ARKADAŞIM MAALESEF İDEOLOJİK DÜŞÜNÜP KENDİMİZ GİBİ HERKESİ TÜRK GÖRMEK İSTİYORUZ AMA YANLIŞ KİMLİĞİNİ SÖYLEYEN HALKLARADA ÇEŞİTLİ YAKIŞTIRMALAR YAPIYORUZ ÖRNEK KÜRTLER İŞTE ARAPLARDAN YOK BİLMEM TÜRKLERDEN TÖREMİŞ DİYORUZ PROF DR YUSUF HALAÇOĞLU ORHUN ABİDELERİNDEN BAHSEDERKEN BURDA KÜRTLERDENDE BAHS EDER  AYRICA KÜRTLER HZÖMER ZAMANINDA MÜSLÜMAN OLMUŞTUR ESKİDEN TEK TANRILI DİN OLAN ZERDÜŞİLİĞE İNANIRDI ZERDÜŞ YEZİDİ,LERİN PEYGAMBERİDİR TÜRKLER ŞAMANİZME İNANIRDI TÜRKLERİN MÜSLÜMAN OLMASI 10YY BAŞLAMIŞTIR VE KANLI SAVAŞLAR SONUCU MÜSLÜMAN OLMUŞTUR AÇIKÇASI MEZOPOTOMYANIN İLK YERLEŞİK HALKLARINDANDIR KÜRTLER AYRICA 1071 DE ANADOLUNUN KAPILARINIDA TÜRKLERE MÜSLÜMANLIĞI KABUL ETTİKLERİ İÇİN KÜRTLER AÇMIŞTIR İSLAM ORDULARI KOMUTANI SELAHATTİNİ EYÜBBİ İKİ HALK İÇİN SAVAŞMIŞTIR VE KÜRTTTÜR SEN ŞİMDİ 1000 YILLIK KARDEŞLİĞE BALTA VURUYORSUN SENİN GİBİ DÜŞÜNENLER VATANI BÖLÜYOR KARŞIMIZDAKİNE SAYGI GÖSTERSEK ONU KİMLİĞİYLE KABUL ETSEK SORUN ÇIKMAZ BAK AMERİKADA DÜNYANIN HERYERİNDEN HALKLAR VAR NİYE BÖLÜNMÜYOR PARADAN DOLAYIMI HAYIR HERKES İSTEDİĞİ GİBİ KONUŞUR DÜŞÜNÜR DERNEK AÇAR VE BİRBİRİLERİNE SAYGILIDIR IRKÇILIK YOKTUR UNUTMA GERÇEKLERİ KONUŞ KÜRTLER OLMASAYDI MARAŞ ANTEP URFA ŞİMDİ BİZİM TOPRAKLAR DEĞİLDİ AYRICA DOĞU ANADOLUDA RUSLARA VE ERMENİLERE KARŞI KÜRTLER OLMASAYDI DOĞU ANADOLU ŞİMDİ SENİN TOPRAĞIN DEĞİLDİ AYRICA HAMİDİYE ALAYLARINIDA OKUMANI İSTERİM KISACA KÜRTLER İSLAMİYETİ ÜST KİMLİK BİLMİŞ FAKAT ÇOK AZ TÜRKLER TÜRKLÜĞÜ ÜST KİMLİK BİLMİŞ BUNUN İSBATI BEDÜÜ ZAMAN SAİDİ NURSİNİN KİTAPLARINDA YAZAR MÜSLÜMAN MÜSLÜMANIN KARDEŞİDİR FAKAT GÖRÜYORUMKİ BAZI IRKÇILAR VAR İSLAMİYETTE IRKÇILIK YOKTUR İSLAM KARDEŞLİĞİ VARDIR İŞİ IRKA DÖKERSEK ZARARLI TÜRKİYE ÇIKAR ÇOK OKU AZ YORUM YAP GÖBEKTEN KONUŞMA
&#60;/p&#62;</description>
</item>
<item>
<title>nefer konu: "ÜLKÜCÜ TERMİNOLOJİ..."</title>
<link>http://forum.ilkhabergazetesi.com/topic.php?id=54#post-117</link>
<pubDate>Çar, 17 Mar 2010 21:16:24 +0000</pubDate>
<dc:creator>nefer</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">117@http://forum.ilkhabergazetesi.com/</guid>
<description>&#60;p&#62;yanlız ramazan bey sizlerinde bu insanlar kadar sucunuz yokmu ülkücü şehitlere yarın mahşerde ne cevap vereceksiniz&#60;br /&#62;
bu camianın icersinde kalıp mücadele etseydiniz cakallara bırakmasaydınız birde ikdidar olmak icin siyasette her zaman yerel yönetimlerde ittifak yapılır sonuşta daga tehlikeli kızıl koministler var iktidarda onlara omuz vermekmi dogru isterseniz bir sorgulayın
&#60;/p&#62;</description>
</item>
<item>
<title>nefer konu: "NE OLACAK BU MEMLEKETİN HALİ ?"</title>
<link>http://forum.ilkhabergazetesi.com/topic.php?id=29#post-116</link>
<pubDate>Çar, 17 Mar 2010 21:03:10 +0000</pubDate>
<dc:creator>nefer</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">116@http://forum.ilkhabergazetesi.com/</guid>
<description>&#60;p&#62;sen istersen anasını sat
&#60;/p&#62;</description>
</item>
<item>
<title>nefer konu: "NE OLACAK BU MEMLEKETİN HALİ ?"</title>
<link>http://forum.ilkhabergazetesi.com/topic.php?id=29#post-115</link>
<pubDate>Çar, 17 Mar 2010 21:02:11 +0000</pubDate>
<dc:creator>nefer</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">115@http://forum.ilkhabergazetesi.com/</guid>
<description>&#60;p&#62;mustak bu millete hala köylüsü memuru alt tabaka ve üst taban akp diyor ne diyelim birkısım sadakadan memnun birtakım cıkardan memnun vay halimize
&#60;/p&#62;</description>
</item>
<item>
<title>nefer konu: "BANDIRMA MHP ve ÇATI HAREKETİ..?"</title>
<link>http://forum.ilkhabergazetesi.com/topic.php?id=77#post-114</link>
<pubDate>Çar, 17 Mar 2010 20:57:23 +0000</pubDate>
<dc:creator>nefer</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">114@http://forum.ilkhabergazetesi.com/</guid>
<description>&#60;p&#62;alınan oylarda gönen adayı tuncay görgünün faktörü olmuştur bu bandırmanın başarısı degildir
&#60;/p&#62;</description>
</item>
<item>
<title>nefer konu: "MHP ADAYI, ANAP İLÇE BAŞKANI..?"</title>
<link>http://forum.ilkhabergazetesi.com/topic.php?id=49#post-113</link>
<pubDate>Çar, 17 Mar 2010 20:52:33 +0000</pubDate>
<dc:creator>nefer</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">113@http://forum.ilkhabergazetesi.com/</guid>
<description>&#60;p&#62;cok dogru yazmışın bende bir ilave yapayım kendini begenmiş mülkü başkan var iken daga cok gönenli ogulları cıkar birde marifetmiş gibi övünüyorlar
&#60;/p&#62;</description>
</item>
<item>
<title>zvictory86 konu: "İstihdamı 'yeni yabancılar' kurtarıyor"</title>
<link>http://forum.ilkhabergazetesi.com/topic.php?id=97#post-112</link>
<pubDate>Per, 24 Dec 2009 13:16:49 +0000</pubDate>
<dc:creator>zvictory86</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">112@http://forum.ilkhabergazetesi.com/</guid>
<description>&#60;p&#62;Mitingler ve muhtırayla gerilen seçim süreci, istihdam planlarını da etkiledi. Bazı projeler donduruldu, bazıları da 'bekle gör' kararına takıldı. Ancak yeni yabancı şirketlerin yarattığı trend sayesinde piyasa hala canlı...&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Özel istihdam büroları ve beyin avcılı yapanlar, son bir yıldır adeta bayram yapıyor. Şirketlerin büyüme stratejileri, yeni yatırımlar, özellikle de daha önce Türkiye'de bulunmayan yeni yabancı şirketlerin giriş kararı almaları, insan kaynakları (İK) alanında hareketlilik sağlıyordu. Öyle ki, hemen her yazı durgun geçirmeye alışık olan şirketler, 2006'da harıl harıl çalışmak zorunda kalmışlardı.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Şirketler 2007'ye, hem cumhurbaşkanlığı, hem de genel seçimlerin yarattığı endişeyle başladı. Aslında, pek dile getirilmese de bir tedirginlik hissediliyordu. Ancak son 15 gündür yaşananlar, sanıyoruz pek tahmin edilememişti. Bazıları &#34;Türk şirketleri bu ülkenin sürprizlerine alışık&#34; dese de, muhtıra ve mitinglerin tedirginlik yarattığı açık.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;2001 krizinin en çok etkilediği kesin kuşkusuz çalışanlar oldu. Yüz binlerce, hatta milyonlarca insan o dönemde işini kaybetti. Şu anda daha sağlam bir ekonomik zeminde, hızlı ilerleyen bir süreçten bahsediliyor. 2001'deki şartlar olmadığından, o dönemdeki gibi bir &#34;eleman silkeleme&#34; yaşanmayacağı düşünülüyor. Yine de bazı şirketler, eleman alımlarını dondurma ya da bekletme kararı aldılar.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;İşsizlik her zaman Türkiye'nin en büyük sorunlarından. Resmi işsizlerin sayısı 2.5 milyonun altına bir türlü inmiyor. Buna eksik istihdamı da ekleyince, 5.9 milyon gibi bir işsiz rakamı telaffuz ediyorlar. Durum böyle olunca, seçim meydanlarındaki nutukların da en büyük kozu &#34;işsizlik&#34; olacak elbette. Datassist Genel Müdürü Ayşe Uça, seçim yılı olduğu için zaten şirketlerin, şu anda geniş çaplı alımların yapmadıklarını, ama yakın zamanda hareketlilik beklediklerini vurguluyor.&#60;br /&#62;
Kaynak:http://www.datassist.com.tr/basinda-datassist/istihdami-yeni-yabancilar-kurtariyor.html
&#60;/p&#62;</description>
</item>
<item>
<title>poseidon konu: "Dr. Rauni Kilde: Grip aşısı milyonları öldürecek"</title>
<link>http://forum.ilkhabergazetesi.com/topic.php?id=96#post-111</link>
<pubDate>Çar, 16 Dec 2009 13:04:45 +0000</pubDate>
<dc:creator>poseidon</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">111@http://forum.ilkhabergazetesi.com/</guid>
<description>&#60;p&#62;Finlandiya eski Sağlık Bakanı Dr. Rauni Kilde’den domuz gribi hakkında çor cesur açıklama. Domuz gribi aşısının bir aldatmaca olduğunu itiraf eden Dr. Kilde, “Bu aşı ile mümkün olduğunca dünya nüfusunun çoğu öldürülmek isteniyor” dedi.&#60;br /&#62;
Bu düşüncenin eski ABD Başkanlarından Henry Kissinger’e ait olduğunu söyleyen Dr. Kilde, 14-15 Mayıs 2009 tarihinde yapılan Bilderberg toplantısında bu kararın alındığını belirtti.&#60;br /&#62;
Dr. Kilde, bir televizyona yaptığı açıklamasında, “ABD, hiçbir maddi kayıp yaşamadan hatta milyarlarca dolar kazanarak dünya nüfusunu üçte iki oranında azaltmayı hedeflemektedir” diye konuştu.&#60;br /&#62;
Dünya Sağlık Örgütü’ne domuz gribinin ölümcül bir salgın olduğu yönünde beyanda bulunması için baskı yaptıklarını belirten Rauni Kilde, “Böylece aşıyı tercihli değil zorunlu yapmak istiyorlardı. Özellikle hamile kadınların ve çocukların ilk önce aşı ile zorunlu tutulması gelecek nesilleri hedeflediğini göstermektedir” açıklamasında bulundu.&#60;br /&#62;
Finlandiya hükümetinin sınıflandırmayı kabul etmediğini ve hastalığın derecesini normal hastalık olarak gösterdiğini ifade eden Kilde sözlerini şöyle sürdürdü; “Hiç kimse aşının bir yıl, beş yıl ya da 20 yıl sonra ne gibi etkilerinin olacağını bilmiyor: Mutlak kısırlık mı? Kanser mi? Ya da ölümcül herhangi bir hastalık mı?”&#60;br /&#62;
Dr. Rauni Kilde, “Amerikan yönetimi ileride bundan dolayı doğacak herhangi bir sıkıntıdan dolayı ilaç şirketlerine bir sorumluluk yüklenmemesi için şimdiden önlemini aldı ve onları tüm sorumluluklardan muaf tuttu. Bu bile işin ciddiyetini göstermeye yeter” dedi. (Ajanslar&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Virüsün ardında ABD istihbaratı mı var&#60;br /&#62;
Çin’de düşen ve CIA ajanlarını taşıyan bir uçağın havadan serpilmek üzere mutasyona uğramış A gribi virüsü taşıdığı iddiaları, virüsün biyolojik silah olduğu şüphesini yeniden gündeme taşıdı.&#60;br /&#62;
Dünya genelinde hızla yayılarak 9 bini aşkın can alan ve büyük paniğe neden olan A gribi salgını ile ilgili ortaya atılan bir iddia kafaları karıştırdı.&#60;br /&#62;
Çeşitli internet sitelerinde yer alan bir haberde Çin’in Şangay Pudong havaalanında 28 Kasım tarihinde düşen ve 3 ABD vatandaşına mezar olan bir kargo uçağının, havadan serpilmek üzere mutasyona uğramış A gribi virüsü taşıdığı belirtildi. Olayla ilgili ortaya atılan bir diğer korkunç iddia ise, uçağın Çin’den havalandıktan sonra gideceği Kırgızistan’daki gizli İsrail üssünü hedef aldığı ve sanıldığı gibi bir kaza sonucu değil, İsrail gizli servisi Mossad’ın ajanları tarafından düşürüldüğü oldu.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;GİZLİ OPERASYON ŞÜPHESİ&#60;br /&#62;
Diğer yandan uçaktan yaralı olarak kurtulan 4 kişiden biri olan ismi belirtilmeyen bir Endonezya vatandaşının, Endonezya Savunma Bakanı Juwono Sudarsono’nın gizli operasyonlar yürüttüğü gerekçesiyle bir süre önce kapatılması istediği ABD Deniz Üssü’nün Tıbbi Araştırma Bölümü’nde görev yaptığı belirtiliyor. Endonezya Sağlık Bakanı Siti Fadilah Supari, geçmişte A gribinin Batılı ülkeler tarafından üretilen biyolojik bir silah olduğunu ileri sürmüştü. (Demek ki bizim Sağlık Bakanı gibi küresel oyuncuların filminde rol almayan çok Sağlık Bakanı varmış)&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Geçtiğimiz haftalarda Çin’in yanı sıra Hindistan ve Nijerya’da da şüpheli biyolojik maddeler taşıdıkları gerekçesiyle ABD uçaklarının durdurulduğu ve zorunlu iniş yapmaya zorlandığı belirtiliyor. Bir diğer korkunç iddia ise virüsün farklı ve akciğerleri ciddi oranda tahrip eden daha ölümcül bir türünün görüldüğü Ukrayna’nın başkenti Kiev’de kasım ayı başında şüpheli uçaklardan halkın üzerine gaz püskürttüğü oldu. Ukraynalı yetkililer, yüzlerce görgü tanığına rağmen olayı yalanlamayı tercih etmişti. (Sabah-06.12.2009)&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Aşılar hakkında gizli gerçekler!&#60;br /&#62;
Domuz gribi aşısı yapılan iki sağlık görevlisi hastane kaldırıldı. AŞı olanlardan birinni sağlık durumunun ciddiyetini korudu belirtiliyor. Peki kullanılması için baskı oluşturulan aşılar hakkındaki gerçekleri öğrenmek ister misiniz?&#60;br /&#62;
Dr. Aidin Salih / Sade Hayat Derneği – 04.11.2009&#60;br /&#62;
Ağustos 2009′da İngiltere ve Fransa’da Domuz Gribi aşısı, hayvanlardan sonra az sayıda insan üzerinde, ABD’de ise 2 bin kişinin üzerinde denenmiştir. Ancak sonuçlar en fazla &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;2 aylık verilerle sınırlıdır.&#60;br /&#62;
Büyük ihtimalle, domuz gribi aşısı Türkiye’de aşıyı satan firmanın kendi personeli vasıtasıyla uygulanacaktır. Böylece Faz-1 deneyi Türkiye’de 28 milyon kişi üzerinde yapılmış olacaktır. Önceden hiçbir olumlu verisi olmayan, tehlikesi büyük olan bir aşının 6-36 aylık bebeklere, çocuklara, sağlık çalışanlarına ve savunma mensuplarına uygulanması bugüne kadar Türkiye’nin göreceği en büyük tehlike olabilir.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Grip aşıları dahil tüm aşıların, aşılanan kişiyi ömür boyu etkileyecek derin zararları vardır. Yeni üretilen bir aşının yan etkilerine yönelik araştırmalar kısa vadeli sonuçlar verir. Dolayısıyla yan etkilerinin 2-10 yıl sonra ortaya çıkabileceği gözardı edilmektedir. Çocuklarımıza yapılacak bir aşı eğer kısırlığa yol açıyorsa, bu, 15-20 yıl sonra çok acı bir şekilde anlaşılacaktır. AIDS virüsü çocuk felci aşılamasından 10-12 yıl sonra, otizm 2-4 yıl sonra, kas-kemik ve bağ dokusu hastalıkları 4-6 yıl sonra; sinir sistemi hastalıkları 2-10 yıl sonra ve Guillain-Barre sendromu hemen veya birkaç yıl sonra ortaya çıkmıştı. Aşının yan etkileri aşıdan hemen sonra ortaya çıkmayabilir. Aşının sebep olacağı bir hastalık 20-30 ve hatta 50 yıl sonra ortaya çıkabilmektedir.&#60;br /&#62;
