Gerek içeride ve gerekse dışarıda hummalı bir faaliyetle Türkiye’nin altı oyulmak istenmektedir.
Her gün değişik adlarla, değişik kimliklerle Türkiye yabancı ekselanslar tarafından teftiş edilmekte, direktiflerle köşeye sıkıştırılmakta, “Yumuşak karin” olan bölgelerle ilgili akıl almaz oyunlar oynanmakta, ihanet senaryoları sahneye konulmaktadır.
Dünün batı kulübü taklitçileriyle, günümüzün çağdaş entelleri ağız ve el birliği ile hemen tez zamanda Türkiye’nin Avrupa Birliği içine alınmasını arzulamaktadırlar.
İslamı kendilerine kalkan yapıp üzerinden siyaset yapan mâlûm zihniyetle dünün komunist, bugünün kapitalist salon sosyalistleri şimdi “insan hakları”, “hukukun üstünlüğü”, “daha fazla özgürlük” gibi sloganlarla omuz omuza mücadele etmektediler.
Türkiye, içindeki ve dışardaki iğrenç emelli kimselerin aşağılık oyunlarına daha ne kadar sabır gösterecek?
Avrupalı vekiller gelir; Güneydoğu’yu teftiş eder, yetkilileri apar topar bir araya getirir, hizaya çeker, emirler verir, akil hocaliginda bulunur, yapilan barajlara bile burnunu sokar. Bizim yetkililer ise efendilerinin sözüne uygun olarak sus-pus olurlar. Enerji darbogazinda oldugumuz, Bulgaristan’dan elektrik almak mecburiyetine düşürüldügümüz şu günlerde iki Ingiliz milletvekili barajlarin yapildigi bölgede araştirma yapmişlar ve Ingiliz Başbakani’na sunulmak üzere bir rapor hazırlamışlardır. Bu çıfıtlar bize adeta sövüyorlar, dalga geçiyorlar, bizi kendi vatanımızda küçük düşürüyorlar.
Bu arada Türk hakim ve savcıları da Avrupa kıskacına alınmış bulunuyor. Adamlar ellerini kollarını sallaya sallaya gelip tam bir şarlatanlıkla cezaevlerini teftiş ediyorlar, belgeler hazırlıyorlar, direktifler veriyorlar. AİHM Türkiye’yi tazminata mahkûm etmiş. Sonra Adalet Bakanligi bu işe kizmiş ve sorumlulugu savcilara yüklemiş. Bu işe güler misiniz aglar misiniz? Türkiye adeta “Yol kesen hanı”na döndürülmüş. Bunda en çok kimin payi var?
Idam cezasinin kalkmasi için büyük bir baski uygulaniyor. Idamin kaldirilmak istenmesinin en önemli sebebi Apo denen caninin ipten kurtarilmasidir. Ki daha çok adam öldürme, daha fazla vatan hainligi, daha igrenç devlet düşmanligi yapilabilsin. Hadin iktidarsiz muktedir olma davasindakiler, yapin yapacaginizi. Bütün bunlar “Avrupa böyle istiyor, üyeliğimiz bundan sonra gerçekleşecek” safsatasından ibarettir.
Türk milleti AB ve Batı üzerinde yeterince aydınlatıcı bilgiye sahip değildir. Belirli mihrakların, özellikle hükümet yetkililerinin arzuladıkları türden bilgilerle yönlendirilmektedir. Avrupalı için Türkiye hala potansiyel bir düşmandır. Parçalanmalı, tamamen etkisiz hale sokulmalıdır. Bu değişmeyen bir konudur. AB üyesi ülkeler kendi toprakları üzerinde yaşayan halklara tanımadığı hakları bizden; bizim olan, bizden bir parça olanlardan istemektedir.
Gümrük Birliği’ne tek taraflı girmişiz ve bunu millete çok büyük bir başarı diye yutturmuşuz, bu sayede alınacak oylarla meclisteki sandalye sayısını artırma yoluna gitmişiz. Gelinen nokta sanıldığı gibi aydınlık değil, hezimettir. Oysa serbest dolaşım hakları dahil olmak üzere AB hiçbir konuda bize karşı adil, samimi ve yapıcı olmamıştır, insanca davranmamıştır.
İşin aslı AB bizi kendi içine almayacaktır. Almamak, yahut da almak için pek hain oyunları sergilemekten kaçınmamaktadır. Rum-Yunan oyunlarının ileri merhalesi olan KKTC’nin ortadan kaldırılmasına ve Yunan-Rum planlarının tatbik edilmesine çalışmaktadırlar.
Hükümet ise AB’ne karşi tam anlamiyla bir kuzu psikozu içinde teslimiyetini sürdürmektedir. Bu bati âleminin diyelim ki şimdilik istedikleri işleri yaptik, işin peşini birakacaklar mi? Ege adalarini, Trakya’yı, Batı Anadolu’yu, Karadeniz’i hatırdan çıkaracaklar mı, rahat duracaklar mı? Sonrasında tam üyelik verecekler mi? AB’nin asıl amacı hıristiyanlık emellerine uygun bir yapılanma ve Haç’ın Hilale galip gelme çabasından ibarettir. Bu millet İslâm’dan uzaklaşmadan Bati asla bizi kabul etmeyecek ve de bizi rahat birakmayacaktir.
Aklimizi başimiza toplamak zorundayiz. Türkiye milletiyle, ülkesiyle, topraklariyla, bayragiyla bölünmez bir bütündür. Bunun tartişmasini bile kabullenemeyiz. Biz dinimizden, vatanimizdan, bayragimizdan memnunuz.
Kimileri yapacak, kimileri yikacak. Devran dönüp duracak. Herkes hesap vermek üzere hesap menziline varacak. Hakettikleri yeri boylayacaklar. Her zaman söyledigimiz gibi bizim Türkiye’den başka vatanimiz yok. Bu vatanin selâmeti için elbirligi ile ne gerekiyorsa onu yapmaliyiz. Vatanimizin altini oyan kim olursa olsun mücadelemizi sürdürmeliyiz. Iç ve diş düşmanlara hainlere, gafillere karşi daima uyanik ve teyakkuz halinde bulunmaliyiz. Bunlari birer birer taniyoruz, maskelerini indiriyoruz ki hem Rabbimizin katinda mes’ul olmayalım, hem de tarihin önünde. Her zamankinden daha yoğun ve kesif propagandalarla, siyasi manevralarla içten ve dıştan kuşatıldığımızı üzüntüyle görmekteyiz. Bu ülkeyi kaosa sürüklemek isteyenler er geç kaosa sürüklenecekler, hakettikleri çukura düşeceklerdir.