Her ilacın kutusunda hangi maddeleri içerdiğine dair bir prospektüs bulundurma zorunluluğu vardır. Fakat uygulanan bir aşı partiler halinde gönderilmekte ve tek bir prospektüs taşımaktadır. Dolayısıyla hastanın prospektüsü inceleme imkanı yoktur.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Domuz Gribi aşısının bilinen içeriği:&#60;br /&#62;
1-Alüminyum hydroxide, alüminyum fosfat, amonyum sülfat, amphotericin B&#60;br /&#62;
2-Domuz dokuları, At kanı, Tavşan beyni, Köpek böbreği, Maymun böbreği.&#60;br /&#62;
3-Civciv embriosu, Tavuk-Kaz yumurtası, Sığır serumu, Betapropiolacton&#60;br /&#62;
4-Doğmamış sığır serumu, Formaldehyde, Formalin jelatin, Köpekbalığı karaciğeri yağı.&#60;br /&#62;
5-İnsan fetusu ( Üçüncü gebelik ayı başından doğuma kadarki devre içinde ana rahmindeki canlıya verilen ad)&#60;br /&#62;
6-Maymun böbrek hücreleri&#60;br /&#62;
7-Yıkanmış Koyun kanı&#60;br /&#62;
8- Monosodyum Glukomat&#60;br /&#62;
9- Polioksidonyum (Sentetik proteinler ve nano materyaller içerir. Bunlar gende değişiklik yaptığı gibi fenotipte de değişmeler yapmaktadır)&#60;br /&#62;
10- İnsan spermi&#60;br /&#62;
11- Etilen gliserol (antifriz)&#60;br /&#62;
12- Antibiyotikler&#60;br /&#62;
13- Skualen&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Tüm aşılarda etki arttırıcı ve koruyucu olarak kullanılan maddeler bellidir ve hemen hemen aynıdır. Çoğunun özellikleri araştırılmamıştır ve etkileri tam olarak bilinmemektedir. Bu maddelerin deride kabarcıklar, beyin zarı iltihabı, kan yapısında bozulma, sinir iltihabı gibi rahatsızlıklara sebep olduğu tespit edilmiştir.&#60;br /&#62;
İmmünolojist Hugh Fudenburg’un ifade ettiğine göre son 10 yılda art arda 5 grip aşısı olan kişilerin alzheimer olma ihtimalleri 10 kat artıyor. Bunun sebebi ise kullanılan aluminyum ve civadır. (thimerosal)&#60;br /&#62;
Formaldehid kanserojen olma özelliğinden dolayı mobilya üretiminde bile yasaklanmıştır.&#60;br /&#62;
Thimoresal, çocuklarda konsantrasyon problemi, öğrenme zorluğu, konuşma bozukluğu, havale, epilepsi, hiperaktivite, sürekli ve yüksek sesle ağlama ve daha bilinmeyen bir çok probleme yol açmaktadır.&#60;br /&#62;
Alüminyum hidroksit kas ve kemik gelişimi bozuklukları ve felçlere sebep olabilir.&#60;br /&#62;
Skualen, Körfez Savaşı sırasında Amerikan askerlerine verilen şarbon ilaçlarında mevcuttu ve ALS gibi immün sistemi tahrip eden çok ağır hastalıklara yol açtığı tespit edilmiştir.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Dr. J. f. Graetz aşının yanetkileri nedeniyle hastalananların hemen hemen hepsinde farklı derecede beyin tahribatı olduğunu tespit etmiştir.&#60;br /&#62;
Aşılar ve içerdiği katkılar sebebiyle ölümle sonlanabilen şiddetli alerji, tansiyonda ani düşme, ateş, havale, eklem iltihabı, kas ağrıları, deri döküntüleri, lenf bezlerinde büyüme, kronik yorgunluk, kronik baş ağrıları, bütün vücut kıllarında dökülme, kapanmayan yaralar, hafıza kaybı, sara nöbetleri, felç, kansızlık, ruhsal ve sinirsel problemler, nefes darlığı, kronik ishal, gece terlemesi ve daha pek çok rahatsızlık ortaya çıkmaktadır.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Dr. G. Buckwald’a göre: Herhangi bir aşının (Domuz gribi aşısı da dahil) hastalıklara karşı koruyucu olduğunu ispat eden herhangi bir veri yoktur. Yani hiçbir aşı korumaz. Aksine her aşı bağışıklık sistemine karşı açılan bir savaş, büyük hastalıklara hatta ölüme açılan bir kapıdır.&#60;br /&#62;
Öyleyse neden aşılama üzerinde bu kadar ısrar edilmektedir sorusu akla geliyor.&#60;br /&#62;
Günümüzde bütün aşıların üretiminde genetik klonlama ve rekombinant DNA teknolojisi kullanılmaktadır. Kullanılacak DNA parçası, maymun ve domuz da dahil olmak üzere herhangi bir organizmadan alınabilir. DNA parçasında genleri manipüle edilir ve bu şekilde rekombine edilmiş DNA parçası aşılarda kullanılır. Aşılardaki Rekombinant DNA insan DNA’sına ’sıçramakta’ ve kalıcı olarak yerleşmekte, özelliklerini değiştirmekte ve bozmaktadır.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Ayrıca aşı üretiminde, tavuk embriyosu, tavşan beyin hücresi, maymun böbrek hücresi, buzağı ve domuz doku hücresi kullanılmakta ve bu dokuların hücre ve proteinleri aşının içeriğinde kalmaktadır. Bu doku kalıntıları çeşitli virüsler ve kanser hücreleri taşıyabilir. Bu şekilde kanser ve benzeri ağır hastalıklar aşılar vasıtasıyla yayılabilir.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Aşı, enjeksiyon, ağız, burun, vajina mukozası veya genetiği degiştirilmiş besinler yolu ile hücre çekirdeğine ulaşmakta, yumurta ve sperm hücreleri dahil hücre genomuna yerleşmektedir. Tavuk, buzağı, tavşan, maymun ve domuz DNA’sı aşı ile kalıcı olarak insan genomuna karışmaktadır. Bu demektir ki insan, tavuklaşacak, sığırlaşacak, tavşanlaşacak, maymunlaşacak veya domuzlaşacak ve gelecek nesilde bu hayvanların fiziksel ve ruhsal özellikleri gibi fenotipik değişiklikler görünür hale gelecektir. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;kur-an’ı Kerim’de Maide Suresi 60. ayette bu durum şu şekilde bildirilmiştir:&#60;br /&#62;
De ki: “Allah katında cezası bundan daha kötü olanları size haber vereyim mi? Onlar, Allah’ın lanetlediği ve gazabına uğrattığı, içlerinden maymunlar ve domuzlar çıkardığı kimseler ile şeytanlara tapan kimselerdir. İşte bunların yeri daha kötüdür ve onlar doğru yoldan daha çok sapmışlardır.”&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Yakın zamanda domuz endometrimundan (rahim iç zarı) insanda kullanılabilecek özellikte kök hücre elde edildi. Bu, ilaç üreticileri için çok sevindirici bir buluştu. Çünkü ilaç üretimindeki zorluklar ve maliyetler bir anda ortadan kalkmış oluyordu. Domuz rahmini kürtaj ederek hemen hemen bedava, istendiği kadar kök hücre elde edilebilir.&#60;br /&#62;
Ancak kök hücrenin hedef hücrelere nasıl aktarılacağı araştırma konusuydu. Öyle görünüyor ki en kolay ve en etkili yol bulunmuştur: Domuz gribi aşısı burun mukozası yoluyla, yani hipofize giden en kısa yol ile verilmektedir. Hipofiz, bütün iç salgı bezlerini yöneten, bütün hormonların üretiminde ve hormonlar vasıtasıyla bütün süreçlerde rol alan en önemli salgı bezidir. Bu yolla fenotipik değişimler çok kısa zamanda gerçekleşmektedir.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Bu komplo teorisi gibi görünebilirdi. Ancak modern tıpta ve biyoteknolojide “Bugün hastalıkları ve belirtilerini ilaçlarla tedavi etmek yerine hastaların Genetik Yapısının Değiştirilmesi ya da eksik olan genin verilmesi tercih edilir” temel prensibine karşı her teori zayıf kalır.&#60;br /&#62;
Halbuki Kur’an-ı Kerim’de sadece aşılarda bulunan Genetik Müdahalelere değil genetik yapının değiştirilmesine dair her türlü müdahaleye karşı Nisa suresi 118 ve 119. ayetlerde şöyle buyurulmaktadır:&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;“Allah o şeytana lânet etti ve o da, “Andolsun ki senin kullarından elbette belirli bir pay alacağım” dedi. Onları mutlaka saptıracağım, mutlaka onları kuruntulara sokacağım ve onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını yaracaklar. Yine onlara emredeceğim de Allah’ın yarattığını değiştirecekler.” Kim Allah’ı bırakıp da şeytanı dost edinirse şüphesiz o, apaçık bir hüsrana düşmüştür.”&#60;br /&#62;
İlaç şirketleri, 20. yüzyılda keşfettikleri “Hasta olanlara zaten ilaç satılıyor. Yeni hedef kitlemiz hasta olmayanlar” prensibi ile ‘koruyucu hekimlik’ adı altında sağlıklı bireylere aşı, biyolojik aktif maddeler ve vitaminler satıyor. İlginç olan şu ki, her ilaç firması sadece ilaç değil, GM tohumlar, tarım ilaçları, aromalar ve katkı maddeleri de üretiyor. Yani hastalık üreten maddeler de “tedavi” için sunulan maddeler de aynı şirketler tarafından üretiliyor. Ancak daha ilginci şu ki, milyarlarca insan şifa umuduyla hastalık üreticilerinden “ilaç” satın almaya devam ediyor.&#60;br /&#62;
İçeriğinde domuz hücrelerinin bulunması fıkhi olarak aşının durumunu ortaya koymaktadır. Fakat bazı din adamları ‘zaruret’ halini ileri sürerek, henüz ortaya çıkmamış, hatta belki hiçbir zaman da oluşmayacak bir salgını ‘zaruret’ kabul etmektedir. Hatta bu zaruret halini belirlemede Dünya Sağlık Örgütü gibi İslam dışı otoritelerin, İslam kaynaklı olmayan görüşlerini temel almaktadır.&#60;br /&#62;
Prof. Dr. A. Rasim Küçükusta aşı hakkında şöyle diyor: “Domuz gribi ağır bir hastalık değildir. Belirtileri diğer grip türlerine göre daha hafiftir. Hastaların ateş düşene kadar evde istirahat etmeleri yeterlidir. Hastalık kendiliğinden geçer”&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Ayrıca hastaların, iştahı gelene kadar yemek yememesi, bol miktarda limon suyu, greyfurt suyu içmesi, sarımsak ve soğan yemesi daha kısa zamanda iyileşmelerini sağlar.&#60;br /&#62;
Bugüne kadar 863 tür grip virüsü belirlenmiştir. Bu 863 türden sadece 3 zincire karşı aşı geliştirilmiştir. İlaç şirketleri tarafından her yıl bu 863 türden biri için aşı geliştirildiği ve bu aşının da o türe karşı ortalama olarak %30 oranında koruma sağlayabileceği biliniyor. Ancak bu yıl 863 grip türünden hangisinin aktif olacağını doğal olarak kimse bilemiyor. Üstelik her sene başında tesadüfen seçilen türün, aşı üretildikten sonra mutasyon geçirmiş olma olasılığı yüksektir. Dolayısıyla aşı büyük ihtimalle hiçbir olumlu etki göstermeyecektir. Çünkü bu durumda aşı tamamen başka bir virüse karşı üretilmiş olacaktır.&#60;br /&#62;
Bu durum çok komik olabilirdi, trajik olmasaydı. Öyle görünüyor ki birisi insanlarla açıkça alay ediyor.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Ünlü Amerikalı çocuk doktoru Henry Bieler’e göre “Aşıların hastalıklar üzerinde hiçbir olumlu etkisi yoktur çünkü hastalıkların asıl sebebi mikroplar değildir. Hastalıkların sebebi toxemia (vücutta toksik madde toplanması) ve toxemia’nın hücre düzeyinde sebep olduğu bozulma ile mikropların çoğalması ve aktifleşmesine uygun ortam oluşmasıdır.” Toxemia’nın sebepleri arasında ise işlenmiş et ürünlerini, pastörize sütü, gıda katkı maddelerini, aşıları, ilaç ve deterjan tüketimini, tarım ilaçlarını sayabiliriz.&#60;br /&#62;
Dr. G. Buchwald 40 yılı aşan araştırmaları sonunda aşının bir faydası olmadığını ama pek çok zararı olduğunu tespit etmiştir. O şöyle diyor: “Aşı korumaz, Aşı yardım etmez, Aşı tahrip eder.”&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;2 Kasım 2000’de Amerikalı Doktorlar ve Cerrahlar Birliği (AAPS) St. Louis’deki 57. toplantılarında çocuk aşılarının zorunlu olmasının kaldırılması için oy birliği ile karar aldı. Bu karara bir tane bile hayır diyen çıkmadı.&#60;br /&#62;
ABD Kongresi üyesi Dr. Ron Paul’un ifade ettiği üzere “1997′de geliştirilen Domuz Gribi aşısından ölenlerin sayısı 25, gripten ölenlerin sayısı sadece 1 idi.”&#60;br /&#62;
İngiltere’deki doktorlar şu anda ciddi bir korku içindeler. Tahminlerine göre bugün kullanılan grip aşısı Amerika’da 1976 yılında yaşanan grip salgınında kullanılan aşının analogudur (eşi).&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;1976’da Amerika’da kullanılan grip aşısının sonuçları:&#60;br /&#62;
Aşıdan ölenlerin sayısı gripten ölenlerin sayısından daha fazlaydı.&#60;br /&#62;
500 kişide Guillain-Barre sendromu tesbit edildi.&#60;br /&#62;
Guillain-Barre sendromuna yakalanma riski 8 kat arttı.&#60;br /&#62;
Grip aşısının Guillain-Barre sendromuna sebep oldugu ispat edildikten 10 gün sonra aşılama durduruldu.&#60;br /&#62;
Amerikan hükümeti tazminatlar için milyonlarca dolar ödemek zorunda kaldı.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Aşıların sebep olduğu belirtilen bazı rahatsızlıklar şöyledir:&#60;br /&#62;
Çocuk Felci Aşısı: AIDS’e&#60;br /&#62;
Tetanos: Beyin iltihabı’na&#60;br /&#62;
Hepatit B: Multiple Skleroz’a (MS)&#60;br /&#62;
Kızamık: Kalın bağırsak iltihabı, Beyin iltihabı’na&#60;br /&#62;
Kabakulak: Şeker hastalığı, Kramplı hastalıklar, Nörölöjik hastalıklar’a&#60;br /&#62;
Karma Aşılar: Ani çocuk ölümleri’ne&#60;br /&#62;
Grip Aşısı: Guillain-Barre sendrom’una, genetik ve fenotipik değişimlere sebep olmaktadır&#60;br /&#62;
Düşünün ve karar verin. Kendinize ve ailenize yaptırılacak her aşı için geniş bilgi toplayın. İçindekileri ve etkilerini öğrenin. Aşı olup olmamak konusunda SADECE SİZ karar verebilirsiniz. Unutmayın; aşıların sonuçları karşısından TEK SORUMLU SİZ OLACAKSINIZ.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Ne ilaç üreticileri, ne doktorlar, ne de devlet birimleri aşı ile oluşacak zararlar karşısında sorumluluk kabul etmezler.
&#60;/p&#62;</description>
</item>
<item>
<title>metehan konu: "Kütahya'da 5 bin yıl yetecek bor madeni bulundu  !!!!!"</title>
<link>http://forum.ilkhabergazetesi.com/topic.php?id=84#post-110</link>
<pubDate>Pts, 26 Oct 2009 20:55:16 +0000</pubDate>
<dc:creator>metehan</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">110@http://forum.ilkhabergazetesi.com/</guid>
<description>&#60;p&#62;Türkiye de Bor madenlerinin özelleştirilmemesi, ülkemizde bir bor kurultayı oluşabilmesi için izmir'in tire ilçesisinde kurulu olan tire bor hareketi derneği nin web sitesi &#60;a href=&#34;http://www.tirebor.com&#34; rel=&#34;nofollow&#34;&#62;www.tirebor.com&#60;/a&#62; web sitesini ziyaret etmenizi öneririm
&#60;/p&#62;</description>
</item>
<item>
<title>poseidon konu: "Kanıyla Türk Bayrağı çizerek kurtulmuş"</title>
<link>http://forum.ilkhabergazetesi.com/topic.php?id=95#post-109</link>
<pubDate>Paz, 28 Jun 2009 11:08:18 +0000</pubDate>
<dc:creator>poseidon</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">109@http://forum.ilkhabergazetesi.com/</guid>
<description>&#60;p&#62;Kanıyla Türk Bayrağı çizerek kurtulmuş 80 yaşındaki Kore Gazisi anlattı.&#60;br /&#62;
Konya'da Kore Gazisi 80 yaşındaki Hasan Alanlı, Kore Savaşı'nda atılan bombanın şarapnel parçasıyla 58 yıldır yaşamanı sürdürüyor.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Kendisini ''Atatürk Askeri'' olarak tanımlayan 7 çocuk babası Hasan Alanlı (80), AA muhabirine, çok küçük yaşlarda Atatürk'ü gördüğünü ve çok etkilendiğini söyledi.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Alanlı, yaklaşık 60 yıl önce vatani görevine Diyarbakır'da topçu olarak başladığını daha sonra Kore Savaşı'na katılmak üzere 33 günlük deniz yolculuğunun ardından silah arkadaşlarıyla bu ülkeye gittiğini anlattı.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Yaşadıkları ve gördüklerinin kelimelere sığmayacağını, çok kötü günler geçirdiğini ancak verdiği mücadeleden dolayı onurlu ve mutlu olduğunu belirten Alanlı, ''Birçok çatışmaya girdim. Gözümün önünde arkadaşlarım şehit oldu. Özellikle Resul Çavuş'un kollarımda son nefesini verişini hiç unutamıyorum. Atılan bomba sonrası ağır yaralandı, benimle helalleştikten sonra da hayatını kaybetti. Onun şehit olduğu yerin toprağını Ankara'ya getirdim'' dedi.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;-58 YILDIR ŞARAPNEL PARÇASI İLE YAŞIYOR-&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Kore'de bulunduğu zaman diliminde unutamayacağı çarpışmalar yaşadıklarını ve kahramanca savaştıklarını ifade eden Alanlı, şöyle konuştu:&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;''Düşman bizi pusuya düşürdü. Bombalar üzerimize yağıyordu. Arkadaşlarım 'vatan sağolsun' deyip şehit oluyorlardı. Atılan bir bombanın şarapnel parçası ayağıma, yüzüme ve başıma isabet etti. Ağır yaralanmışım. Uzun süre hastanede kaldım. Başıma isabet eden şarapnel parçası beyin zarıma yakın bir yerde kaldı Alındığı zaman felç olabilirmişim. O yüzden parçayı almadılar. Bu nedenle 58 yıldır başımdaki bu şarapnel parçası ile yaşıyorum. Yapılan tedavinin ardından yeniden cepheye koşup arkadaşlarıma yardım ettim.''&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;- KANIYLA TÜRK BAYRAĞI ÇİZMİŞ -&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Bir çatışmada ise son mermisine kadar savaştığını ancak 9 arkadaşıyla düşmana esir düşmekten kurtulamadığını anlatan Alanlı, şöyle devam etti:&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;''Tam 7 ay 23 gün esir kaldık. Türk askerine yakışır şekilde hiç boyun eğmedik. Hep başımız dik oldu. Bize, sürekli dağda odun kestirip taşıtıyorlardı. Bir gün 9 arkadaşımla bir yolunu bulup, dağdan kaçmayı başardık. Ancak 7 arkadaşımın vurulduğunu öğrendim. Bir arkadaşımla bizim askerlerin bulunduğu yere geldiğimizde bizi düşman zanneden Türk askerleri üzerimize ateş açmaya başladı. Hemen gömleğimizi çıkarttık, elimizi bıçakla kesip kanımızla üzerine Türk Bayrağı çizdik. Bizi böylelikle tanıdılar. Orada geçen 14 ayın ardından tekrar Türkiye'ye döndük. Ancak yaşadıklarımı bugün bile unutamıyorum. Savaşlarda projektör kullanıldığı için evde çok aydınlık bir odada oturmak istemiyorum. Teşhir olacağımı düşünüyorum. Böyle bir iz kaldı bende.''&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Alanlı, askerden geldikten sonra tekrar doktorlara beynindeki şarapnel parçasını gösterdiğini ancak alınamayacağını öğrendiğini, hayatta her şeyin kendisine o anları hatırlattığını ancak gazi olmaktan çok mutlu olduğunu sözlerine ekledi.
&#60;/p&#62;</description>
</item>
<item>
<title>poseidon konu: "Herkesin vücudunda kanser hücreleri vardır."</title>
<link>http://forum.ilkhabergazetesi.com/topic.php?id=94#post-108</link>
<pubDate>Pts, 15 Jun 2009 15:02:47 +0000</pubDate>
<dc:creator>poseidon</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">108@http://forum.ilkhabergazetesi.com/</guid>
<description>&#60;p&#62;Herkesin vücudunda kanser hücreleri vardır. Bu kanser hücreleri birkaç milyara kadar çoğalmadıkça standart testlerde görülmezler. Doktorlar kanser hastalarına tedaviden sonra vücutlarında artık kanser hücresi kalmadığını söyledikleri zaman, bu yalnızca kanser hücrelerinin testlerle saptanamayacak düzeyde olduğu anlamına gelir.&#60;br /&#62;
2) Bir kişinin hayatı boyunca 6 ile 10 kez kanser hücreleri oluşabilir.&#60;br /&#62;
3) Kişinin bağışıklık sistemi güçlü olduğu zaman kanser hücreleri yok edilir ve çoğalarak tümör oluşturmalarına engel olunur.&#60;br /&#62;
4) Bir kişide kanser olması, o kişide çoklu beslenme eksikliği olduğuna işaret eder. Bunlar genetik, çevresel, beslenme ve yaşam tarzı faktörlerine bağlı olabilir.&#60;br /&#62;
5) Çoklu beslenme eksiklini yenebilmek için diyeti değiştirmek ve ek takviye almak bağışıklık sistemini güçlendirir.&#60;br /&#62;
6) Kemoterapi hem hızlı çoğalan kanser hücrelerini, hem de kemik iliğinde, sindirim sisteminde v.s.'deki hızlı büyüyen sağlıklı hücreleri yok eder ve karaciğer, böbrekler, kalp, akciğerler v.s.'de organ tahribatına yol açar.&#60;br /&#62;
7) Radyasyon kanser hücrelerini yok ederken; sağlıklı hücre, doku ve organları da yakar, yaralar ve zarar verir.&#60;br /&#62;
8) Kemoterapi ve radyasyon başlangıçta tümörün küçülmesine yol açar. Kemoterapi ve radyasyon tedavisinin uzaması tümörün daha fazla yok olmasına yol açmaz.&#60;br /&#62;
9) Kemoterapi ve radyasyondan dolayı vücut çok fazla toksin yüklenmesine maruz kalınca, bağışıklık sistemi ya tehlikeye düşer, ya da yıkılır; dolayısıyla kişi çeşitli enfeksiyonlara ve komplikasyonlara yenik düşer.&#60;br /&#62;
10) Kemoterapi ve radyasyon kanser hücrelerinde mutasyona neden olabilir ve dirençlerinin artarak yok edilmelerini zorlaştırabilir. Cerrahi işlem de kanser hücrelerinin başka taraflara atlamasına neden olabilir.&#60;br /&#62;
11) Kanser hücreleri ile savaşmakta etkili bir yöntem ise onları çoğalmak için ihtiyaçları olan gıdalardan yoksun ve aç bırakmaktır.&#60;br /&#62;
KANSER HÜCRELERİ AŞAĞIDAKİLERLE BESLENİRLER:&#60;br /&#62;
a- Şeker kanser besleyicidir. Şekeri kesilerek kanser hücrelerinin önemli bir gıdası kesilmiş olur. NutraSweet, Equal, Spoonful v.s. gibi tatlandırıcılar zararlı olan Aspartam ile yapılırlar. Daha iyi bir tatlandırıcı Manuka balı veya molastır, ama az miktarda alınmalıdırlar. Sofra tuzunda beyazlatıcı olarak kimyasallar bulunmaktadır. Daha iyi bir seçenek Bragg'in aminosu veya deniz tuzudur.&#60;br /&#62;
b- Süt vücudun, özellikle sindirim sisteminde, mukus üretmesine neden olur. Kanser mukusla beslenir. Süt yerine tatlandırılmamış soya sütü tüketilerek kanser hücreleri aç bırakılabilir.&#60;br /&#62;
c- Kanser hücreleri asit ortamda gelişirler. Et temelli diyet asittir ve sığır eti veya domuz eti yerine bol balık ve az tavuk eti yemek en iyisidir. Ette, özellikle kanserli kişilere zararı olan, canlı hayvan antibiyotikleri, büyüme hormonları ve parazitleri bulunur.&#60;br /&#62;
d- %80 taze sebze ve meyve suyu, kepekli tahıllar, tohumlar, nohutgiller ve biraz meyveden oluşan bir diyet vücudu bazik (alkali) ortamda tutar. %20 de fasulye içeren pişmiş gıdalardan oluşabilir. Taze sebze suları kolayca emilip 15 dakika içinde hücre düzeyine ulaşabilen ve sağlıklı hücreleri besleyen ve çoğalmalarını hızlandıran canlı enzimler içerirler. Sağlıklı hücre üretimi için gerekli olan canlı enzimlerin sağlanması amacıyla, taze sebze (sebzelerin çoğunluğu ve fasulye filizi) yiyin veya suyunu için ve günde 2-3 kez çiğ sebze yiyin. Enzimler 40o C'de yok olurlar.&#60;br /&#62;
e- Yüksek kafein içerikli kahve, çay ve çikolatadan uzak durun. Yeşil çay daha iyi bir seçenektir ve kanserle savaşan özellikleri vardır. Bilinen toksinler ve ağır metaller içeren musluk suyu yerine arıtılmış veya filtrelenmiş su içiniz. Damıtılmış su asittir, kaçınılmalıdır.&#60;br /&#62;
12) Et proteininin sindirimi zordur ve çok sindirim enzimi ister. Bağırsaklarda duran sindirilmemiş et çürür ve daha çok toksin birikimine neden olur.&#60;br /&#62;
13) Kanser hücrelerinin duvarları sert protein ile kaplıdır. Et yemekten kaçınarak veya azaltarak, kanser hücrelerinin protein duvarlarına saldıran enzimler daha çok açığa çıkar ve vücudun öldürücü hücrelerinin kanser hücrelerini yok etmelerini sağlar.&#60;br /&#62;
14) Bazı destek maddeleri (IP6, Flor-ssence, Essiac, anti-oksidanlar, vitaminler, mineraller, EFA'lar v.s..) bağışıklık sistemini güçlendirerek, vücudun kendi öldürücü hücrelerinin kanser hücrelerini yok etmesine yardımcı olur. E vitamini gibi diğer destek maddelerinin de, vücudun hasarlı, istenmeyen veya ihtiyaç olmayan hücrelerin atılmasının normal yolu olan, apoptoziz veya programlanmış hücre ölümüne yardımcı olduğu bilinmektedir.&#60;br /&#62;
15) Kanser zihinsel, bedeni ve ruhsal bir hastalıktır. Öngörülü ve olumlu bir ruh kanser savaşçısını muzaffer yapar. Öfke, affetmezlik ve acı bedeni stresli ve asitli bir ortama sokar. Seven ve affeden bir ruha sahip olmayı öğrenin. Sakin olmayı ve hayatın tadını çıkarmayı öğrenin.&#60;br /&#62;
16) Kanser hücreleri oksijenli ortamda gelişemezler. Günlük egzersizler ve derin nefes alma hücre düzeyine kadar daha fazla oksijen alınmasına yardımcı olur. Oksijen terapisi kanser hücrelerini yok etmek için diğer bir yöntemdir.&#60;br /&#62;
JOHN HOPKINS HASTANESİ'NDEN KANSER GÜNCELLEMESİ&#60;br /&#62;
1) Mikrodalga fırına plastik kap koymayınız.&#60;br /&#62;
2) Dondurucuya su şişesi koymayınız.&#60;br /&#62;
3) Mikro dalga fırınına plastik ambalaj koymayınız.&#60;br /&#62;
4) John Hopkins Hastanesi bunu yakın bir zamanda bülteninde yayınlamıştır. Bu bilgi Walter Reed Ordu Tıp Merkezi tarafından da yayınlanmaktadı r. Dioksin kimyasalları kansere, özellikle de göğüs kanserine, neden olmaktadır. Dioksinler vücudumuzun hücreleri için son derece zehirlidir. Plastik şişelerdeki suyu dondurmayınız, çünkü bu plastiğin içindeki dioksinin salınmasına neden olur.&#60;br /&#62;
Castle Hastanesi Sağlıklılık Programı Yöneticisi Dr. Edward Fujimoto bu sağlık tehdidini anlatmak için yakınlarda bir televizyon programına çıktı. Dioksinleri ve bizim için ne kadar kötü olduklarını anlattı. Plastik kaplar içindeki yiyeceklerimizi mikrodalga fırınlarda ısıtmamamız gerektiğini söyledi. Bu özellikle de yağlı yiyecekler için geçerli. (İngilizce metndeki fat sözcüğünün gerçek anlamı hayvansal yağdır.) Söylediğine göre yağ, yüksek sıcaklık ve plastik kombinasyonu dioksinin gıdaya geçmesine ve sonunda vücudumuzun hücrelerine ulaşmasına neden olmaktadır.&#60;br /&#62;
Bunun yerine kendisi yemekleri ısıtmak için Corning Ware, Pyrex gibi cam kaplar veya seramik kaplar kullanılmasını tavsiye etmektedir. Yani hazır yemek ve çorbalar ısıtılmadan önce ambalajından çıkarılıp uygun kaplara konulmalıdır.&#60;br /&#62;
Kağıt uygundur, ama kağıdın içinde de ne olduğu bilinmemektedir. Sıcaklığa dayanıklı cam kap kullanmak daha güvenlidir. Kendisi yakın bir zamanda fast food restoranlarını n plastik köpük kaplardan kağıt kaplara döndüğünü de hatırlattı. Nedenlerden bir dioksin sorunuydu.&#60;br /&#62;
Kendisi plastik ambalaj malzemesi ile örtülmüş yiyeceklerin mikrodalga fırında pişirilmesinin aynı derecede sakıncalı olduğunu da söyledi. Yiyecekler radyasyona maruz kalıp ısınıca, yüksek sıcaklıkta plastiğin içindeki zehirli toksinler eriyip yiyeceklerin üstüne damlamaktadır. Yiyecekler plastik yerine kağıt havlu ile örtülebilir.
&#60;/p&#62;</description>
</item>
<item>
<title>poseidon konu: "Küresel Ekonomi Kasırgası Nereye?"</title>
<link>http://forum.ilkhabergazetesi.com/topic.php?id=93#post-107</link>
<pubDate>Pts, 15 Jun 2009 14:03:43 +0000</pubDate>
<dc:creator>poseidon</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">107@http://forum.ilkhabergazetesi.com/</guid>
<description>&#60;p&#62;Şu anda izlemekte olduğumuz ‘Küresel Ekonomi Kasırgası' bilindiği gibi geçtiğimiz aylarda Amerika'da bulunan konut ile ilgili mali (mortgage) krizin patlak vermesiyle meydana gelmiştir. Bu mali kriz aniden olmamıştır. ‘Küresel Ekonomi Kasırgası'nın asıl sebebi bu mali kriz değildir. Zira bunun kökleri uzun yıllar öncesine dayanır. Bu krizin asıl müsebbibi başkasının kanını emen kapitalizmin ekonomi sisteminin yasama biçiminden kaynaklanmaktadır. Bu durum insan vücudunda sinsi şekilde yayılan kanser hastalığına benzer. Vücudun içinde yerleşik bir hal alan kanser hastalığı, ilerler, şişer ve hasta üzerinde bir takım belirtiler olarak belirir. Nihayet infilak etmesinden dolayı akan irin vücudun her tarafına yayılmaya başlar ve vücudu etki altına alır. Artık ‘demokraside çare tükenmez' felsefesi burada işlemez.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Sistemin içinden sesli düşünen, sistem tartışmasını dışa vuran yetkili ve üst düzeyli ağızlardan gelen açık itirafların birkaçı:&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;- Ekonomist dergisinin 15/Mayıs/2008 tarihli sayısında şu açık itiraflar yer alıyordu: (Krizler, açgözlülük ve bedbahtlık Batılı mali sisteminin bir parçasıdır...).&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;- Ünlü ekonomist George Soroz şöyle anlatıyor: (Daha altı aydan az bir süre önce -Ekim/1997'den önce ve borsalarda olan sarsıntılar esnasında- küresel mali sistem uçurumun kenarında idi... Bu sistemin tam olarak çökmesine birkaç gün kalmıştı... En son mali krizden doğan siyasi sonuçların küresel kapitalist sisteminin tamamıyla çökmesine neden olmasından kaygılanıyorum)... Kaynak: &#60;a href=&#34;http://www.alokab.info.&#34; rel=&#34;nofollow&#34;&#62;www.alokab.info.&#60;/a&#62;&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;- Fransa devlet başkanı Sarkozy bu krizin oldukça derin olduğunu söyleyerek sözlerine şöyle devam ediyor: (Küresel mali sistemi bir facia önünden döndü... Küresel mali ve para sistemimizi kökten yeni yapılandırmamız gerekir... Kısıtlama olmaksızın hükümetlerin müdahale etmezliği ve serbest piyasa düşüncesi çılgınca bir düşüncedir... Piyasalar her zaman haklıdır düşüncesi de çılgınca bir düşüncedir). Kaynak: Referans 16.Ekim.2008.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Böylece kapital ekonomi sisteminin en önemli esaslarından ikisi çöktü. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;-Birincisi; serbest piyasa, &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;-İkincisi ise; devletin müdahale etmezliği.. Ki bunların her ikisi de kapitalistler için hata söz konusu değildir!!&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Bitkisel sürecine giren kapitalizmin en önemli sütunlarından biri olan faiz, bu mali krizin sonuçlarındandır. Zira faiz yüzünden insanlar ev sahibi olmak için kredi taksitlerini ödeyemeyince, bankaya olan borçlarını geri ödemek üzere satın aldıkları evleri satmak zorunda kaldılar. Herkes aldığı evi satmaya başlayınca evlerin satış fiyatı 3 milyon $ fahiş bir miktara yükseldi. Bankalar açısından da taksitlerin ödenmemesi para akışı olan likidite sorunu da beraberinde getirdi. Piyasada dolanan paralar bir yerlerde takılıp kaldı. İşte bu zincirleme kazalarından dolayı bu mali kriz gün ışığına çıktı. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Ekonomide krize neden olan faizin getirdiği vahim sonuçlarının mefhumlaşması için somut bir örnek vermekte fayda var. Sözde ödeme kolaylığı gerekçesiyle mal olan ev veya araba satın almak isteyene borç/kredi veren banka belli bir faiz oranı uygular. Zaten kapitalizmin işlediği her yerde faizsiz borç veren banka dünyanın hiç bir yerinde olmamış ve imkânsızdır. Zira bankaların bekasını sürdüren ve onları ayakta tutan faizdir. Ödeme kolaylığından tek kasıt verilen kredinin taksit olarak kat kat geri ödenmesidir! Genelde kredi sözleşmesinin ana maddelerinden bazıları şunlardır:&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;1) Faiz fiyatları sabit değil değişkendir.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;2) Bu fiyatlar ilk etapta düşük başlar, fakat taksitler ödendikçe yükselir.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;3) Merkez bankası faiz fiyatlarını arttırdıkça banka da arttıracaktır.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;4) Alıcı faiz taksitlerinden birini gecikmeli yatırdığı taktirde faiz oranı da otomatikman üçe katlanacaktır.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;5) En önemlisi ilk üç senede yatırılan taksitler faize gidecektir. Bunun anlamı evin veya arabanın mülkiyeti ancak üç sene geçtikten sonra başlayacaktır!!&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Ünlü Batılı ekonomist Harbeart Marcoz şöyle diyor: (Kapitalizmin sınır tanımaksızın kâr peşinden koşuşması açık, alçak ve gayrı insani bir iştir).&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Fakat krizi anlamak için tek faiz meselesine yoğunlaşmak doğru değildir. Aydın olarak baktığımızda krizin bütün boyutlarını, alternatif olan İslam'ın da ekonomi ile ilgili hükümleri, aktif faktörleri, antibiyotik çözümleri teşhis etmek gerekir. Böylelikle hem konuya ilgi duyan Müslüman ekonomistlerin aydın düşünmelerine ışık tutacak hem de alternatifi bütün dünyaya sunma fırsatını değerlendirmiş olacağız.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Bu krizin sonucu tek faiz değil demiştik. Geçtiğimiz 20.y.y.'da ALTIN'a ve GÜMÜŞ'e bağlı olmayan ve insanlığın hiç tanımadığı yeni bir para sistemi/birimi geliştirildi. Uluslararası spekülasyon/vurgunculuk krizi, döviz fiyatları istikrarsızlığı ve uluslararası ekonomi araştırmalar merkezlerinin de kanıtladığı gibi geliştirilen bu para sistemi bozuk ve geçersizdir. Bu sistem özellikle ABD'nin 1971'de para biriminin altın ve gümüş ile alakasını tamamen koparmasından sonra geliştirildi. Böylece ABD'nin para birimi olan doları 20.y.y.'ın başında olduğu gibi altına değil devletin siyasi ve askeri gücüne bağlanmış oldu. Altın ve gümüş ise para biriminden uzaklaştırılıp ekmek ve süt gibi sadece satılan mal haline geldi.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Ayrıca ferdi/özel mülkiyet insanı insan vasfından soyutlayarak vahşi, yırtıcı, açgözlü ve vampir nitelikli bir varlık haline getirdi. İnsanın bu insan dışı yeni vasıflarıyla ve bir şeye sahip olmak dürtüsüyle hiç bir kural tanımaksızın her şeye egemen olmaya başlamıştır. Bu durum mülkiyet meselesini sadece devlete kayıtlı kılan sosyalizmin bakışına tamamen zıttır. Kapitalizmin ferdi mülkiyet merkezli olmasından dolayı servetin ve sermayenin sadece sayılı ve azınlık keselerinin tahakkümünde oldu. Dünyaca tanınmış firmalar bu azınlık keselerinin en açık örneğidir. Kapitalizmde devlet içinde devlet olan, hatta dünyanın her tarafında sahip olduğu imkânlar nedeniyle ekonomi olarak devletten de güçlü dev firmalar var. Bilgisayar sektöründe ‘Microsoft' ve ‘Dell' gibi, petrol sektöründe de ‘Xon' ve ‘Mobil' gibi. Bu keselerin zaman zaman ekonomi piyasasında yaşanan bir takım krizler şahsi olmasından çıkıp küresel kriz durumuna gelmektedir. Çünkü dünyanın %95'ini teşkil eden serveti ve ürettiği malı sadece %4-5 oranında vampir kılıklı insanlar kullanabiliyor!! Bu da korkunç bir zülüm ve haksızlıktır.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Bu bağlamda teknolojinin hızla geliştiği bir ortamda daha zengin olmak için insanın icat ettiği yeni bulgular bilimsellikten çıkıp dev firmaların tekeline girdi. Bu durum bu firmaların aşırı şekilde zengin olmasına neden olurken ferdi mülkiyeti de pekiştirmiş oldu.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Geçtiğimiz y.y.'da teknoloji sanayisini hızla geliştiren ve bu konuda büyük rol oynayan enerji kaynağı petrolün getirdiği gelirlerin büyük bir kısmı ekonomi çarkını döndüren sayılı azınlıkların keselerine aktı. Ayrıca ‘mali kurtarma operasyonunun gerekli gördüğü 700 milyar $'ın piyasaya pompalanması üretilen petrolün ABD'de ve Avrupa'da bulunan bankaların hesabına yatırılan gelirlerinden karşılandığı söylenmektedir.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Kapitalizmin öz geçmişiyle alakalı olarak dünya ve insanlık çapında olan başarısızlığının bir önemli halkası daha askeri ve siyasi sömürgeciliktir. Birinci ve ikinci dünya savaşları silah sanayisini ve ortamını kızıştırırken uluslararası güçler arasındaki cereyan eden çatışma süreci de silahlanmaya yol açmıştı. 20. y.y.'ın ortalarından sonra, daha doğrusu ikinci dünya savaşından sonra birçok insanlar küresel savaşlarının bittiğini zannetmişlerdir. Tam bu arada ve beklenmedik bir hızla Sovyetler Birliği uluslararası arenadan bir daha geri gelmemek üzere yıkıldı. Zaten esas olan akideye sızan yıkımları ideolojinin kendisi bile durduramaz. Dünya çapında güçler dengesinde yaşanan bu değişiklik yüzünden silah firmaları para akışını sağlamak ve daha stratejik bir rol oynamak için üretilen silahları eritmek gerekir. Bunun anlamı yeni savaşlar ve yangınlar çıkartmak lazım. İşte bu hedefe ulaşmak maksadıyla ABD; Irak 1990, Afganistan 2001 ve yine Irak 2003 yıllarında yeni savaşlar ve işgaller getirdi. Böylece siyasetçiler ve silah tüccarları savaş ortamını kızıştırmayı ve silah sektörünü canlandırmayı başardılar. Bununla birlikte sömürgecilik ile ilgili ‘Global Demokrasi' ve ‘Terörle Mücadele' gibi yeni mefhumlar gelişti. Bu gelişmenin rastlantı olduğunu düşünmeyecek kadar uyanık olmak gerekir. Bütün bunlar yapılırken, savaşa ve işgale maruz kalanlar zararın faturasını kanlarından, namuslarından, hayatlarından ve servetlerinden öderken, kayıp olarak gözüken servetler azınlık sermayedarların keselerine büyük kâr olarak giriyordu. Ayrıca savaş ve işgal ortamını yaşayan insanlar ve ülkeler altından kalkamayacak kadar ağır bir borcun yükünü taşımaktadırlar. Burada da ferdi mülkiyetin sayılı insanlar elinde dolaştığını bir kez daha görmüş olduk.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;20'nci y.y.'da kapitalizmin en geliştirdiği ve ağırlık verdiği şey (kumardır) borsalardır. Bu borsalar öyle gelişti ki karşılıklı ticaret veya mal mübadelesi olmaksızın sadece kâğıt ticareti haline gelmiştir. Bu kağıt ticaretinden en ufak bir dengesizlik dünyanın bütün ticaret sektörünü sekteye uğratıyor ve bu kumar oyunu yüzünden dünya çapında gıda ve akar yakıt gibi maddeleri tüketen insanların cebine vuruyor!! Böylece emeğin ve malın belli olması gereken ticaret anlayışı da değişti, yerine görülmeyen ve satılmayan mal ve sadece hisse senetleri satmak geçti. Borsaların bu gelişimi anonim şirketi gibi kapitalizmin hayali rakamlar üzerine yapılan ticaret anlayışını getirdi. Borsalardaki elektronik dev ekranlar, alt yazılar, uzun sıfırlı ve inişli çıkışlı rakamlar ve yumuşak vaatler birçok zavallı insanları kandırmış, onların paralarını dolandırmıştır. Bu durumun en açık delili büyük umut bağlayıp parasını borsalarda değerlendiren, hayal kırıklığına uğrayan, fakat her şeyi kayıp edenlerdir. Tekrarlanmaması gerektiği halde ancak borsalarda inanılmaz derecede büyük paralar yine azınlık kapitalistlerin keselerine bir kez daha girmiş oldu. Borsanın son manzaraları da yine iflas, yine depresyon, yine bunalım, yine intihar ve bitmeyen kayıp... Hatta kapitalistlerin arasında şu sözü sık sık kullanır oldular: (Kanun zavallıları korumaz.)!!&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Özetle; kapital ekonomi sisteminin ara sonuçları:&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;A) Onun ekonomi meselesini servetin üretimi ve bu üretimin arttırılması olarak görmesi.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;B) Bu bakış doğal olarak servetin azınlık ve sayılı insanlar arasında dolaşmasına neden olması.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Kapitalizm ideolojisi çözümler açısından aciz ve sınırlı insanın koyduğu şeydir. Bu bakımdan boşlukların bulunması ve büyük sarsıntıların meydana gelmesi gayet doğaldır. Bu sistem beşeri ve insan bulgusu olması itibariyle eksiktir. Kapitalistler her zamanki gibi bu tür durumlarda alternatifi aramazlar, kendi sistemlerinin eksikliklerini örterek yamalamaya çalışırlar. Dikiş tutamayacağı zamana gelen kapitalizmin son kullanım tarihi çoktan geçmiştir. ‘Ekonomi çılgınlığı' adlı kitabın yazarı Rocer Keary şöyle diyor: (Asıl sorun ekonomi sistemimizi nasıl uygulayacağız meselesi değil. Çünkü ekonomi sistemimizin kendisi asıl sorundur). Zaten Batı'nın en büyük yanılgısı krizin çözümü açısından hataların ve sarsıntıların temele sızdığını ve sorunun temelden kaynaklandığını görmemesidir.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Şu anda uçurum kenarında sallanan kapitalizmin küresel ekonomi kasırgasının maddeler halinde şunlardır:&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;1) Faizin yasallaşması.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;2) ALTIN'a ve GÜMÜŞ'e bağlı olmayan salt kâğıt para sisteminin olması. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;3) Ferdi mülkiyetin diğer mülkiyetleri tamamen kaldırması ve kapitalizmin ferdi mülkiyet merkezli olması. Bu da servetlerin belirli şahısların ve firmaların tekelinde kalmasını sağladı.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;4) Petrol gibi kamuya ait enerji kaynaklarının özel mülkiyete dönüştürülmesi.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;5) Ekonomi sektörünün birçoğunun özelleştirilmesi.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;6) Silah firmalarının çıkarı için ideolojinin, siyasetin, savaşların ve işgallerin birer araç olarak kullanılması ve sürekli savaş ortamının kızıştırılması.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;7) Ölçü olarak da menfaatçiliğin ferdi, toplumsal ve devlet davranışlarına egemen olması, ticaret dünyasında açgözlülüğün yayılması ve manevi prensiplerin olmaması.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;8) Karşılıklı satış veya mal mübadelesi olmayan hayali satışlarının yaygınlaşması ve bu amacı güden dev hayali firmaların dünya ekonomisine hâkim olması.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;9) Kapitalizmin ekonomi meselesini üretimin ve servetin arttırılması olarak görmesi.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Sadece maddi değer ve kâr merkezli bir ideoloji olması nedeniyle kapitalizm ciddi bir şekilde kan kayıp etmeye başlayıp büyük zararlar bütün mali finanslara, dev firmalara ve bankalara dokununca velveleye verdiler, bütün dünyayı kırmızı alarma sürüklediler, köklü tamirattan bahsettiler, yeni çözüm formlarından söz ettiler ve devletler mali piyasayı kurtarmak için müdahale bile ettiler.. Fakat iş insani değer ve diğer halkların servetini çalmak ile alakalı olunca, Keşmir'de, Afganistan'da, Irak'ta ve daha dünyanın birçok yerlerinde kapitalizmin zulmüne uğrayan insanlara sahip çıkma adına ne bir kınama duyduk, ne bir konferans düzenlendiğini işittik, ne bir tepki gördük ve ne de bir müdahale oldu. Zarar paraya ve keselere dokununca ‘küresel mali kriz' denilmektedir. Fakat eşcinselliği yasallaşmasına ‘küresel ahlaki kriz' veya uyuşturuculuğun yayılmasına, zinanın devlet sektörü haline gelmesine ve çocuk ticaretine ‘küresel sosyal kriz' neden denilmemiştir? Bunun tek sebebi kapitalistlerin ve azınlık keselerinin keyfi yerinde olduğu için başkasının acısını hissetmez iken bütün dünya yıllardır kapitalizmin zararını ve faturasını acı şekilde çekip ödüyordu.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Dünya’da hegemonya kuran kapitalizm imparatorluğunun en önemli basamağı ekonomi tamamen çökmek üzeredir. Onun üzerine kurulu devletler de havada asılı durmayacak, onlar da tek tek çökecektir. Bunun tersini iddia edip de hala kapitalizmi canlandıran varsa, neden Sovyetler birliğinin çöküşünü engellemedi? Zira ABD'nin onayladığı ‘mali kurtarma operasyonu' köklü çözüm olmayıp sadece ağrı kesici türdendir. Artık ABD'nin, AB'nin ve kapitalizmin zamanı geçti. Bunların akıbeti Firavun'dan daha iyi olacağı pek gözükmüyor.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;MAHMUT CELAL ÖZMEN
&#60;/p&#62;</description>
</item>
<item>
<title>poseidon konu: "Obama’nın havuçları…"</title>
<link>http://forum.ilkhabergazetesi.com/topic.php?id=92#post-106</link>
<pubDate>Pts, 15 Jun 2009 13:37:04 +0000</pubDate>
<dc:creator>poseidon</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">106@http://forum.ilkhabergazetesi.com/</guid>
<description>&#60;p&#62;Obama’nın havuçları… &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Obama İslam Âlemine hitap ederken birçok vaatlerde, bulunmuş. İş hayatında bu vaatler ‘havuç vermek’ diye tabir edilir… İşe eleman alırken, ya da bir sözleşme öncesi vaatlerin bini bir paradır, iş realize olunca çamura yatmalar, başlar. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Bir gün önce, Obama’dan yeni açılımlar diye başlıklar okumuştuk ‘ABD Dünyanın en büyük Müslüman ülkesidir’ diye beyanlar verildi, ertesi gün İslam âlemine hitap ederek, adeta barış gülleri vaat edildi… İstatistikler, rakamlar dediği gibidir. Amerika’da Müslüman nüfus sayısı azımsanacak gibi değil, her gün artmakta ama bu, tüm dünya Müslümanlarının kanıyla beslendiği gerçeğini maalesef değiştirmiyor…&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;O, konuşmasını ayetlerle desteklerken, keşke oradan biri de kalkıp “Allah sizin sözlerinize değil; amellerinize itibar eder” hükmünü söyleseymiş… Rivayetlere göre İblis bile bir keresinde doğru söylemiş. Peygamber Efendimizle karşılaşmış ve Peygamberimize: “Ey Allah’ın Resulü, Allah seni hidayet için yarattı ama buna bir katkın yoktur, beni de sapıtmak için yarattı, benimde saptırmamda bir katkım yoktur.” Diyerek bir hakikate işaret etmiştir. Bozuk saatlerin de günde iki kez doğru vakti göstermesi gibi ama söze değil, itibar icraatadır. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Firavunların geçmişte ki zulümlerine bu günün teknolojik imkânlarını da dahi ederek, görülmemiş bir zulüm çarkını çeviren ve tüm dünya üzerindeki kredisini tamamıyla tüketen ve bir önceki başkanları ayakkabılarla kovalanan Amerika’nın elinde ki son kart, Barak Hüseyin Obama…&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Müslümanlara ettiği zulümler artık demokrasi örtüsünün altına sığmaz olunca, yeni bir oyun yeni bir aktör gerekliydi. Artık maskesini değiştirmeliydi, okyanus ötesinden yaptığı işgallere “yeni haçlı seferleri” diyen başkan, artık miadını çoktan doldurmuştu…&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Çok iyi düşünülüp tasarlanmış olan bu yeni aktör, inandırıcı çarpıcı ve etkili olmalıydı… Bir Truva atı gibi masumiyet ve gizlerle dolu olmalı ve merak uyandırmalıydı… &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Öncelikle ezilmiş bir ırktan olması, renginin siyah olması Amerika’nın günah çıkaracağı imajını sağlayabilirdi. En çok Müslümanları suiistimal edip kandıracak ya, göz boyamak için, biraz İslam sosu bulaştırmalıydı, işte ailesi kısmen Müslüman bilgisinin yanı sıra gayet duygusal, ‘Çocukluğumda ezan sesleri ile uyanırdım’ diyor ki, etkilenmemek mümkün değil. En çarpıcı vurucu darbe ise, bence ismi… Barak Hüseyin…&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Sünni ya da Şii fark etmez bütün dünya Müslümanlarının içini titreten en etkili isim, Hüseyin!... Ümmetin ciğerparesi, yumuşak karnı, masum ve mazlum Hüseyin… Bu isim ona hiç bir tartışmaya gerek görmeden bilinçaltı bir ön kabul sağlayacaktı…&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Şekil tamam bundan iyisi olamazdı. Bu senaryoda, aldatılıp suiistimal edilmenin en güzel örneği olan, kırmızı şapkalı kız masalında ki kurttan esinlenilmiş gibi… Masalı hatırlarsanız, hani kurt önce kırmızı şapkalı kızın babaannesini yemiş, daha sonrada kırmızı şapkalı kızı kandırmak için, babaannenin elbiselerini giymiş, başlığını ve gözlüğünü takmış ve onun yatağına uzanmıştı…&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Tıpkı masaldaki kurt gibi, yeni başkan mazlum bir ırkın rengine büründü, en can alıcı, etkileyici ismi takındı, yeni mazlumları katletmek, yeni Hüseyinler yaratmak için artık hazırdı… Seçildiği zaman gazeteler bir rüya gerçek oldu, diye başlıklar atmıştı. Hâlbuki eski yazılmış senaryonun yeni sürümü gösterime girdi, olmalıydı. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Amerika bu yeni sürüm oyununu çok güzel oynuyor. Yeni başkan, kendine biçilen rolü icra etmeye başlıyor. İlk ziyaret kilit ülke Türkiye’ye yapıldı. Sultan Ahmet Camii’ni ziyaret ederken bir namaza durmadığı kaldı, ne kadar da saygılıydı. İsmi ile ya da Müslümanlara yaklaşımı ile ‘Hıristiyanları kızdırdı’ gibi başlıklar hep göz boyama idi… Nitekim beklenen ya duyurulan konuşmasını da nihayet yaptı…&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Obama’nın sözünden bal damlarken, Amerika’nın kılıcından kan damlıyor…&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Her ne kadar insan keşke bu masal gerçek olsa dese de, Obama’nın anlattığı masal icraatlarını görmeden elbette inandırıcı değil. Başkanın, isminin ve renginin değişmiş olması, bir takım gerçeklerin de değiştiği anlamına ne yazık ki gelmiyor… ABD aynı ABD dir, hala 10-20-50 yıl önce yazılan yapılan planlar yürürlüktedir…&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Unutmayalım, ABD Hüseyin Obama’nın ülkesi değil, ama Hüseyin Obama, ABD nin bir figüranı sadece, kendisine seçtiği yeni yüzüdür. O sadece sırasını savmak için kurulmuş bir piyondur, kendisine dikte edilen vazifesini yapar ve gider.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;ALINTI.&#60;br /&#62;
&#60;a href=&#34;http://www.islamdunyasi.com&#34; rel=&#34;nofollow&#34;&#62;http://www.islamdunyasi.com&#60;/a&#62;&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Handan Özduygu
&#60;/p&#62;</description>
</item>
<item>
<title>poseidon konu: "İran'ı değil; Suriye'nin kuzeyini işgal ederek İsrail kontrolündeki "kürdistan"'"</title>
<link>http://forum.ilkhabergazetesi.com/topic.php?id=91#post-105</link>
<pubDate>Çar, 10 Jun 2009 21:53:26 +0000</pubDate>
<dc:creator>poseidon</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">105@http://forum.ilkhabergazetesi.com/</guid>
<description>&#60;br /&#62;</description>
</item>
<item>
<title>poseidon konu: "İran'ı değil; Suriye'nin kuzeyini işgal ederek İsrail kontrolündeki "kürdistan"'"</title>
<link>http://forum.ilkhabergazetesi.com/topic.php?id=91#post-104</link>
<pubDate>Pts, 08 Jun 2009 12:07:20 +0000</pubDate>
<dc:creator>poseidon</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">104@http://forum.ilkhabergazetesi.com/</guid>
<description>&#60;p&#62;Son dönemlerde ekranlarda ve yazılı basında&#60;br /&#62;
&#34;stratejist ve terör uzmanı&#34; diye pazarlanan bir isim var :&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Ercan Çitlioğlu. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Bu zat o kadar böyyük bir terör uzmanı ve stratejist ki; &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Danıştay saldırısından hemen sonra çıktığı HaberTürk ekranında; daha ortada hiç bir veri yokken, tutup&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;&#34;Bu tek başına işlenmiş bir eylemdir&#34; &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;mealinde analizler yapmıştı. Büyük komplolar sonrasında kamuoyuna lanse edilen &#34;lone gunman-yalnız silahşör&#34;(Bkz: Kennedy Suikasti) teorisinin bizdeki versiyonunu servis etmişti kamuoyuna. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Kendisini sollayan arabanın şoförünü bile, yanındaki arkadaşı ile birlikte kurşunlamaya özen gösteren yurdum insanlarının cirit attığı bir ülkede; bu böyyük stratejist ve terör uzmanı Danıştay saldırısının arka planı çözüldükçe pek ortalıkta gözükmedi. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Keza bu zatın daha sonra; &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;1988 yılında kurulan Hür ve Kabul Edilmiş Mason Locasına bağlı Kutup Yıldızı locasının kurucu isimleri arasında olduğu da; &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;İsrail'in Başbakanı Şaron isimli insan kasabı komaya girdiğinde bizzat İsrail Büyükelçiliği'ne gidip açılan defteri imzaladığı da;&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;bir bir ortaya çıktı. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Anlayacağınız Soros'un bile Şaron'u eleştirdiği bir dünyada; &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Şaron beyin kanaması geçirince İsrail Büyükelçiliği'ne gidip defteri imzalayacak kadar MOSSAD'ın gökte arayıp Bahçeşehir'de bulduğu dost bir zihniyet ile karşı karşıyayız. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Kendisinin aynı zamanda Genelkurmay'ın akredite stratejistlerinden biri olduğu; hatta Yaşar Paşa'ya bir cep telefonu uzaklığında olduğu da Ankara'nın bilinen açık sırlarından. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;İşte bu zat; daha bir kaç ay öncesine kadar dergilere verdiği röportajlarda, televizyonlarda ahkam keserken,&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;terörle mücadelede Barzani'nin Türkiye'nin stratejik ortağı olduğundan sözederdi. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Geçen Eylül'de; Irak'ın kuzeyindeki aşiret başbakanı Neçirvan Barzani ortadan kaybolup, Türk Özel Kuvvetleri'nin suikastine kurban gittiği iddiaları ortalığa yayıldığında; Güler Kömürcü'nün 07 Eylül 2006'da yayınlanan köşesinde bakın ne demişti: &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;'Bu kulis ya da tam tanımıyla bu provokasyon bazı çevrelerce bilinçli olarak yayılmaktadır. Türkiye'nin PKK ile mücadelesinde Barzani ve Washington'la geldiği uzlaşma-destek zemininin dinamitlenmesi amaçlanmaktadır.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Keza HaberTürk'te Saynur Tezel'in bugün programında; Terörle Mücadele Özel Temsilciliği mekanizmasının çöktüğünü söyledikten sonra &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;&#34;Bu 3'lü mekanizma teoride doğru, pratikte yanlıştır. Bunun 4. ayağı olması gerekir. Meselenin çözülmesi için Türkiye'nin Barzani ile konuşması gerekiyor. ABD'nin bize tavsiyesi bu. Türkiye Barzani ile konuşursa radikal bir süreci de başlatmış olacaktır&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;değerlendirmesinde bulundu. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Daha bir kaç ay öncesine Barzani'yi stratejik ortak, &#34;konuşulması gereken odak&#34; olarak lanse eden Ercan Çitlioğlu ne olduysa son günlerde 180 derece döndü ve Barzani'nin daha sık havlamaya başlaması ile birlikte aynı süreçte Barzani'ye haddini bildirmeye başladı. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Ben çok şaşırdım. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Boynundaki zincirin uzunluğuna güvenen Barzani başından beri ne olduğunu şu ya da bu şekilde sürekli belli ediyordu. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Barzani başından beri Meclisteki milletvekilleri ile de,&#60;br /&#62;
Mersin'deki etkinliği ile de,&#60;br /&#62;
Diyarbakır'daki nüfuzu ile de övünüyordu...&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Daha önce de boynundaki zincirin uzunluğuna güvenip Türkiye'yi tehdit etmişti &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Bütün bunlar olurken Ercan Çitlioğlu ne yapıyordu...&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Barzani ile işbirliğini savunuyordu.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Bütün bunlar olurken bugün Barzani'ye miyavlayan;&#60;br /&#62;
ABD'ye dönüp, &#34;ama bu mızıkçılık yapıyor&#34; diye şikayet eden Tayyip Erdoğan ne yapıyordu...&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Mersin'i Barzani'nin limanı haline getiren; &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Barzani'nin tırlarını sıra beklemeden Habur'dan geçiren; &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Türk Milleti'nin ödediğinden daha ucuza Irak'ın kuzeyine elektrik satan; &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;biz miydik?&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Peki; &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;bu aşiretin parlamento binası OYAK'ın taşıdığı çimentolarla inşa edilmedi mi?&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Barzani'nin çıkardığı gazetenin kağıdını OYAK sağlamadı mı?&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Barzani'ye iş yapan müteahhitlerin, işadamlarının kaç tanesinin telefonunda Yaşar Büyükanıt'ın özel telefonu mevcut? &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Aziz Yıldırım Fenerbahçe stadına o lüks lobileri sadece maç seyredilsin diye mi inşa etti&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Fenerbahçe Orduevi'nin tenis kortları sadece tenis sporuna mı hizmet ediyor? &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Harp Akademilerindeki golf sahasında kimler beraber golf oynuyor? &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Bu soruların anlamı olup olmadığı bakış açınıza göre değişir ama aşağıdaki soru çok net : &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Siz hiç bugüne kadar Genelkurmay'ın tek bir satır olsun; &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;&#34;Habur Sınır kapısı kapatılmalı&#34; &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;diye kamuoyuna bir değerlendirme yaptığını duydunuz mu?&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Cemaatin değil de devletin üniversitesinin kapısından geçmek isteyen türbanlıyı tehdit olarak algılayan zihniyet; Habur sınır kapısından geçen Barzani'nin kamyonlarını hangi kategoride değerlendiriyor : Fırsat mı?&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Gördüğünüz gibi kafam çok karışık... &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Sizde benim gibi bu işte bir bit yeniği hissediyor musunuz?&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Hissediyorsanız&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Kerkük NATO'nun Bubi Tuzağıdır, Düşme Paşam&#60;br /&#62;
(İstinye'den Kalkan Neo-Osmanlı Dolmuşunun Son Durağı)&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;başlıklı yazımızı bir daha okuyun. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Sınırda başlayan bir provokasyonla; &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Irak'a şu anda taktik düzeyde yapılan sızmaların, &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;çok kısa bir sürede tam teşekküllü bir askeri manevraya dönüşeceği; &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Kerkük'e bindirilmekte olan Kürt ve Şii kıtaların orkestrasyonu ile gerçekleştirilecek katliamlar bahane edilerek; &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;2002 yılında Harp Akademileri'nde gerçekleştirilen&#60;br /&#62;
Kerkük merkezli &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;&#34;etnik çatışmaya müdahale edip barışı sağlayan NATO&#34; &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;harp oyununun gerçeğe dönüştürüleceğini görüp korkuyoruz.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;dediğimizi göreceksiniz. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;İsrail'in Ercan Çitlioğlu gibi dostlarının bir kaç ayda 180 derece dönüp, Barzani'yi düşman ilan etmesi de; &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;İsrail'in köpeği Barzani'nin inadına havlamalarını sıklaştırıp, Türk Ordusunu açıkça tahrik edecek demeçler vermeye başlaması da; &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Türk Ordusu'nu Kerkük'e çekip, Yahudi-Anglosakson cephe ile Persler arasında yaşanacak tarihi bir &#34;danışıklı-döğüş&#34; savaşta arada eritme senaryosunun ön psikolojik göstergeleridir. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Kerkük üzerinden kurgulanacak ve aynı anda hem İran, hem Türkiye, hem de ABD'deki cuntacı dinamiklerin işine gelecek senaryonun temel hedefleri şunlardır :&#60;br /&#62;
1) İran'ı değil; Suriye'nin kuzeyini işgal ederek İsrail kontrolündeki &#34;kürdistan&#34;'a katma&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;2) Irak'ın güneyini İran'a bırakma&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;3) Savaş sonrasında ABD Ordusunu Irak'ın kuzeyine çekip, orta bölgeyi başıboşluğun hüküm sürdüğü,ABD'nin sadece devasa üslerinde varolduğu, terör laboratuvarına dönüşecek bir Lübnan'a çevirme&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;4) ABD'deki cuntanın da, İran'daki cuntanın da ; savaş ortamının sağladığı toplumsal dinamikler üzerinden rejimleri üzerindeki kontrollerini güçlendirme&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;5) İran'a, savaş bahanesi ile; ABD'nin gazı ile ortaya çıkmış rejime muhalif unsurlarını tek bir kalemde ve dünya kamuoyundan gizleyerek temizleme şansı verme&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;6) Bombalanacak tesislerin ve nükleer santrallerin yeniden yapımı sırasında içerdeki molla, dışarıdaki silah, müteahhit şebekesinin daha da zenginleşmesini sağlama&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;7) Türk Ordusunu Kerkük'te ; İsrail'le birlikte aynı saflarda savaşa sürükleneceği bir kaos ortamına sürükleyerek, yıpratma ve devletin Güneydoğu Anadolu üzerindeki hakimiyetini zayıflatma&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;8) Savaşın getireceği, &#34;darbemsi&#34; olağanüstü hal içerisinde, Türkiye'deki rejimin temel niteliklerini değiştirme ve &#34;yoksa Güneydoğuyu tamamen kaybedersiniz&#34; kozunu masaya sürerek savaş sonrasında federatif sisteme geçme&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;9) Türkiye'de artık halının altına süprülemeyecek kadar kontrolden çıkmış yolsuzluk , ihanet dosyalarını ve kangren olmuş tıkanmaları olağanüstü konjonktürde ortadan kaldırarak, devleti ve sistemi resetleyip, bu devletin ve milletin kanını emenlerin işine gelecek temiz bir sayfa ile başlama&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;10) Tayyip Erdoğan'ı &#34;darbe&#34; ile indirilirse, &#34;demokrasi kahramanı&#34; olarak;&#60;br /&#62;
indirilmeyip de savaş sırasında Başbakan olarak kalırsa &#34;savaş kahramanı&#34; rolünde 1. Başkan olarak yeni federatif sistemin başına geçirmek&#60;/p&#62;
&#60;p&#62; İsrail'in dostunun da; köpeğinin de son virajda değişen tutumları senaryoya uygundur. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Bu ortamda; Yaşar Büyükanıt'ın beklenen hamleyi değil, beklenmeyen hamleyi yapması oyunu bozacaktır. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Türk askerinin başına çuval geçiren ABD'nin Yahudi generali David Petraeus için vefasını ortaya koyan Yaşar Büyükanıt'ın şehit cenazelerinde ağlamasının bu senaryoda nereye denk düştüğünü bekleyip göreceğiz.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Umarız yanılırız. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;ALINTI.http://www.acikistihbarat.com
&#60;/p&#62;</description>
</item>
<item>
<title>poseidon konu: "Bu ülkede Koç'un evladı olmakla, milletin evladı olmak arasındaki fark!!!"</title>
<link>http://forum.ilkhabergazetesi.com/topic.php?id=90#post-103</link>
<pubDate>Paz, 07 Jun 2009 19:50:26 +0000</pubDate>
<dc:creator>poseidon</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">103@http://forum.ilkhabergazetesi.com/</guid>
<description>&#60;p&#62;Geçen pazar günü Pier Loti'de Haliç'i seyreden Ali Koç'u izlerken dedim : &#34;Tam babasının oğlu&#34;...&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Ve bu ülkede Koç'un evladı olmakla, milletin evladı olmak arasındaki fark düştü aklıma...&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Koç ve evlatları bugüne kadar asker nizamiyesinden çok kez girdiğini bizzat biliyorum ama askerlik yapmak için değil...&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Koç ve evlatları asker nizamiyesinden araçları ve korumaları ile girip; aynı gün çıkarlar, çaylarını içtikten sonra...&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Bu milletin evlatları da o nizamiyelerden girerler ama hemen çıkamazlar; kimse onlara çay ikram edip, subayları kapıda dosya imzalatmak için beklerken, onları ağırlamaz...&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Ve Koç ve evlatlarının aksine; bu milletin evlatlarının bazısı o nizamiyeden bir daha geri çıkamadan bedel öder bu millet için...kimi Urfa toprağında; kimi Kıbrıs...&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;İşte bu yüzden; &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Para ile satın aldığı Marmara'daki adasından bir karış vermezken; Türk'ün kanı ile aldığı Kıbrıs'tan AB adına vazgeçmesini isteyen Koç haddini fazlası ile aştığının farkında değildir...&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Haliç'ten Güneydoğu'ya arazi kapatırken ödediği dolarlar ile ; evladının kanı ile Kıbrıs'ı alan şehit anasından daha üstün görür kendini ve bu üstünlükle ahkam keser...&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Hayatları boyunca birilerinin koç başı olarak serpilenler; bu koç başı ruhunu asla üstlerinden atamazlar...&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Koç sülalesine önerimizi ortaya koymadan önce gelin yurdum sermayesinin taşeronlaşmasını biraz daha ayrıntılı ele alalım : &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;...&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;1995 yılında bir konuşma yapan Bill Clinton şöyle demişti : &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Boeing için iyi olan ABD için de iyidir &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Boeing'in bekaası ile ABD'nin bekaasını özleştiren bu cümleyi duyduğumda ülkem adına imrenmiştim.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Çünkü o yıllarda kulağıma Türkiye'nin koç gibi sermayedarlarının, Türkiye'nin parçalanması durumunda gruplarının stratejilerinin ne olması gerektiğine dair senaryo çalışmaları yaptırdıklarını duyuyordum fakat ihtimal vermiyordum. Saflık işte. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Sonra bu ülkenin sermaye yapısında ilginç değişiklikler olmaya başladı. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Bu değişikliklerin Sabancı Holding'in 25. katında gerçekleştirilen suikastın sonrasında gerçekleşmesi belki konjonktürel bir rastlantıydı ama bu suikast sonrasında Sabancı Holding'in Türkiye'de Japon sermayesinin öncü gemisi olma rolünden vazgeçip (Bkz: Toyota macerasının yükselişi ve sönüşü); Avrupa merkezli sermaye odakları ile hemhal olması rastlandı değildi.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Mesaj alınmıştı. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Bu sırada; Anadolu üzerinden iki sermaye dip dalgası İstanbul dükalığı üzerine doğru gelmeye başlamıştı. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Bunlardan bir tanesi; Anadolu'da &#34;İslam&#34;ı kendine paravan dinamik olarak alan ve bu motivasyon ile geniş halk kitlelerinin &#34;yatırım bankası&#34; olarak yükselen; &#34;Yeşil&#34; sermaye...&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;İkincisi de; PKK ile mücadele zemininde serpilen uyuşturucu/kaçakçılık sermayesinin; doğu ve güneydoğudaki feodaliteye siyasi kanallarının açılması ile birlikte siyasallaşmasıydı.. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Varlığını dış odaklara ve bürokrasi içerisinde inşa ettikleri &#34;cemaat adacıklarına&#34; borçlu İstanbul merkezli sermayenin; Büyük Kulüp'te toplanıp, rahatça ülkeyi idare ettiği günler geride kalmıştı. ( Not : 1980 darbesi sonrasında Büyük Külup'te ele geçirilen, hayali ihracatın nasıl organize edildiğine dair belgeler bir gün günışığını görür belki de bize saygın işadamı diye caka satanların ne büyük işler çevirdiğini daha net anlarız) &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Küresel güçlerin değişen ve zaman zaman çatışan öncelikleri çerçevesinde; bu ülke toprakları üzerinde de; farklı sermaye dinamikleri yaratılması gereği İstanbul merkezli sermayenin de çatallaşmasına yol açıyordu. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Çok güçlenen İstanbul sermayesinin, farklı dinamikler çerçevesinde çeşitlendirilerek daha yönetilebilir hale gelmesi yani modülerleştirilmesi ile; piyasaya İzmir üzerinden Dinç Bilgin gibi isimler sürüldü...&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;İleriki safhalarda; Koç'un; &#34;o bizim bayimizdi&#34; dediği Aydın Doğan gibi isimlerle çeşitlenme sürdü...&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;İstanbul dükalığının &#34;İslamcı&#34; olarak adlandırılan Anadolu merkezli sermayeye yönelik refleksi ise çok daha farklı idi....&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;İstanbul'un sermaye tepelerinde; dış istihbarat odakları ile işbirliği içerisinde hazırlanan &#34;İrtica Geliyor&#34; raporlarının; İstanbul tepelerinden Ankara tepelerine özel kuryelerle iletildiğinin ertesinde yaratılan dinamiklerle; Anadolu'nun üretime dayalı sermayesi &#34;irtica&#34; damgası ile yerin dibine gömülüp, pasifize edilirken; aslında sadece İstanbul sermayesi kendine zaman kazanmıyor ama Orta Anadolu'nun üretim dinamiklerinin boşalttığı alanı; Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun kaçakçılık ve uyuşturucu dinamikleri ikame ediyordu. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;İstanbul dükalığı; daha sonra sermaye tepelerinde özel ofis verdiği çevik isimler aracılığı ile Türkiye'nin temel üretim tabanlarından biri olan Orta Anadolu'nun köküne kibrit suyu ekerken; Doğu ve Güneydoğu kökenli uyuşturucu/kaçakçılık sermayesinin öncü kuvvetleri İstanbul tepelerine ulaşmıştı bile. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;AKP'nin siyaset sahnesine sürülmesi işte bu noktada gerçekleşti. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Türkiye'nin deniz yollarına hakim Laz baronlarla; uyuşturucu yollarına hakim Kürt baronlar arasındaki ittifakın tavanı oluşturduğu; tabanı idare etmek için ise ; 28 Şubat sürecinde mazlumlaştırılan &#34;yeşil&#34; sermayenin Din baronlarının yedekte tutulduğu bir sermaye dalgasının üzerinde yükseltildi AKP.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Tayyip Erdoğan ise; Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı döneminde, rant yaratma ve paylaşma yetenekleri ile kendisini kanıtlamış ve taban üzerindeki karizması ile rüştünü ispat etmişti...&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Geriye bir tek mazlumlaştırılıp; kahramanlaştırılması ve dolayısı ile liderleştirilmesi gerekiyordu ki...onu da sağolsun; bu ülkenin stratejik miyopluktan müzdarip kurumu TSK halletti ve kendi haline bırakılsa bu ülkenin marjinal siyaset sahnesinde debelenip duracak bir ismi; LİDERleştirip Türk Milleti'ne armağan etti. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Tayyip Erdoğan'da; karizmasını kiralayan lider olarak AKP'nin kaptan köşküne yerleştirildi. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Hatırlarsanız; tam bu noktada, Koç efendi basına verdiği bir demeçte araya bir cümle sokuşturdu : &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Tayyip Erdoğan'ın 1 milyar doları olduğu söyleniyor  &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Bu demeç Üzeyir Garih'in Eyüp mezarlığında öldürüldüğü dönemin sonrasında verilmişti. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Koç; Erdoğan'a açıkça; &#34;Belediye Başkanlığı döneminde Üzeyir Garih'le olan doğalgaz altyapı ihalesini; Üzeyir Garih'le olan ilişkini biliyorum&#34; diyordu. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Tayyip Erdoğan'ın; İslam'ın derin kodları ile Yahudiliğin derin kodlarını tek bir potada erittiğini iddia eden ve arkasını kazıdığınızda nedense hep Yahudilerin çıktığı kabalist cemaat yapıları ile bağlantısını Koç bilmeyecek de, biz mi bileceğiz. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Tayyip akıllı adam...&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Bir baktık...Mustafa Koç ile birlikte Tofaş fabrikası açılışlarında boy göstermeye başladı ve Mustafa Koç ekonomi dergilerine; ekonominin ne kadar iyiye gittiğine dair iyimserlik pompaladı. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Yine bu dönemde; TESEV gibi; Türkiye'nin en araştırılası ama nedense en arka planda kalmayı seven sermaye baronlarından Eczacıbaşı gibi bir ismin önderliğinde (Not : Eczacıbaşı'nın doğu kökenli işadamları üzerinden kurduğu geniş ilaç dağıtım ağları ve bu işadamlarının etnik kökenleri araştırmak için iyi bir başlangıç noktası olabilir); daha önce bir araya gelmesi düşünülemeyecek isimler aynı yuvarlak masalar çevresinde toplanmaya başladı. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;28 Şubat sürecinde belli meblağlar karşılığında belli tarikatların üzerine gitmeyenler; daha sonra o tarikatlarla silah şirketi bile kurdular. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Sizler bu arada Cumhuriyet üzerinden &#34;irtica&#34;, Hürriyet üzerinden &#34;Fransa ve türban&#34; haberleri okuyordunuz. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Keza; Zapsu gibi, bu topraklarda devlet düşmanlığı sülalesinin kodlarına kazınmış isimler; yine bu süreç içerisinde; &#34;düşünce kuruluşları&#34; bünyesinde aynı masalar çevresinde toplandılar. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Küresel baronlar; yerli baronları çıkarları doğrultusunda gruplandırmaya devam ediyordu ve hala devam ediyor..&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Milletle dalga geçercesine dünya turuna çıktığını söyleyen ve bu dünya turu bahanesi ile üst düzey pazarlıklar yapan Rahmi Koç; &#34;gezisine ara vererek&#34; Türkiye'ye döner dönmez yine o engin düşünsel hazinesini ortaya dökmeye başladı. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Patrikin ekümenikliğinin tanınmasından, başkanlık sistemine geçişe ve Kıbrıs'a kadar bir çok inci döküldü ağzından. Hatta; &#34;kontrollü diktatörlük olsa iyi olurdu ama en iyi ikinci seçecek başkanlık sistemi&#34; mealindeki sözleri görülmeye değerdi. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Milletin; Meclisinin çatısını aktartarak yola çıkardığı ve daha sonra gümrük duvarları ile sağladığı koruma arkasında yaptığı kalitesiz üretimi yıllarca satın alarak büyüttüğü Koç ailesinin lideri haddini Kıbrıs konusunda iyice aştı ve Kıbrıs'ı &#34;AB yolunda engel&#34; olarak nitelendirdi. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Bu yaklaşımın; &#34;Türkiye'nin AB üyeliği güney kuzey çatışmasına feda edilemez&#34; diyen Erdoğan ile aynı süreçte ve aynı tonda gerçekleşmesi yukarıdaki satırlardan sonra sizi pek de şaşırtmıyor olsa gerek. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Bu noktada; Türk Milleti'nin kanı ile bedelini ödediği Kıbrıs konusunda ahkam kesen ve Marmara'nın ortasında adası olan Koç efendiye bir önerimiz var : &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Özel helikopterlerle Karadeniz'deki bir kiliseyi taşıttığın Marmara'daki adanı; (sahi o adada neler oluyor?)&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Altındaki tarihsel hazineleri bulmak için Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da satın aldığın arazileri (bkz. Göle ve gizli Ermeni gömüleri ) ; &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Haliç ve çevresinde; başka isimler üzerine satın aldığın arazi ve emlakları;&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Güneydoğu'da İsrail'in kabalist sermayedarları adına kapattığın tarım arazilerini; &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Haliç'e kurduğun ve nedense bir de önüne denizaltı çektirttiğin Sanayi Müzesinin arazisini; (Not : Koç'un sürekli deniz ve altı ile ilgilenen yapılanmalara gitmesi ilk değil. Bkz. Deniz Temiz vakfı) &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Reklam bahanesi ile günlerce İstanbul'un tepesinde dolaştırdığın o zeplin üzerinden elde ettiğin görüntüleri; (sahi o zeplin, nasıl fırtınalı bir günde kopup gitti; ilginç değil mi?) &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;bu millete bedelsiz olarak devrettiğin gün; Türk Milleti'de sana Kıbrıs'ı istediğin gibi kullanman ve kullandırtman için bedelsiz olarak devredecektir. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Ne dersin...&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;......... &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Geçen pazar günü Pier Loti'den Haliç'i seyreden oğlunu izlerken; askerliğini nerede yaptı acaba diye düşündüm...&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Sonra kendi kendime güldüm...&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Sanayi müzenin hemen yanındaki arazinin Deniz Kuvvetleri tarafından boşaltıldığını ve tam karşısında kankan Patrikefendi'nin mekanını görünce...&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Sen yine de bu takas önerisini bir düşün bakalım Koç efendi...&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Senin Türkiye'deki topraklarına karşın; bizim Kıbrıs'taki topraklarımız...&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Annan'a rica etsen bir plan da bizim için yapar mı? &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;K.D.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;ALINTI: &#60;a href=&#34;http://www.acikistihbarat.com&#34; rel=&#34;nofollow&#34;&#62;http://www.acikistihbarat.com&#60;/a&#62;
&#60;/p&#62;</description>
</item>
<item>
<title>poseidon konu: "'Evet, Domuz Gribi bir biyolojik silah'"</title>
<link>http://forum.ilkhabergazetesi.com/topic.php?id=89#post-102</link>
<pubDate>Sal, 28 Apr 2009 22:18:10 +0000</pubDate>
<dc:creator>poseidon</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">102@http://forum.ilkhabergazetesi.com/</guid>
<description>&#60;p&#62;'Evet, Domuz Gribi bir biyolojik silah'&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;&#34;Mekanik silahlar, tank, top gibi savaş silahları bundan sonra kullanılmayacak! Peki o zaman ne olacak derseniz, bundan sonra virüsler aracılığı ile biyolojik savaşlar olacak!&#34; Gündemden düşmeyen virüsler hakkında tüm gerçekler… Mikrobiyoloji uzmanı Emekli Tabip Binbaşı Doktor Domuz Gribi'nı yorumluyor. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı Nükleer Biyolojik Kimya Okulu&#60;code&#62;nda 1985-87 yılları arasında biyolojik harp dersleri veren ve halen Konya&#60;/code&#62;da özel tıbbi tahlil laboratuvarı işleten Mikrobiyoloji uzmanı Emekli Tabip Binbaşı Dr. Salim Calp iyibilgi’ye özel açıklamalar yaptı. Calp, “Bundan sonraki savaşlar nükleer ve biyolojik savaşlar olacak. Bir ülke öldürücü yapay bir virüs geliştirip, kendi insanlarını bu virüse karşı dayanıklı hale getirip, ele geçirmek istediği ülke topraklarına virüs yayabilir. O ülkedeki veya kendi ülkesi dışında dünyadaki tüm insanlığı yok etmek ve dünyayı ele geçirmek için uğraşabilir” dedi.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62; İşte kuş, kene, fare ve domuzlardan yayılan virüsler biyolojik silah mı sorusunun cevapları, işte Dr Salim Calp’in açıklamaları:&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;“Mekanik silahlar, tank, top gibi savaş silahları bundan sonra kullanılmayacak! Bundan sonraki savaşlar nükleer biyolojik savaşlar olacak. Virüsü nasıl yaydığını tespit etmek mümkün değil! Hollywood filmlerinde bu tür felaket senaryolarından yüzlercesi yer alıyor… Bu bir mesaj bile olabilir!”&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;ABD, İngiltere, Belçika, Hollanda gibi ülkeler gelecekleri için güvenli topraklar arıyor!&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;“Buzulların erimesi ile önümüzdeki yıllarda İngiltere, Belçika, Hollanda gibi ülkeler sular altında kalacak. Bu herkesin bildiği bir konu! Peki bunu bilen ülkeler boş durur mu? İnsanlar artık gelecekleri için güvenli topraklar arıyor, yüksek rakımlı yerlerde ve göz koyduğu topraklara da, durup dururken top, tüfek gibi silahlarla saldırmaları da mümkün olmadığına göre, havadan, karadan veya denizden yapay bir virüs yayabilirler. Veya göz koydukları ülkeye saldırmak için bahane üretebilirler!  Afganistan ve Irak’ın bulunduğu coğrafyayı düşünün, ABD’deki ikiz kule saldırılarını hatırlayın, ardından gelişen olaylar kimin lehine oldu?”&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Virüs deneme amaçlı da yayılabilir&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;“Yapay bir virüs yapılırken çeşitli deneyler yapılır, virüslerin yapıları zamanla değişikliğe uğrar ve teşhis edilmesi güçleşir. Teşhis edilmesi güçleştikçe de korunmak imkânsız hale gelir! İşte biyolojik harp silahı üreten ülkeler ürettikleri biyolojik silahın gücünü denemek için de virüs yayabilirler.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;İşte son yıllarda sık sık ortaya çıkan, insan, hayvan ve bitki canlı hayatını tehdit eden, Kuş Gribi, Kırım Kongo, Hanta, Domuz Gribi virüslerin de deneme amaçlı yayıldığı da düşünülebilir.”&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Tespit etmek çok güç!&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;“Biyolojik silahlar hava, deniz veya karayolu ile herhangi bir ülkeye rahatlıkla bulaştırılabilir. Bunları tespit etmek son derece güçtür. Bu biyolojik harp maddeleri, ülkede çok büyük maddi ve sağlık sorunlarına yol açabilir. Aslına bakarsanız biyolojik silahlar 20.yüzyıl başlarından itibaren denenmeye başlandı. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;1.Dünya Savaşı’ndaki Veba salgınını hatırlayın. Bir anda milyonlarca insan yok olmuştu. Bunun da fareler aracılığı yayılan bir biyolojik silah olduğu iddia edildi. Veba biyolojik silahlar listesinde ilk sıralarda yer alır.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;10-15 yıl önce Ege Bölgesi’nde yetişen tütünlerde çok sık “mavi küp” hastalığı oluyordu. Tütünler ve yetiştirici çiftçiler büyük zarar görüyordu. O zaman da çiftçiler bunun Yunanlılar tarafından atılan bir biyolojik silah olduğunu iddia etmişlerdi. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;AIDS virüsü çıktığı zaman yaptığımız araştırmalardan sonra, ABD’de “Biyolojik Harp Silahı” yapım yerinde bu yapay virüsün üretildiğini ve bir astsubay tarafından dışarıya taşındığını iddia etmiştik. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Tekrar ediyorum bundan sonra kimyasal silahlarla savaş olmayacak! Bundan sonraki devir biyolojik silahlarla (virüsler ve mikroplarla) biyolojik savaşlar devri!”&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Bu virüsler nasıl ürüyorlar, korunmanın yolu yok mu?&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Calp’in bu tip virüslerden korunmak için önerileri ise şöyle:&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Virüslerden korunmak için öncelikle kapalı, güneş görmeyen, havasız ortamlardan uzak durmak gerekiyor. Virüsler güneş ışığına duyarlıdır, güneş ışığını görünce doğal olarak imha olurlar.&#60;br /&#62;
Sık sık elleri yıkamak da çok önemli. Yani temizlik… Kötü alışkanlıklardan uzak durmak, ayakta hızlı ve bilinçsizce yiyip içmekten sakınmak! Aslına bakarsanız bizim atalarımızın geleneksel yaşam tarzı bize tüm doğruları öğretiyor… Çünkü geleneksel yaşam tarzı insan bağışıklık sistemini güçlendiren etkiler içeriyor.&#60;br /&#62;
Cep telefonları da virüslerin yayılmasında etken! Ama bu hiç akla gelmeyecek şekilde, bir telefonunu ortalama iki yıl kullandığını düşünün, kaç defa temizleniyor? Neredeyse gün boyu kullandığımız bilgisayarları da aynı şekilde düşünmek gerek!&#60;br /&#62;
Zehirli kimyasallarla dolu tarım ilaçları da virüslerin yayılmasında büyük etken teşkil ediyor. Hem tabiattaki bitki ve topraktaki faydalı böcekleri yok ediyor hem de bağışıklık sistemimizi zayıflatarak virüslerin yayılmasına zemin hazırlıyor.&#60;br /&#62;
Vahşi kapitalizm, kenelerin çoğalmasında en büyük etkenlerdendir. Çünkü kenelerin çoğalmasına sebep kapitalizm ürünü zirai ilaçlardır. Tabiattaki canlılar öldürülerek canlı yaşam sürdürülemez! Tabiatın bir dengesi ve canlının da bir görevi var. Dünyada karasinekler olmasa dünya pislikten geçilmezdi! Neticede günümüzde insanlar para hırsı ile kendi kendini yok ediyor…   &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Emekli Tabip Binbaşı Dr. Salim Calp
&#60;/p&#62;</description>
</item>
<item>
<title>poseidon konu: "Uluslararası Adalet Divanı’nın Kararı: Sırbistan Soykırım Suçu İşlemedi"</title>
<link>http://forum.ilkhabergazetesi.com/topic.php?id=88#post-101</link>
<pubDate>Sal, 28 Apr 2009 11:02:08 +0000</pubDate>
<dc:creator>poseidon</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">101@http://forum.ilkhabergazetesi.com/</guid>
<description>&#60;p&#62;Uluslararası Adalet Divanı’nın Kararı: Sırbistan Soykırım Suçu İşlemedi &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Mirzet Mujezinovic&#60;br /&#62;
Dün (26.02.2007) Uluslararası Adalet Divanı (ICJ), Bosna Hersek’in 14 yıl önce Yugoslavya Federal Cumhuriyeti (Sırbistan ve Karadağ)’ne karşı açtığı davanın kararını açıklamıştır. Kararın özetinde; Sırbistan’ın Bosna Hersek’te soykırım işlemediği, soykırımın işlenmesinde yardım etmediği ve soykırımı desteklemediği vurgulanmaktadır. Diğer taraftan ICJ, Srebrenica katliamın bir soykırım olduğunu kabul etmiştir. Ayrıca Sırbistan, soykırımı engellemediği ve soykırım suçundan aranan kişileri yakalamadığı için suçlu bulundu. Sonuç olarak, Sırbistan’ın gerçekleştirilen soykırım suçundan sorumlu tutulamaz ve daha da önemlisi Sırbistan’ın, Bosna Hersek savaşında bir taraf olmadığına karar vermiştir.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Bosna Hersek avukat ekibinin hangi kanıtları sunduğu bilinmez ama gerek Sırbistan-Bosna Hersek, gerekse Sırbistan-Hırvatistan savaşları döneminde, Sırbistan’ın lideri olan Miloşeviç’in kendisi savaş suçlarından (Kosova ve Bosna Hersek’teki katliamlar nedeniyle) yargılandığını hatırlarsak, Sırbistan’ın Bosna Hersek savaşında bir taraf olmadığı yönündeki kararı anlamak mümkün değildir. Bosna Hersek savaşını sona erdiren Dayton Barış Anlaşması’nın altında bile Miloşeviç’in (ve dolayısıyla Sırbistan’ın) imzası vardır. Taraf olmadığı bir savaşın barış anlaşmasını Sırbistan’ın imzalanması Sırbistan’ın bu savaşta en etkili taraf olduğunu veya en azından Bosnalı Sırp askeri ve sivil yetkililer üzerinde büyük etkisi olduğunu göstermektedir. Ayrıca, savaş boyunca Sırbistan’dan Bosnalı Sırplara kamyonlarla silah ve petrol yardımı yapıldığına dair UNPROFOR’un ve bağımsız gazetecilerin tutanak ve raporları, Sırbistan’ın savaştaki rolünü kanıtlanmasında yetersiz kalmıştır. Sırbistan Özel Güçleri (Scorpions) tarafından infaz edilen Srebrenica gençlerinin görüntüleri de sabit kanıt olarak kabul edilmemiştir. Çünkü “Sırbistan yetkilileri, bu güçlerin Sırbistan’ın resmi güvenlik kurumlarına bağlı olmadıklarını açıklamışlardır”.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;ICY kararına göre Srebrenica’da bir soykırım gerçekleşmiştir. Ancak Sırbistan bundan sorumlu değildir. Görüldüğü gibi, Srebrenica’yı işgal eden güçlerin başında savaş suçu zanlısı Ratko Mladiç’in bulunması ve Mladiç’in 2005 yılına kadar Sırbistan Savunma Bakanlığı’ndan emekli maaşını alması da dikkate alınacak bir kanıt olmamıştır. Diğer taraftan, Bosna Hersek savaşı boyunca sürmekte olan “etnik temizlik” ve diğer insanlığa karşı suçlarını durdurulması için arabuluculuk (gerek Avrupalı gerekse Amerikalı) yapanlar, Bosnalı Sırplarla değil, direkt Miloşeviç ile görüşme yapmışlardır.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Bir karara göre Sırbistan, Srebrenica Soykırımı’nı engellemediği için suçlu bulunmuştur. Uluslararası toplumun ve dünya düzeninin en üst mahkemesi olan ICY’nin politik bir karar verdiği, bu kararla birlikte ortaya çıkmaktadır. Çünkü Srebrenica Soykırımı’nın engellenmesinden sadece Sırbistan değil, Birleşmiş Milletlerin 1948 tarihli “Soykırımı Engellenme Konvansiyonu”nu imzalayan tüm dünya ülkeleri sorumludur. Diğer taraftan Sırbistan’ın savaş suçu zanlılarını yakalamaması suçlaması, Sırbistan’ın savaş zamanındaki (yani Miloşeviç’in) Bosna Hersek politikasında hiçbir değişiklik olmadığını göstermektedir.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Sonuç olarak, Sırbistan’ın suçu ispat edilememiştir. Ancak Srebrenica’da bir soykırımın gerçekleştirildiği dünya tarihine geçmiştir. Srebrenica Soykırımı suçu artık Bosnalı Sırp yetkililerin omuzlarında bulunmaktadır. Burada çıkarılması gereken sonuç; soykırım sonuçlarının ortadan kaldırılmasıdır. Bu da, Dayton Barış Anlaşması ile bir zamanlar cumhuriyet olan Bosna Hersek’e dayatılan siyası-idari düzenin yanı sıra, coğrafi bölünmüşlüğünün geçersiz sayılmasıdır. Soykırımın sonuçları, Bosna Hersek’in kurumlarında, toplum, ekonomi ve kültüründe açıkça görülmektedir. Bosna Hersek etnik gettolara bölünmüştür. Bu nedenle olumsuz olsa da ICY’nin kararının bir kısmı, Dayton Barış Anlaşması’nı geçersiz kılmaktadır. Çünkü soykırımı işleyen Bosnalı Sırplar, bu anlaşmayla Bosna Hersek’in yarısını kazanmışlardır. Sonuçta, soykırım suçu işleyen bir toplum ödüllendirilemez. Bu nedenle, savaşın getirdiği düzenin varlığını ortadan kaldırılması için bu karar itici bir güce sahiptir. Ancak dünya tarihine Bosna Hersek savaşının bir iç savaş olarak girmesi, Sırbistan’ın bir başka zaferidir.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Bu kararla birlikte, Bosnalı Boşnak ve Hırvatlar uluslararası toplum tarafından, 1990’lı yıllarda birçok defa olduğu gibi bir kez daha ihanete uğramışlardır. Ayrıca, Hırvatistan’ın da 1999 yılında Sırbistan ve Karadağ’a karşı açtığı aynı davanın sonucu belli olmuştur. Çünkü, Bosna Hersek’teki katliamlarda, Hırvatistan’da yapılanlardan daha çok insan hayatını kaybetmiştir. Sırbistan’ın suçlu bulunmamasının en kötü tarafı ise, üçüncü Balkan savaşı sonrası bile Sırplar’ın vahşi yüzünün ortaya çıkmamasıdır. “Büyük Sırbistan” hayalinden vazgeçmeyen Sırp ulusunun geçek yüzünün tarih kitaplarında yer alması için daha kaç savaş ve daha kaç Srebrenica Soykırımı yaşanacaktır?
&#60;/p&#62;</description>
</item>
<item>
<title>poseidon konu: "Toprak altında 50 trilyon dolarlık madenimiz var.."</title>
<link>http://forum.ilkhabergazetesi.com/topic.php?id=87#post-100</link>
<pubDate>Paz, 26 Apr 2009 14:27:25 +0000</pubDate>
<dc:creator>poseidon</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">100@http://forum.ilkhabergazetesi.com/</guid>
<description>&#60;p&#62;Toprak altında 50 trilyon dolarlık madenimiz var..Elimizin altındaki değerleri kullanmakta biraz yavaş davranmanın birazda teknoloji fakirliğinin faturasını ödüyoruz.Ömer Faruk GÜNEL yazdı…&#60;br /&#62;
Toprak altında 50 trilyon dolarlık madenimiz var...&#60;br /&#62;
IMF kredi verecek mi? Kriz ortamında borçlarımızı çevirebilecek miyiz? İşsizliğe nasıl çözüm bulacağız? Üretimi nasıl arttırırız? Sanayileşmemiz gerekiyor, yatırımları canlandırmamız lazımdır. Soruları ve sorunlarıyla yıllardır uğraşıp duruyoruz. Oysa elimizin altındaki değerleri kullanmakta biraz yavaş davranmanın birazda teknoloji fakirliğinin faturasını ödüyoruz.&#60;br /&#62;
Maden potansiyelimiz teknoloji ile birleştiği zaman karşımıza müthiş rakamlar çıkıyor. Örneğin yapılan hesaplara göre yıllık 50 trilyon doları bulacak bir kaynağa sahip olduğumuz ve bunun toprağımızın altında yattığını gösteriyor. Rakam dudak uçuklatacak boyutta Ama, ARGE ve maden mühendisleri bu hesabı yapıyorlar. Doğrudur. Ufak bir ayrıntı var ki, o da, madenlerimizin ham değil işlenmiş ve teknolojik zenginliği kazanmış olarak değerlendirilmesi şartıyla. Konu yeni değil yıllardır değerlendirilir. Zengin maden yataklarımız ve dünyada birinci sırada olan kıymetli ve stratejik maden rezervlerimiz var. Maden istatistiklerine baktığımızda bunu görürüz. Ayrıca Maden Mühendisleri Odası çalışmaları ve ARGE Mühendisleri Derneği'nin değerlendirmeleri ve tespitleri var.&#60;br /&#62;
Bu çalışmalar ve raporlara göre, bor, osminyum, uranyum, neptinyum ve daha niceleri, farkında olduğumuz ancak ham kullanım yerine işleyerek dünya pazarlarına süremediğimiz önemli madenlerimiz oluyor. Mesela dünyada birinci olduğumuz bor madenini bizden yılda 200 milyon dolar ödeyerek ham olarak alan AB ülkeleri, işleyip ve teknolojik elekten geçirip satınca ceplerine 85 milyar dolar koyuyorlar. Yani 200 milyon dolar harcayıp, 85 milyar dolar kazanıyorlar... Bu anlamda da kıymetli ve stratejık maden potansiyelimizi teknik süreçten sonra işlenmiş olarak pazarlamamız önem kazanıyor. Bunun için de, eğer bu teknolojiyi kendimiz kendi sermayemiz yapamıyor ve patent sıkıntısı yaşıyorsak, aklın yolu birdir, yabancı teknolojiyle ortak olarak sorunu çözmemiz gerekir. En azından 85 milyar doların yarısına ortak oluruz. Bu noktada da, madenlerimizi yabancı sermayeye kaptırıyoruz safsatasını bir kenara bırakmanız lazımdır. Bor gibi başka önemli ve stratejik madenlerimizde var. Örneğin osminyum gibi. Bu maden de, Dünyada en çok Türkiye'de bulunuyor. Rezervi 127 bin ton. İkinci sırayı Bulgaristan alıyor, bu ülkedeki Osminyum rezervi 2.500 ton... Türkiye'de Osminyum elementinin para karşılığı 9 trilyon dolar olarak hesaplanıyor. Vooaav demeyin, ARGE mühendisleri hesaplamış!.. Aynı şekilde bana ulaşan rakamlara göre, 9 trilyon Osmiyum, 5 trilyon Bor, 10 trilyon Uranyum, 23.6 trilyon Neptünyum, 1.2 trilyon Satürnyum, 10 trilyon Andromedyum'la beraber toplam 49.9 trilyon dolarlık maden potansiyelimiz bulunduğunu gösteriyor. Dediğim gibi, ham rezervlerimizin işlenmesi ve teknolojiyle zenginleştirilmesi halinde. Yoksa, toprak ve taş olarak seyrederiz. Elin oğlu da gelir  üç kuruşa alır, bin kuruş kazanır, bizim taşımızdan, toprağımızdan.
&#60;/p&#62;</description>
</item>
<item>
<title>poseidon konu: "'Soykırım' kadar ağır sözler"</title>
<link>http://forum.ilkhabergazetesi.com/topic.php?id=86#post-99</link>
<pubDate>Cts, 25 Apr 2009 10:54:42 +0000</pubDate>
<dc:creator>poseidon</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">99@http://forum.ilkhabergazetesi.com/</guid>
<description>&#60;p&#62;İŞTE O AÇIKLAMA&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;“94 yıl önce, 20. yüzyılın en büyük katliamlarından biri başladı. Her yıl, Osmanlı İmparatorluğu’nun son günlerinde 1.5 milyon Ermeni’nin katledilmesi veya ölüme yürümesini anıyoruz. Ermeni halkı bizim kalplerimizde yaşadığı gibi, ”Meds Yeghern“ de, bizim anılarımızda yaşamalı. Tarih, çözülmedikçe ağır bir yük olabilir. 1915’in korkunç olayları insanoğlunun kendi türüne insani olmayan tutumunun karanlık olasılığını hatırlatıyor. Geçmişi gözden geçirmenin uzlaşma yönünde kuvvetli bir vaadini de içinde barındırıyor. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Benim 1915 olayları ile ilgili olarak görüşlerim belli, bunları tutarlı bir şekilde ifade ettim ve bu görüşlerim değişmedi. Şimdi asıl üzerinde durduğum gerçeklerin tam, samimi ve adil olarak ortaya çıkarılmasıdır. Ermeni ve Türk halkları açısında bu yönde ilerlemek için en iyi yolun şimdi, ileriye gidebilme çabalarının bir parçası olarak, geçmişin gerçeklerine yanıt vermektir. Türk ve Ermeni halklarının, bu acılı tarih üzerinde dürüst, açık ve yapıcı bir biçimde çalışılması çabalarını kuvvetle destekliyorum. Ermeniler ve Türkler arasında ve Türkiye içinde cesur ve önemli diyaloglar gerçekleştiriliyor. Aynı zamanda Türkiye ile Ermenistan’ın ikili ilişkilerini normalleştirme çabalarını kuvvetle destekliyorum. İsviçre’nin gözetimi altında iki hükümet, bir çerçeve ve ilişkilerin normalleştirilmesine yönelik yol haritasında anlaştılar. Bu ilerlemeyi takdir ediyorum ve iki hükümete de sözlerini yerine getirmeleri çağrısında bulunuyorum. Ermenistan ve Türkiye birlikte barışçı, üretken ve refah içinde bir ilişki kurabilir. Ve birlikte, Ermeni ve Türk halkları, kendi ortak tarihlerini kabul edip, ortak insanlıklarını kabul ettikleri zaman daha güçlü olacaklardır. Hiçbir şey, ”Meds Yeghern“ ile kaybedilenleri geri getiremez. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Ermeniler son 94 yılda dinamizm, dayanıklılık ve yetenekleri sayesinde, kendilerini yok etmeye çalışanlara karşı direndiler. ABD de, 1915’ten sonra bu ülkeye göç eden Ermeni asıllı Amerikalılar’ın topluma yaptığı katkılarla zenginleşti. Bugün, dostluk, dayanışma ve derin saygı duygularıyla her yerdeki Ermeniler’in yanında duruyorum.”
&#60;/p&#62;</description>
</item>
<item>
<title>poseidon konu: "iRANLI HOCANIN iTiRAFI"</title>
<link>http://forum.ilkhabergazetesi.com/topic.php?id=85#post-98</link>
<pubDate>Per, 16 Apr 2009 11:34:14 +0000</pubDate>
<dc:creator>poseidon</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">98@http://forum.ilkhabergazetesi.com/</guid>
<description>&#60;p&#62;İran'da şah ülkeden kovalanıp yerine mollallar çöreklendiğinde herkes durumdan oldukça memnundu çünkü mollaları ve yapacaklarını henüz kimse tam olarak bilmiyordu. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Aradan yıllar geçtikçe mollaların gerçek yüzü ortaya çıkmaya, halk arasında hoşnutsuzluklar başgöstermeye başladı. Bu sıralarda İran'ın bir çok bilim adamı gibi ünlü bir ilahiyatcısı da tutuklanarak yılalrca hapishanelerde süründürülmüştür. Bunlardan bir kısmı halen hapiste çeşitli cezalara çarptırılmış halde tutulmaktadır. Bir kısmı mollalara boyun eğerek serbest kalmış bazıları da istemeyerek de olsa ülkeyi terk etmek zorunda kalmıştı. Yıllar sonra bu ilahiyatçı bilim adamıyla bir gazeteci arasında söyle bir konuşma geçmiştir. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Gazeteci; Efendim, siz aydın bir kişi ve bilim adamı olarak bu durumu önceden sezinleyemediniz mi, ve sezinlediğinizde herhangi bir tepki ortaya koyamadınız mı? &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Bilim adamı: İlk başta kimse neyin ne olduğunu bilemiyordu. Tek derdimiz şahın gitmesiydi. Onun için şahın yerine kimin geleceğine pek bakan yoktu. Sonra bu karmaşada mollalar geldi ve heryere adım adım yerleştiler. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;İlk önce koministleri götürdüler, kominist olmadığım için sesimi çıkarmadım. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Daha sonra liberalleri götürdüler, liberal olmadığım için sesimi çıkartmadım. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Daha sonra milliyetcileri götürdüler, milliyetçi olmadığım için sesimi çıkartmadım. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Daha sonra askerleri götürdüler, asker olmadığım için sesimi çıkartmadım. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Daha sonra polisleri götürdüler, polis olmadığım için sesimi çıkartmadım. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Daha sonra öğrencileri götürdüler, öğrenci olmadığım için sesimi çıkartmadım. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Daha sonra travestileri götürdüler, travesti olmadığım için sesimi çıkartmadım. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Daha sonra fahişeleri götürdüler, fahişe olmadığım için sesimi çıkartmadım. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;EN SONUNDA BENİ GÖTÜRDÜKLERİNDE SESİMİ DUYACAK KİMSE KALMAMIŞTI &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Gazeteci; başka sorum yok efendim
&#60;/p&#62;</description>
</item>
<item>
<title>poseidon konu: "Kütahya'da 5 bin yıl yetecek bor madeni bulundu  !!!!!"</title>
<link>http://forum.ilkhabergazetesi.com/topic.php?id=84#post-97</link>
<pubDate>Çar, 15 Apr 2009 21:45:00 +0000</pubDate>
<dc:creator>poseidon</dc:creator>
<guid isPermaLink="false">97@http://forum.ilkhabergazetesi.com/</guid>
<description>&#60;p&#62;Kütahya'nın Emet ve Hisarcık ilçelerinde, Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğünün yaptığı sondaj çalışmalarına göre yaklaşık 1 milyar ton bor madeni rezervi bulunduğu tahmin ediliyor.  &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;AA muhabirinin edindiği bilgilere göre, sanayide kullanılan ve çağın madeni olarak tanımlanan borun dünyadaki rezervinin yaklaşık yüzde 70'i Türkiye'de, bunun yüzde 70'i de Emet'te bulunuyor. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Bölgede bor madeninin varlığı, 1956 yılında, Maden Tetkik Arama Genel Müdürlüğünde (MTA) görevli Alman Jeolog Dr. Gawlik tarafından ilçe merkezinin 4 kilometre kuzeyindeki Espey mevkisinde ve 12 kilometre güneyindeki Hisarcık ilçesinde tespit edildi. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Emet'teki bor sahaları, MTA tarafından 1958 yılında Etibank'a verildi. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Espey'deki sahaların bir bölümü özel şirketlerce, geri kalanı ise Etibank tarafından bir süre işletildi. İlk yıllarda yer altı işletmeciliği yapan bu kuruluşlar, daha sonra boru açık işletme sistemiyle çıkarmaya başladı. O yıllarda Hisarcık'taki sahalarda ise Etibank'a bağlı Emet Kolemanit İşletmesince açık ocak üretimi yapıldı. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;İsmi Emet Bor İşletmesi olarak değiştirilen kurum, 1958 yılında resmen bor üretimine başladı. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Espey yakınındaki Killik mevkisinde 1957 yılında özel sektör kuruluşlarınca işletilen sahalar, 1979'da dönemin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Deniz Baykal tarafından kamulaştırılarak, Emet Bor işletmesine devredildi. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Bölgedeki tüm maden ocakları 1990'da açık işletmeye dönüştürülerek, bor üretimine devam edildi. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;-BOR MADENİNİN KULLANIM ALANLARI- &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Bor mineralleri ve bileşikleri doğrudan kullanılamıyor, ancak sanayinin birçok dalında katkı maddesi olarak değerlendiriliyor. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Cam elyaf, optik ve teknik cam endüstrisi, sır ve emaye üretimi, boya ve diğer bazı kimyasalların yapımı, seramik, gübre, fotoğrafçılık, ilaç, deri, demir-çelik, kozmetik, sabun ve deterjan sanayisi, enerji sektörü ve nükleer uygulamalarda kullanılan bordan son yıllarda uzay araçlarının üzerlerinin kaplanması, ısı yalıtımı, pil, yanmaz kumaş, çelik yelek, askeri tank zırhları imalatında ve araç yakıtı olarak yararlanılıyor. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;ABD'deki petrol kaynaklarının azalmasından sonra araç yakıtı olarak kullanılabileceğinin belirlenmesi, borun stratejik önemini artırdı. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Türkiye'nin ihraç kalemlerinden de biri olan bor, ABD, Japonya, Çin, Rusya, Avrupa Birliği (AB) ve Afrika ülkelerine gönderiliyor. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;-REZERV TESPİTİ VE BORLU ÇİMENTO ÜRETİMİ PROJESİ- &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü yetkilileri, Emet ve Hisarcık'taki sahalarda yapılan sondajlara göre yaklaşık 1 milyar ton bor rezervi bulunduğunu saptadı. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Müdürlük tarafından rezerv tespiti için çalışmaların MTA Genel Müdürlüğü bünyesinde sürdürüldüğüne işaret eden yetkililer, sondajlara bu yıl da devam edileceğini kaydetti. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Emet Bor İşletmesinin yıllık bor üretimi ve satışının yaklaşık 200 bin ton olduğunu ifade eden yetkililer, bölgedeki bor madeninin ömrünü 5000 yıl olarak tahmin ettiklerini belirtti. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Yetkililer, işletmede 830 işçi ve memurun çalıştığını bildirerek, bor ve bor atıklarından çimento imalatında katkı malzemesi olarak kullanılması yönünde çalışmalara devam edildiğini anlattı. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürü Orhan Yılmaz tarafından başlatılan çalışmalar kapsamında teknik ekibin, dayanaklı çimento ve beton asfalt yapımı için gerçekleştirilen deneylerden olumlu sonuç alındığına dikkati çeken yetkililer, çimento üretimi için proje çalışmalarına ağırlık verdiklerini duyurdu. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;-BORİK ASİT FABRİKASI ZİNCİRİNE YENİ HALKA- &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Emet'te üretilen borun işlenmesi konusunda da önemli çalışmalar yapılıyor. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Bor madeninden elde edilen borik asit, daha önce Balıkesir'in Bandırma ilçesinde, Eti Maden İşletmelerinin tesislerinde üretiliyordu. Bu tesisin ekonomik ömrünü tamamlamasının ardından Emet'te 2002 yılında borik asit fabrikası kuruldu. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Yıllık 100 bin ton borik asit üretilen fabrika, yurt içi ve yurt dışından gelen talepleri karşılayamayınca Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü tarafından ikinci fabrikanın kurulmasına karar verildi. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;Mevcut fabrikanın yanındaki alanda bu ay sonunda inşaatına başlanacak tesiste, yıllık 100 bin ton borik asit kapasitesiyle 2010 yılında üretime başlanması hedefleniyor.
&#60;/p&#62;</description>
</item>

</channel>
</rss>
